8/10
·360 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:25
Bazı kitaplar büyük olaylar anlatarak etkiler. Bazıları ise hepimizin bir zamanlar hissettiği ama çoğu zaman kendimize bile itiraf edemediği duyguları öylesine yalın ve dürüst anlatır ki, okurken kendimizi sayfaların arasında buluruz. Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Roman, Napoli’nin yoksul bir mahallesinde büyüyen iki genç kızın; Elena (Lenù) ve Lila’nın çocukluklarından başlayıp on altı-on yedi yaşlarına kadar uzanan yaşamlarını anlatıyor. Ancak bu yalnızca iki arkadaşın hikâyesi değil. Aynı zamanda kendini bulmaya çalışan iki genç kızın büyüme, değişme ve hayata tutunma mücadelesi. Lenù, eğitim yoluyla içinde doğduğu sınıfın sınırlarını aşmaya çalışırken; Lila aynı çıkışı evlilikte arıyor. Oysa ikisinin de ortak bir arzusu var: Kendilerine çizilmiş hayatın dışına çıkabilmek. Biri kitaplara, diğeri zekâsına tutunuyor. Farklı yollar seçseler de aslında ikisi de aynı sorunun peşinde yürüyor: “Ben kim olacağım?” Kitap boyunca en çok etkilendiğim şey ise iki arkadaşın birbirlerine karşı hissettikleri duyguların olağanüstü bir dürüstlükle anlatılmasıydı. Birbirlerini seviyorlar, birbirlerine hayranlık duyuyorlar, zaman zaman birbirlerini kıskanıyorlar, birbirlerine özeniyorlar ve bazen de birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Ama bunların hiçbiri kötü niyetle yapılmış davranışlar değil. Bunlar, kendini arayan iki genç insanın son derece insani duyguları. Aslında çoğumuz çocukluğumuzda ya da gençliğimizde buna benzer duygular yaşadık. Bir arkadaşımızın başarısına yetişmeye çalıştık, onun cesaretine hayran olduk, sahip olduklarına özendik ya da onun gibi olmayı istedik. Ferrante bütün bunları yargılamadan anlatıyor. Bu yüzden okurken karakterleri değil, zaman zaman kendimizi görüyoruz. Roman yalnızca iki arkadaşın hikâyesini
Duygu ve Düşünce
Benim Olağanüstü Akıllı ArkadaşımElena Ferrante · Everest Yayınları · 20243,521 okunma
Heyyttt,var mı bana yan bakan :))))
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
SAYILI FIRTINALAR "Eski İstanbul Kabadayıları" REFİ CEVAD ULUNAY Sayılı Fırtınalar Refi Cevad Ulunay'ın Türk edebiyatında ve yakın tarih kitaplığında çok özel bir yere sahip olan, adeta bir "İstanbul folkloru" belgeseli niteliğindeki eseridir. Kitap, tarih kitabı ile roman arasında durur. Olayların önemli bir kısmı hakiki kişiler ve vakalardan beslenir; ancak Ulunay bunları roman tekniğiyle anlatır. Bu yüzden eser, tarihçiler tarafından tek başına belge olarak değil, dönemin sosyal hayatını anlamaya yardımcı bir tanıklık metni olarak değerlendirilir. Bir nostalji sever olarak, eserdeki İstanbul'un mekan hafızası beni en çok etkileyen yönlerden biri oldu.Kahvehaneler, meyhaneler, Direklerarası, arka sokaklar, tulumbacılar, zaptiyeler... Bugün büyük ölçüde kaybolmuş bir şehir kültürü adeta canlı bir dekor gibi anlatılırken ben de adeta içinde yaşadım. ***** Ulunay, bu kitapta Osmanlı'nın son dönemindeki İstanbul kabadayılık müessesesini anlatır.Yazarın bizzat şahit olduğu, dinlediği ya da içinde bulunduğu eski İstanbul sokaklarının yazılı olmayan kanunlarını kayda geçirir. Zincirleme bir hikaye anlatımıyla Abdülhamid döneminin son yılları ile Meşrutiyet İstanbul'unun yeraltı dünyasını ve sosyal hayatını resmeder. Sayılı Fırtınalar, bugün tamamen yok olmuş bir İstanbul alt kültürünü, o kültürün kendine has kodlarını ve insan tiplerini birer belge gibi günümüze taşıyan emsalsiz bir kaynaktır. Üsküdar'da sahafın vitrinde görüp hemen alıp keyifle okuduğum bir eserdir. Yeni basımı var mı bilmiyorum. Merak edersiniz sahaflardan temin edebilirsiniz. Gelelim esere... Kitap, önce kabadayılık, racon gibi kavramları açıklayarak başlıyor. Ardından anlatı, dönemin ünlü kabadayılarından Arap Abdullah'ın karıştığı 'Direklerarası Cinayeti' ile devam ediyor. (Güzel
Tarih
Sayılı FırtınalarRefi Cevad Ulunay · Bolayır Yayınevi · 197361 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·252 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:02
Spoiler vermeden anlatmaya çalışacağım “Herkes, kendi karakterinin mimarıdır.” öncelikle bu alıntı. Üzerine paragraflar yazılabilir... Kitabimizda Sarıca ve Çira diye iki kahramanımız var. Bu ikisinin aşkı üzerinden şekillenen hikaye Göbeklitepe etrafında şekilleniyor. Göbeklitepe sadece bir mekân değil; insanın inanç, hakikat ve medeniyet arayışının sembolü olarak hikâyenin merkezinde yer alıyor. Bu sırada Sarıca’nın anlam arayışı var. Hakikat arayışı, adalet anlayışı, neden varolduğumuzu anlama arayışı… Çira’yı ararken bunları arıyor bir yandan da. Bu aramaları sırasında karşımıza tarihten pek çok kişi çıkıyor. Onlarla ilgili kısa bilgiler ediniyoruz . Elbette iyiler ve kötüler var… İyi ve kötü mücadelesi… Yine bu nokta için çok güzel bir alıntılar vardı : “Annesinin iyi olması evladın da iyi olmasına sebep değil ki!”… “Yer yüzünde iyiliğe muhtaç çok insan var efendim. Arzın karanlık yüzü sayısız kötülükle dolu çünkü." İlk 70 sayfası çok sıkıcıydı gerçekten. Olayın nereye varacağını anlamakta zorlandım ama sonrası aktı. Üslup bakımından bildiğimiz gibi zaten İskender Pala. Tavsiyemdir.
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,2bin okunma
10/10
·392 syf.··
2026 31. kitabı
Merhaba arkadaşlar! Bugün size son zamanlarda okuduğum en naif, en 'aile' sıcaklığındaki kitaptan bahsetmek istiyorum: 'BAŞLANGIÇLAR KİTABI'. Kalbi kırık bir kadın, kiliseden kaçan bir rahibe ve 70 yaşında ilk kitabını yazmaya çalışan bir adam... Yolları bir kırtasiye dükkanında kesişen bu üç benzersiz karakterin hikayesine buyurmaz mısınız? Hikayemiz Jo Sorsby adında bir kadının dayısının dükkanına bakmak için Londra'ya taşınmasıyla basliyor. Dayısının bir bakım evine yatırılmasından sonra kırtasiyeye Jo bakmaya başlar. Dört ay önce uzun süreli ilişkisinin kötü bir şekilde bitmiş olması onu derinden yaralar. Londra'ya biraz da uzaklaşmak unutmak için gelir ama mekan değiştirince malesef ki bazı şeyler hala taptaze kalıyor akılda. Burada rengârenk defterler, kalemler,kağıtlar arasında olmak zamanla ona iyi gelecektir. Hayatını değiştiren sadece renkli kağıtlar kalemler degildir. Ruth,Malcolm, Eric gibi kişiler sayesinde hayatına ayrı bir renk gelecektir. Ruth,kacak bir rahibe olarak biliniyor.Kiliseden kaçmıştır ve neden kaçmış olduğu bilinmiyor. Malcolm 70 yaşında dükkanın sadık müşterilerinden birirdir ve o yaşına rağmen ilk kitabını yazmak için uğraşıyordur. Viking Eric ise yan dükkanda çalışan biridir. Bu kişiler Jo için sonradan edinilen aile gibi olacaktır. Kitapta, karakterlerin yaş ve hayat tecrübesi olarak birbirlerinden çok uzak olmalarına rağmen kurdukları bağ cok iyiydi. Jo, geçmişinde yaşadığı kırılganlıklar yüzünden kendi kabuğuna çekilmişken; kilise kurallarına sıkışmış bir rahibe ve hayalleri olan yaşlı bir adamla yollarının kesişmesi hikayeyi güzelleştiriyor. Gerçek sevgi ve dostluğun on planda tutulduğu bu kitabı tavsiye edeirm. Ve yeni başlayanlar,yeni başlangıçlar için harika bir kitap. The Kitap Yayınları Seval S. İlknur
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202694 okunma
Afrika Hanı'nın Sessiz Tanığı: Mimu
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:58
Yeşim Dorman’ın 1996 yılında İmge Kitabevi tarafından yayımlanan "Mimu'nun Hayat Kitabı" eseri, aslında tek bir kişinin rehber kitabından ziyade, "Mimu" adlı yedi yaşındaki bir çocuğun çevresindeki insanların yaşam kesitlerini ve Beyoğlu atmosferini anlatan bir öykü kitabıdır. ​Eser, birbirine bağlı 14 farklı öyküden oluşur ve döneminin edebiyat dünyasında kendine has bir yere sahiptir. ​1. Kurgu ve Atmosfer ​Mekan ve İnsanlar: Kitap, "Afrika Hanı" olarak adlandırılan bir apartmanda geçer. Burası, farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı, Beyoğlu’nun o dönemki kozmopolit yapısını yansıtan bir yerdir. ​Karakterler: Penelope, Hari, Nanaçe ve Aznif gibi dört kadın ile Doktor Enver, kapıcı Ali Efendi ve Hüseyin Halidi gibi karakterlerin ekseninde şekillenir. Yedi yaşındaki Mimu, bu karmaşık ve hüzünlü yetişkin dünyasını gözlemleyen "merkez" konumundadır. ​Odak Noktası: Kitap, Mimu’nun kendi hayat kitabından ziyade, onun etrafındaki insanların "hayat kitaplarını" (geçmişlerini, yaralarını, sırlarını) okuyucunun önüne serer. ​2. Tematik Analiz ​Kayıplar ve Yalnızlık: Karakterlerin her biri kendi geçmişlerinin yükünü taşır. Özellikle apartman görevlisi Ali Efendi’nin geçmişine dair travmalar (Dersim vurgusu) ve diğer karakterlerin göç, aşk ve yaşlılık ile imtihanları kitabın hüzünlü tonunu belirler. ​Beyoğlu Kültürü: Eser, Beyoğlu'nda yaşayan azınlıkların ve oraya sonradan yerleşenlerin hayatlarına, sosyal çatışmalarına ve aralarındaki naif ama bazen mesafeli ilişkilere odaklanır. ​Anlatım Tarzı: Yeşim Dorman, tiyatro kökenli bir yazar olmasının verdiği etkiyle karakterlerin iç dünyasını, diyaloglar ve çevresel betimlemelerle teatral bir havada sunar. ​3. Eleştirel Notlar ​Parçalı Yapı: Eserin öykülerden oluşan yapısı, karakterlerin derinliğinin yer yer
Hayata Dair
Mimu'nun Hayat KitabıYeşim Dorman · İmge Kitabevi · 19964 okunma
2/10
·944 syf.··
2026 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:36
Normalde bu kadar uzun bir kitaba detaylı bir inceleme yazmak beni bayağı bir zorlar çünkü genelde kalın kitapları okumam normalden çok daha uzun sürer ama bu seriyi ve ejderhalarını biraz fazla sevdiğim için okurken notlar aldım ve tek tek düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü diğer incelemelere baktığımda gördüm ki fazlasıyla abartılmış bir kitap. Bu inceleme spoiler içermektedir. Öncelikle besmele çekip nas felak okuyarak kitabın kapağını açıyoruz sonuçta 900 sayfalık kitap ne olur ne olmaz. Baştan şunu söylemeliyim, ejderhalara bayılıyorum. Fantastik yaratıklar arasında en sevdiklerim kesinlikle ejderhalar. Biraz da bu yüzden bu kitaba bu kadar uzun süre katlandım çünkü gereksiz yere uzatıldığını düşünüyorum. Aslında sadece ben değil diğer incelemelere şöyle bir göz atsanız bile okurlarının neredeyse hepsinin bu kitabın gereksiz uzun olduğu kanaatinde olduğunu görürsünüz. Örnek vererek açıklayayım; ilk bölümde Aretia'daki kurulun kendi aralarında savaş oyunlarından sonra oraya giden öğrenciler hakkında karar vermelerini okuyoruz. 20. sayfanın sonunda bu konuşmalarla ilgili Brennan'ın söylediği ilk cümle geçiyor. Sonra 21. sayfaya geçiyoruz, doğal olarak sohbetin devamını okuyoruz demi. Yok o iş öyle değil. 21. sayfada Violetin o mekan hakkındaki düşüncelerini okumaya başlıyoruz. Tamam 1 sayfa boyunca okuduk, güzel sıkıntı yok. 22. sayfaya geçtiğimizde önceki sayfada söylenen sözün cevabı oradaki başka bir biniciden geliyor. Sonra Brennan tekrar bir şey söylüyor ve sohbet devam ediyor demeyi çok isterdim ama yine violet araya girip odayı anlatmaya başlıyor. Bu sözün cevabı da 23. sayfanın başında geliyor. Yani anlayacağınız üzere, kitapta ciddi bir problem var ki bu da kesinlikle violet ve hiç susmayan düşünceleriyle sürekli araya girilmesi. Şimdi
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,216 okunma