Öğretmenim, "...İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." (syf 84, Can yayınları) cümlesine rastlayabilmek için 25 yaşıma kadar beklemem mi gerekirdi?
"Kentsoylu toplumda kadına düşen başlıca rollerden biri, temsil etmek'tir: güzelliği, çekiciliği, zekası, inceliği, tıpkı arabasının dış görünüşü gibi, kocasının servetinin dış belirtileridir."
Abdülhamit zamanında, "Sinekli Bakkal" sokağında "İstanbul Bakkaliyesi"nin karşı komşusuydum ben... Rabia'yı, Rakım'ı, Pembe'yi izledim rafları düzeltirken her sabah... Rabia'nın "kontralto" sesini dinledim akşamları...Şimdi taşındım o sokaktan ve çok üzgünüm...
Bu sokakta (konakta) beni en çok etkileyen, annesinin tabiriyle, Hilmi'nin kadınlara bidüziye hücumu; "... Sade zevke, çocuk doğurmaya mahsus birer alet... Hangisine insan diyebiliriz? Zincirleri altın bile olsa, kendileri birer esir!.."
Gidin görün o sokağı bir, sokağa taşınmasanız da en azından Rakım'dan alış-veriş edin...