Dirmit bağıra çağıra yaşadığı tüm evlerin ahırlarını, damlarını, bahçelerindeki gül fidanlarının sayısını bildiği köyün, şimdi kalkıp gitse yolunu şaşıracağını düşünüp kederlendi.Yaşayıp bitirdiği her günün, tutulmaz bir kuş olup uçtuğuna, yavaş yavaş gözden silinip bir küçük kara noktaya dönüştüğüne karar verdi.
Bakışlarım, önümdeki küçük pencerenin parmaklıkları arasından, Bicêtre'in büyük kapısının üzerine büyük harflerle yazılmış bir tabelaya takılıp kalmıştı: YAŞLILAR YURDU. "Bak şu işe, " dedim kendi kendime, " demek orada yaşlanan insanlar da varmış. "