250 sayfalık bir kitap okuyorsun ve hayatınla ilgili milyonlarca çıkarımda bulunuyorsun. Bir başlık okurken yeni başlığa geçmek zaman aldı çünkü tekrar tekrar aynı sayfayı okuma istediği sardı her defasında. Altını çizdiğim her cümlenin üzerinde uzunca düşündüm. Şiirleri kadar deneme yazıları da büyük etki bıraktı bende. Kafamdan geçirip dile getiremediğim her düşünce kelimelere dökülmüş, somut hale gelmiş. Ayrıca başka kitaplara, başka yazarlara teşvik etme konusunda merak uyandırıcı edebi dili hep yeni yazarlar keşfetmemi sağlıyor. Yaşadığımız dönemin büyük şansı bence Şükrü Erbaş... Aynı zamanda 2022'nin bana en değerli armağanı oldu.
İnceleme yapmasam rahat edemeyecektim ve hep içimde kalacaktı. Aslında incelemeden ziyade hayranlığımı dile getireceğim. Daha en başında bu kitabın hayatımda dönüm noktasına yol açacak şekilde etki edeceğine emindim. Hayatıma yön vermeye çalıştığım ve "ben neyim, ne olmak istiyorum" diye sorduğum zamanlarda başladım okumaya. Karmaşıklığın ve negatif bir gidişatın içinde ne yazık ki aksatarak okudum ve normal okuma süremden çok daha uzun bir sürede bitirdim. Kitaba hep yanlış zamanda başladığımı düşünmüştüm ama bundan daha doğru bir zaman olamazdı. Kitabı elime her aldığımda bende yarattığı etkiden, büyüsünden çıkmayı hiç istemedim. Her bölümde "Martin, sen bensin" demekten kendimi alamadım. Kendimi aradığım ve kendimi bulmaya çalıştığım dönemde kendime sorduğum soruları, atmak istediğim ve atmaya çalıştığım adımları Martin'in büyük bir cesaretle attığını görmek beni de cesaretlendirdi. Kitabı okurken eş zamanlı olarak onunla benzer hayatı yaşadım diyebilirim. Sonumuz benzeyecek mi bilmiyorum ama hiç kimsenin ona inanmadığı, kabul görmediği, tüm bunlara karşı mücadele verip hiçbir zaman "Martin" olmaktan vazgeçmediği için her zaman büyük hayranlık duyacağım. Bir kurgusal karaktere bu kadar anlam yüklemek belki tuhaf gelebilir ama o kurgusal karakter benim. Her satırında kendimi okudum. Etkisinden çıkmak da çok zaman alacak.
Uzun soluklu bir yolculuk oldu. Sanırım ilk ve son incelemem olacak. Nazım Hikmet, okumayı sevdiğim ve alışkanlık kazandığım ilk şair/yazar. Yüzlerce kez parça parça okuduğum eserlerini bu kitapta baştan sona sırasıyla incelemek, okumak büyük bir zevk verdi. Hatta önceden birçok şiirini okurken "acaba kime yazmış, burda ne anlatmak istemiş, hangi koşullarda yazılmış" şeklindeki soru işaretlerim bu kitapla beraber netlik kazanmış oldu. Diğer okurların incelemelerinde de gördüğüm "şiir kitabından çok daha fazlası" yorumuna katılıyorum. Koskoca bir ömrü 2086 sayfada onunla beraber yaşamış gibi hissettim. Alıntı yapmaya doyamadım. Hatta aldığım alıntılarla kendime yeni bir kitap çıkarmış olabilirim :)