Hindistan'da doğup büyüyen ve çok iyi şartlarda yaşayan on yaşındaki Mary'nin aniden birlikte yaşadığı annesi, babası, hizmetçileri ve herkesi kaybetmesi ile yetim kaldıktan sonra İngiltere'deki eniştesinin yanına gidip hayatına orada devam etmesini okuyoruz. Mary huysuz, şımarık ve inatçı bir kız. Gittiği eve ve oradaki insanların kültürüne alışması zor oluyor tabii ki.
Yazarın dili sade ve akıcı, bu yüzden kitap çok rahat okunuyor. Kitabın içine küçük gizem unsurları da koyduğu için neler olacağını merak ederek okudum. Kitabı gerçekten çok sevdim. Tek olumsuz yorumum keşke son olaydan sonra biraz daha okuyabilseydik ama aslında çok da güzel bir noktada bitti.
Okurken Mary ve çevresindekilerin hayatları sayesinde içimde büyük bir mutlulukla okudum. İçimi sıcacık yaptı sayfaları çevirdikçe. Tüm karakterlerini çok özleyeceğim. Herkese tavsiye ediyorum.
Eveeet, hazırsanız başlıyorum.
Öncelikle Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden önce Hobbit'i okuduğumu ve ilk defa okuyacaklara da böyle yapmalarını tavsiye edeceğimi söylemek istiyorum. Üçlemeyi daha iyi anlamanızı sağlayacağını düşünüyorum.
Yüzüklerin Efendisi serisi bir yolculuk anlatıyor. Bu yolculukta yolcularımızın yolu bazen ayrılıyor ve farklı kişilerle yeni yolculuklara çıkıyorlar. En güzeli ve benim en önem verdiğim de bütün bu yolculuklar herkesi büyütüyor, değiştiriyor. Tıpkı bizim kendi hayat yolculuğumuz gibi.
Beğenip beğenmediğime geçmeden önce dilinin akıcılığından bahsetmek istiyorum. Bu zamana kadar okumayı ertelememin sebebi kitabın ağır bir kitap olduğunu düşünmemdi. Ama o kadar akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var ki elinizden bırakamıyorsunuz.
Peki, Yüzüklerin Efendisi beğenildiği ve övüldüğü kadar güzel bir kitap serisi mi? Bence güzel değil, inanılmaz bir kitap serisi. Özellikle son kitabı olan Kralın Dönüşü bu hayatta okuduğum en güzel kitaplardan biri, ilk sıralarda tabii ki. Seriye dair her şey çok güzel ama benim bu tarz seri kitaplarında en önem verdiğim şey hikayenin sonunun havada kalmaması ve tatmin edici olması. Yüzüklerin Efendisi serisi bu yüzden inanılmazdı. Bütün hikayeler o kadar güzel birbirine bağlandı ve her şey o kadar güzel bir sona ulaştı ki keşke şurası da şöyle olsaydı dediğim, hoşuma gitmeyen hiçbir noktası olmadı. (Örneğin Açlık Oyunları serisi ve Harry Potter serisinin sonları beni hiç tatmin etmedi, çok güzel kitaplar evet ama sonlarını sevemedim.)
Eğer filmleri izlemediyseniz ve kitapları da okumadıysanız önceliği kesinlikle kitaplara verin. Önce kitaplarını okuyun, sonra filmleri izleyin. Ben tam tersini yaptığım için, kitapları okurken aklımda hep film sahneleri vardı ve istemeden sürekli karşılaştırarak okudum.