Puan vermedi
On iki Mart Dönemi, yazarın yaşadıkları üzerinden ironik bir üslupla anlatılmış. Kısaca güler misin ağlar mısın türünden memleketim anıları şeklinde hatırlamak istediğim bir kitap.
Sakıncalı PiyadeUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 20192,415 okunma
Bir Ömür Böyle Yaşanmaz. Zaten istesek de imkan yok.
2/10
·288 syf.·
2026 143. kitabı
Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı, vadettiği toplumsal rehberlik vizyonunun çok uzağında kalıyor. Yaklaşık 300 sayfalık bu eseri büyük bir sabırla, yarım bırakmamak için direnerek bitirdiğimde, altını çizip katılabildiğim fikirlerin sayısı 15-20'yi geçmedi. Kitap, genel okuyucuya hitap eden akıcı ve kolay okunabilir söyleşi formatına rağmen, yazarın kendi öznel düşüncelerini "mutlak doğru" gibi lanse eden üstenci üslubu sebebiyle okuru ciddi anlamda bunaltan bir metne dönüşüyor. Kitabın adı her ne kadar "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" olsa da içeriği tamamen "Ben nasıl yaşadım ve benim gibi imtiyazlı insanlar nasıl yaşamalı?" sorusunun cevabından ibaret. Bu yüzden eserin adı aslında "Bir Elit Bir Ömrü Nasıl Yaşar?" olmalıydı. Ortaylı, meseleleri ele alırken sürekli Türkiye’nin elit ve burjuva sayılabilecek kesimlerinden örnekler veriyor. Kitabın dördüncü bölümü olan "Nasıl Çalışmak Gerekir?" kısmında iş ahlakı ve öğretme metodolojisine dair katıldığım bazı haklı yönler olsa da yazarın ısrarla sunduğu "Avrupa’yı gezmek, görmek, yaşamak" tavsiyeleri, bugünün Türkiye gerçekliğiyle taban tabana zıttır. İlber Ortaylı, milletimizin genelinden çok farklı, imtiyazlı bir soyada, aileye ve Ankara’nın elit bürokratik çevresine sahip olarak büyümüş, bu imkanları sonuna kadar kullanmıştır. Ancak bugün Türkiye’de 25 yaşında ya da evlilik arifesinde olan, özel sektörün ağır şartları yüzünden bayramda dahi ailesini ziyaret edemeyen milyonlarca genç varken, bu tavsiyeleri uygulayabilecek belki 30 çift bile yoktur. Bu yönüyle kitap, 2015 sonrası değişen dünyanın ve ekonomik olarak dar boğaza giren Türkiye gençliğinin gerçeklerinden tamamen kopuktur. Eğer bu rehber bir Avrupalı burjuva gençliği
İnsan ve Hayat
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2026 69. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 15:39
HADİYE'YE MEKTUPLAR . Reşat Nuri Güntekin. Yaşamı boyunca roman, hikâye, tiyatro, çeviri ve gezi yazılarıyla bilinen bir yazarımızdır. #hadiyeyemektuplar ise yazarımızın görünmeyen_bilinmeyen yönlerine dair bir ışık bizlere. 1927 nişanlılık döneminden 1941 milletvekili olduğu dönemine uzandığımız, eşi Hadiye Hanım'a yazılmış seksen dört mektup. Ankara başta olmak üzere Adana, Bolu, Erzurum, Edirne, Konya, Manisa, Denizli, Kütahya'dan yazılan mektuplar. Müfettişlik yıllarında kaleme aldığı mektuplarda genel olarak Hadiye'den uzakta yaşadıklarını kaleme alırken eşine olan sonsuz özlem ve sevgisine, birlikte geçirdiği zamanların hasretine, kavuşma tarihlerine, sağlık durumlarına, çalışmalarına ve yaşadığı olaylara değiniyor #reşatnuri . Eski ıstırapların hatırasını unutamayan, kolay kolay unutamayacak olduğunu düşündüğünden bazı bazı mektuplarında o günlere geri dönen bir Güntekin. Bazen Hadiye'sinden mektup almamanın merakını dile getiriyor, bazen işlerin yoğunluğuna. Arka planda ise hem kendi özel yaşamı hem de döneme dair izler . Özleyen, yorulan, sevinen, kırılan, bekleyen bir eş var satırlarda. Satır aralarında dönemin bürokratik havasına değinirken, kalabalıklar içinde bile nasıl da yalnız olduğunu ifade etmesi kaleminin gücünü ortaya koyuyor. Hadiye'ye sevgisi o kadar büyük ve naif ki, seneler geçse bile ilk günkü tazeliğini koruyor 🩷. Eşinden aldığı mektuplarla ayakta duran, neşe bulan, sıhhatine kavuşan bir aşık o. Mektuplardaki edebi lezzeti ise belirtmeye lüzum yok ama söylemeden de geçmek istemedim. Eski Türkçe'nin yumuşacık ve etkileyici havasıyla dile getirilen sevdiğine bağlılık ifadeleri, geçmiş zaman ilişkilerinin inceliği eserin nasıl da kıymetli olduğunu gösteriyor . Birde yazmış ya sevgili Reşat Nuri, " Allah bağışlasın öyle bir saatimiz bir
Hadiye'ye MektuplarReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202679 okunma
10/10
·184 syf.··
2026 97. kitabı
Reşat Nuri Güntekin Hadiye'ye Mektuplar Reşat Nuri Güntekin’in yeniden kıymetli bir eserini okumus olmanın mutluluğu ile #mektup okumayı seven arkadaşlarım gelsin sağ yanıma otursun derim Öncelikle mektup okumayı ben çok severim.Reşat Nuri nin eşi Hadiye ye yazdığı her bir mektubu ilgi ve merakla okudum. #hadiyeyemektuplar isimli eser, Türk Edebiyatının en kıymetli kalemlerinden biri olan Reşat Nuri nin eşi Hadiye’ye yazdığı mektuplardan oluşuyor. Eseri okurken kıymetli yazarımızın özel hayatına yakından sahit olurken dönemin getirdiği zorlukları da okumuş oldum Mektuplar da, kah ilgili,kah endişeli ,kah şefkat dolu ,kah özlem ve sevgi dolu bir eşi okuyoruz. Eşi Hadiye ye olan özlemini anlatırken “Ah mesafeleri bir kuş gibi aşabilsem “diyerek özlemini döktüğü o mektup benimde yüreğime dokundu. Hadiye’ye nin Manisa da benim memleketim de oluşu yüreğimi sıcacık yaptı.Çıksam sokağa yaşadığı evi bilip kapısını çalsam bir kahve içsek karşılıklı ucundan kıymetli yazarımız Reşat Nuri yi çekiştirsek diye iç geçirdim. Okuduğum kitaplara kendini cok kaptıran bir okur olarak bu dünyadan çoktan geçmiş olan insanları bile zaman zaman sanki hala bir yerlerde mutlu mesut yaşıyorlar gibi düşünüp mutlu oluyorum Benim merakla okuduğum okurken elimden bırakamadığım bu kıymetli yapıtı tüm #reşatnurigüntekin kalemine hayran olan arkadaşlarıma okuyun derim.Kalın sağlıcakla @inkilapkitabevi kitapfisiltisi sevtap #terskargaylaokuyoruz #reklamdeğiltavsiye @terskarga
Hadiye'ye MektuplarReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202679 okunma
Puan vermedi·138 syf.··
2026 38. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 16:01
Selahattin Demirtaş’ın siyasi kimliğinden ziyade edebi yönünü, o su gibi akıp giden kalemini çok seviyorum. Görüşlerini benimsemesem de Leylan, Seher, Efsun ve Dad kitaplarını severek okudum. Hatta Kürt edebiyatının kıymetli ismi Mehmed Uzun’un varlığını ilk kez onun Leylan kitabında keşfetmiştim. Son okuduğum Devran ise 14 farklı hayat hikayesiyle insanın içine dokunuyor. Her bölümde bambaşka insanların dünyasına misafir olurken, hikâyenin (Gün Olur Devran Döner) memleketim olan Erzurum Karayazı’nın köylerine kadar uzanması, anlatıyı benim için çok daha derin ve anlamlı kıldı.
1000Kitap
DevranSelahattin Demirtaş · İletişim Yayınları · 20199,9bin okunma
Sıkı okur olma yolunda...
7/10
·176 syf.·
2026 29. kitabı
Ölüm ve Korku Günleri yazarın okuduğum tek kitabı değil. Anadolu Mektebi bünyesinde yazar okumaları yaparken yazarın en azından beş altı kitabını okudum. Okuduğum kitaplarından bazıları: Yoldaşlar, İhtiyar Savaşçı, Benim Gibi Biri... Buraya direkt olarak Cengiz Dağcı hakkında yazdığım panel metnimi bırakmak istiyorum, zaten okunmayacak... CENGİZ DAĞCI’NIN ESERLERİNDE SAVAŞLAR VE İNSAN PSİKOLOJİSİ “Vatan, yurt, toprak… İnsan, geçmiş, güzel anlar, umut dolu yarınlar… Hepsi benimle, kalbimde, zihnimde, her yerde! Çünkü hepsi birer hayal, bir rüya belki de serap! Ancak kesin olarak bildiğim bir şey var ki bunların hepsi çok uzağımda. Bazen kuruntular, bazen paranoyalar. Bunların gerçekliğine inandığım, gerçek olduğunu sandığım her an; benliğimden koptuğum, ortamdan soyutlandığım, acıdan kaçtığım anlarda saklı… Evime, eşime, çocuklarıma, aileme, hepsinden önce kendime olan özlemimle yanıp tutuşurken hayalden bile olsa onları en azından bir kere görmek istiyorum. İçimde kalmış olduğundan şüpheli olduğum son umut zerrelerimi onların hayaliyle sularken bir nebze de olsa sönen hasret ateşi acımı dindirmeye yetmiyor, biliyorum. Vazgeçmek geçiyor içimden, yaşamamak, devam etmemek… Ama yapamıyorum, yapamam. Zaten pes etmemi isteyen birileri varken onlara istediğini vermek acizlik olur! Devam etmeliyim. Hayaliyle yaşadığım yarınlarım için devam etmeliyim. Memleketim, memleketimin insanları, evim için ve kendim için devam etmeliyim. “ Mesela bu birkaç paragraf Cengiz Dağcı’nın Yoldaşlar kitabını okurken zihnimde dolaşan düşüncelerin doğurduğu birkaç söz sadece… Dağcı’nın yazılarında psikolojik tahliller oldukça geniş yer tutuyor. Elinize aldığınız bir Cengiz Dağcı kitabında öylesine söylenmiş cümleler bulamazsınız. Çünkü hepsinin altında yatan bir anlam gizlidir.
Ölüm ve Korku GünleriCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 2016300 okunma
Reklam
Reklam