Geçmişimiz, gerçeklere sadık bir kayıt değil, bir yeniden yapılandırma ürünüdür ve kimi zaman mitolojinin sınırlarında dolandığı da olur. Yaşantımıza ait anılarımıza başvurduğumuzda, bütün ayrıntıların tam tamına doğru olmayabileceği konusunda temkini de elden bırakmamamız gerekir. Bunlardan kimi, insanların bize kendimizle ilgili anlattıklarından kaynaklanırken kiminde de boşlukları akla uyun şekilde kendimiz doldurmuşuzdur. Bu nedenle kim olduğumuz sorusuna verdiğimiz yanıt sadece anılarımıza dayalıysa bu, kimliğinizi de tuhaf, süreğen ve değişken bir hikayeden farksız kılar.