Yakınındaki sandalyeye tutunup dengesini sağladı. Çekti, oturdu.
"Vah memleketimin çocukları," dedi. Ekrandaki iblisin gözleri odayı kapladı, ağzını açtıkça oksijeni bitirdi. Koca ev, koca mahalle, tüm şehirleriyle koca memleket nefes alınamaz hale geldi.
Hem de ne firtina, gencecik fidanları önüne kata kata, asa asa, eze eze, kıya kıya, vura vura...
Sonraki günler daha feciydi, tam bir cadı avı başladı.
Öyle ki İspanyol engizisyonu görse kıskanırdı.
Zaten bizi kıskanmayan memleket mi vardı? Basiretsiz yöneticiler hep bu laflarla avuturdu kendilerini. Halkın da inanmasını beklerlerdi arsızca, yüzsüzce.
Darülfünun'da talebeyken kütüphanede okuduğu kitapların arasında en çok etkilendiği, dehşete düştüğü konu buydu. Engizisyon mahkemeleri ve cadı avı.