"Köleyle türdeş olmamız onu insan saymamızı gerektirmektedir. Gene de onu insan katına çıkarmak istemez Aristoteles, "köleyle hayvan aşağı yukarı aynı şeydir" der. Aristoteles'e göre egemen olmak ve egemen olunmak kaçınılmaz olduğu kadar da yararlı şeylerdir. Varlıkların bazıları egemen olmak bazıları da egemen olunmak için yaratılmıştır. Köle egemen olunandır, başka birinindir, tam olarak usa sahip olmamakla birlikte ustan payını almış olandır. "Kölelerdebn ve evcil hayvanlardan beklediğimiz, yaşamın gereksinimlerini karşılayabilmemiz için bize bedensel güçleriyle yardım etmeleridir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"*Bilge kişiysen yargın alçakgönüllülüğüyle seçilir olsun.
*Ağzın sıkı sözün yerli yerinde olsun.
*Dudakların zenginlikmkadar değerli olsun.
*Sövgüyü ve düşmanlığo bayağılık say.
*Uygunsuz şeyler söyleme, yanlış yargılar verme.
*Rakibine kötülük yapma.
*Sana kötülük yapana iyilik yap.
*Düşmanına adaletli davran.
*Tanrına karşı her gün ödevini yap."
"Sümerden bize kalan destanların en ünlüsü Gılgamış destanıdır. İnsanın ölüm karşısındaki trajik durumu, ölümsüzlük karşısında duyduğu büyük özlem, ölümsüzlüğe erememenin dayanılmaz çaresizliği Gılgamış'ın temel anlamını oluşturur. Ölümü yenmek isteyen güçlü Gılgamış Yunanlıların Herakles'ini andırır. Ne var ki o bir insandır ve ölümsüzlük onun için bir düş olabilir ancak. Gılgamış güçlüdür ama ölümü yenebilecek kadar güçlü olmak istemektedir. Bunda sümer insanının yaşam tutkusu ve ölüm karşısındaki tedirginliği destanlaşır. Gılgamış yaşamak ister, sonsuza kadar yaşamak ister. Ölümsüz olmak için giriştiği çabalar sonuç vermez. Gılgamış trajik yazgısını aşamayacak ve ölüme yenilecektir."
"Tarihsel bilgi bir lüks değil bir zorunluluktur. Tarihte en gerilere gitmek bir gerekliliktir. Bu yüzden kazılar yalnızca edebiyatçıyı estetikçiyi sanat tarihçisini sanat toplumbilimcisini ilgilendirmez, hukuçuya ve hekime kadar herkesi ilgilendirir. Hukukçu ele geçen metinleri inceleyerek en eski toplumlardaki insan ilişkilerinin bilincine ulaşır. Hekimler kemik delmeye dayanan "trepenasyon"un M.Ö.II. binde Filistin'de uygulanmış olduğunu yeraltından öğrendiler. Özellikle doğu uygarlıklarıyla ilgili kalıntıların ortaya çıkarılması ve böylece bütün uygarlığın kökenini aydınlatan verilere ulaşılması kazıbilimle oldu.