İnsanı toplumcul yapan şey zayıflığıdır. Yüreklerimizi insanlığa iten, ortak sefilliklerimizdir. İnsan olmasaydık insanlığa hiçbir borcumuz olmazdı. Her türlü bağlılık bir yetersizlik göstergesidir. Başkalarına hiç gereksinim duymasaydık, onlarla birleşmeyi hiç düşünmezdik. O narin mutluluğumuz tam da bu zayıflığımızdan doğuyor. Gerçekten mutlu bir varlık yalnız bir varlıktır: Mutlak mutluluğu tadan yalnızca Tanrı’dır; ama bunu hangimiz düşünürüz? Eğer eksikleri olan bir varlık kendi kendine yeterli olabilseydi, bize kıyasla neden tat alırdı? Yalnız kalır, sefil olurdu. Hiçbir şeye gereksinimi olmayan bir kimsenin bir şeyi sevebileceğini düşünemiyorum: Hiçbir şeyi sevmeyen bir kimsenin de mutlu olabileceğini düşünemiyorum.
“Gerçeğin asıl avantajı şuradadır: Bir görüş doğruysa, bir kez, iki kez hatta pek çok kez susturulabilir, ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulamayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıkacağı bir döneme denk gelene kadar.”
Bir kişi hariç bütün insanlık aynı görüşte olsa, tek bir kişi karşı görüşte olsa, insanlığın o kişiyi susturma hakkı, o kişinin gücü yetse insanlığı susturma hakkından fazla değildir.