Verenler; verme acısını bilmeden, Sevinç aramadan, Erdem kaygısına düşmeden verenler vardır bir de; şu vadideki Mersin ağacının kokusunu havaya saçması gibi verirler. Tanrı böylelerinin elleri aracılığı ile konuşur ve gözlerinden gülümser dünyaya.
Şimdi mavi gökler denize daha derin bir mavi üfürdü. Deniz yüzünden ufak kırışıklıklar yürüdü. Adaların mersin, sakız, ardıç, kekik ve çamlarının burcu burcu soluğuyla yelkenlerimiz şişti. Dalgaların köpükleriyle öpüştükçe gözleri sevinçle renk renk çakan çakıllara pruvalarımızı çektik
“Bir şehir var, Adana şehri. Safi sırçadan, tiril tiril yanar gece gündüz. Aynen güneş gibi. Onun içinde gezersin. Evlerin araları, onlar sokak derler adına, cam gibidir. Balı dök yala. Trenler gelir gider. Denizin üstünde bir köy kadar vapurlar yüzer.”
Ancak 1999 yılında gönüllü bir dalgıç grubu tarafından battığı yerden çıkartıldı. Önce Mersin Devlet Hastanesi'ne, sonra da Kızılay'a hibe edildi. Ardından Kültür Bakanlığı devreye girerek Nusret'i devraldı. Ama bakanlığın ödeneği olmadığı için tamiri yapılamayan Nusret çürümeye terk edildi. Sonrasında 2002 yılının Ağustos ayında Tarsus Belediyesi tarafından devralınıp Mersin'e götürüldü. Burada, göbeğine eklenen sac tekrar çıkarılıp, boyu eski uzunluğu olan 40 metreye indirilerek bakımı yapıldı. En nihayetinde de Mersin'den Tarsus'a özel bir araçla getirilip Tarsus'taki Çanakkale Parkı'nda yerine konuldu. 18 Mart 2002'den beri de Nusret Müzesi olarak görev yapmaktadır.
30 Ekim 1918 tarihinden sonra İzmir Körfezi ve civarında çeşitli yerlerde yapılan mayın çıkarma çalışmalarında görev aldı. 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunanların işgali döneminde İzmir'de kullanıldı. Ardından iki yıl dalgıç gemisi olarak faydalanıldı. 1937 yılında adı "Yardım" olarak değiştirilse de 1939 yılında tekrar "Nusret" ismi verildi. 1958 yılında Deniz Kuvvetleri kadrosundan çıkarıldı. Bir nakliye firması tarafından satın alınan geminin boyu, daha çok yük taşıyabilsin diye göbek bölümüne 12 metre sac ilave edilerek, 52 metreye çıkartıldı. 1962 yılından itibaren Mersin-Kıbrıs arasında kömür taşımaya başladı. 1989 yılında Mersin Limanı'nda battı. Döşediği mayınlar ile Çanakkale Boğazı'ni geçilmez yapan Nusret, 10 yıl boyunca battığı yerde bekleyecekti.