Kendi saçlarımızı taramak,omuzlarımızı ovmak,kuytu köşelerimizin tozunu almak zorundayız.
İstediğimiz zaman kollarımızı göğe uzatıp döne dolana dans edebilmek,istediğimiz zaman herkesin ortasına,tam oracığa yığılabilmek ve yerimizden kalkmak için kendimize dünyanın bütün vaktini tanıyabilmek zorundayız.
Önce bütün mecburiyetleri bir kenara koyalım.
Birey olmayı istemek çok büyük bir suç.Türkiye’deki ana babalar çocuklarına birey olmamayı çok erken yaşta öğretmek için büyük çaba harcarlar.İçimizdeki çocuk utanca boğulup kendi kendimize söz verip bir birey olmama yemini ettiğimiz zaman ana babamız,dedemiz,ninemiz,komşu,herkes bizi çok sever.Sürünün yeni üyesi olarak sevilirsiniz.
Eğer insan yalnızca ‘’sahip olduğu’’ şeylerden ibaretse onları yitirdiğinde kendini de yitirecek,
kim olduğunu bilemeyecektir. Yaşamı yanlış kurgulamanın sonucunda ortaya yenilmiş,moralsiz,yıkık ve acınacak bir insan çıkar. ‘’Olmak’’kavramında ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku yoktur.Olduğum gibiysem ve kişiliğim olmak tarafından belirleniyorsa kimse benden bunu alamaz ve kişiliğimi yıkılması tehlikesi de doğmaz.
İlişkinize Erich Fromm’un Sahip Olmak ya da Olmak adlı kitabında dile getirdiği üzere, ‘’sahip olmak’’ gözüyle mi, ‘’olmak’’ gözüyle mi bakıyorsunuz ? Sahip olmak, nesneleri ya da insanları elde edip onları kendi egemenliğine almaktır.Olmak ise öze dönük bir kavramdır; insanın var olan özelliklerini,insancıl potansiyelini zenginleştirmesine yönelik bir destektir.Bilinçli sevgi.Sevdiğin şeyin gelişip yücelmesine yönelik etkin bir çaba.