Kitaba başlarken büyük bir aşk hikayesi bekliyordum fakat Kafka'nın kendi içindeki korkularla savaşıyla karşılaştım. Bence bu mektuplar bir aşk itirafından ziyade Kafka'nın Milena'ya sığınma arzusu ile kendi kaygıları yüzünden ondan kaçma çabası bana göre. Kısacası iki insanın kavuşmasını değil, bir adamın kendi ruhunu kelimelerle nasıl hırpaladığını okudum. Romantik olduğu düşünülen bir kitap fakat fazlasıyla gerçek ve sarsıcı bir iç döküş olduğunu düşünüyorum.
Hyunam-Dong Kitabevi’ni okumaya karar vermemde kitabın kapağının ve kitap dünyasındaki görünürlüğünün büyük etkisi oldu. Görselindeki o sıcak sokak, akşam ışıkları, küçük bir kitabevi ve sakin atmosfer bende daha farklı bir hikâye beklentisi oluşturdu. Sanki sayfaların arasında beni bambaşka bir dünyaya götürecek, belki biraz gizemli, belki biraz fantastik, alışılmışın dışında bir kurgu beni bekliyormuş gibi hissettim.
Fakat kitabın içine girdikçe karşıma çıkan hikâye, hayal ettiğimden çok daha sakin bir yerde duruyordu. Bu kitap büyük olayların, şaşırtıcı dönüşlerin ya da güçlü bir maceranın peşinden gitmiyor; daha çok insanların kendini bulma yolculuğunu, hayattan yorulduklarında yeniden başlayabilme cesaretini anlatıyor.
Kitabın merkezindeki Yeongju karakteri, toplumun kendisine çizdiği yoldan ayrılarak kendi istediği hayatı kurmaya çalışan biri. Başarılı görünmek, herkesin beklediği kişi olmak ya da alışılmış kalıplara uymak yerine kendi iç sesini dinleyerek bir kitabevi açıyor. Aslında bu fikir kitabın en sevdiğim taraflarından biri oldu. Çünkü kitap okumayı seven herkesin içinde bir yerde böyle bir hayal vardır: Kendi kitaplığını oluşturmak, sevdiği kitaplarla çevrili bir alan yaratmak, insanlara kitaplarla dokunmak…
Yeongju’nun açtığı kitabevi yalnızca kitap satılan bir yer değil; insanların kendilerini ifade ettiği, dinlendiği ve belki de hayatlarında eksik kalan bir parçayı tamamlamaya çalıştığı bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Kitabevine gelen karakterlerin her biri farklı bir hayat yükü taşıyor. Kimisi kendini başarısız hissediyor, kimisi beklentiler altında eziliyor, kimisi ise ne istediğini bulmaya çalışıyor.
Yazar burada karakterlerin büyük kırılmalarını değil, küçük değişimlerini anlatmayı tercih etmiş. Bir insanın bir konuşmayla, bir kitapla veya bir
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap, Kafka'nın 1920-1923 yılları arasında Milena'ya yazdığı mektuplardan oluşur. İkili arasındaki ilişki çoğunlukla mektuplar üzerinden ilerler. Kafka, Milena'ya duyduğu sevgiyi, özlemini, korkularını ve iç çatışmalarını samimi bir şekilde dile getirir. Ancak sağlık sorunları, mesafe ve Kafka'nın yoğun kaygıları bu ilişkinin önünde engel oluşturur.
Bence bana en çok bir şeyler katan kitap oldu. Gerçekten kitap okuduğumu bana hissettiren duygusal bir kitaptı. ok iyiydi. Bunu sevdiğim için "Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe" kitabını da çok beğendim.
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
Okuduğum en güzel kitap diyebileceğim bir kitap. Yazarın dili ve kitabın konusu bir araya gelince ortaya harika bir eser çıkmış. Bence her yaştan kişinin okuyup sevebileceği bir kitap. En sevdiğim karakter net Flippo. Okumasam çok şey kaybedeceğim bir kitap oldu.
Bazı yazarlarla ilk sayfadan itibaren güçlü bir bağ kurarsınız, bazılarıyla ise ne kadar denerseniz deneyin o bağ bir türlü oluşmaz. Sait Faik benim için ikinci grupta kaldı. Daha önce okuduğum kitabında da benzer hisler yaşamıştım. Edebiyatımızın önemli isimlerinden biri olduğunu kabul etmekle birlikte, galiba kalemi bana hitap etmiyor. Okurken hikayelerle aramda bir mesafe olduğunu hissettim ve karakterlerin dünyasına tam olarak giremedim.
Bu kitabı bitirdiğimde bir kez daha anladım ki her yazar her okura hitap etmek zorunda değil. Bazen çok sevilen, klasikleşmiş eserlerle bile güçlü bir bağ kuramayabiliyoruz. Benim için Sait Faik de sanırım böyle bir yazar oldu. Her kitap bizi etkilemek zorunda değil; Nasıl ki herkesle arkadaş olamıyorsak, her kalemle de yakınlık kuramıyabiliriz. Bazen neyi sevmediğimizi anlamak da en az sevdiklerimizi keşfetmek kadar değerli.
Yine de farklı bir anlatım tarzı tanımak ve kendi okur zevkimi biraz daha keşfetmek açısından güzel bir deneyimdi. Bu kitapla birlikte sanırım Sait Faik'e bir süre veda ediyorum. Belki başka bir zamanda, başka bir yaşta yeniden karşılaşırız.
Kitabın Konusu :
Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık'ın son dönem eserlerinden biridir ve birbirinden bağımsız öykülerden oluşur. Kitapta yalnızlık, yabancılaşma, insan ilişkileri, doğa sevgisi ve şehir yaşamı gibi temalar ön plana çıkar. Yazar, günlük hayatın içinden insanları ve olayları kendine özgü, şiirsel bir dille anlatırken okuru karakterlerin iç dünyalarına yaklaştırır. Gerçekle hayalin zaman zaman iç içe geçtiği öyküler, insan ruhunun farklı yönlerini keşfetmeye davet eder.