gittikçe yalnızlaşıyorum, üşüyorum, unuttum sanıyordum yazılsa destan olacak bir aşkın serüveni şiirimde bir dipnot olacak şimdilik
1000Kitap
Bana gelince, eskiden olsa, onlar öyle kol kola girip evlerine dönerken, yalnız bırakıldığımı düşünüp sızlanırdım. Ama zaten her hâlûkârda yalnız olduğumu ve daima öyle kalacağımı anladıktan sonra bu hususta hayli rahatlamıştım. Derdime derman, eksiğime tam aramamın âlemi yoktu.
Sayfa 216 - Everest Yayınları
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu şaşırtıcı ve dokunaklı gösteri ne anlatıyordu bana? Ölümü mü, kış yapraklarının kolay, istekli ölümünü mü? Hayatı mı, ansızın uyanan iradeyle kendilerine yer açan tomurcukların arzu ve sevinç dolu gençliğini mi? Hüzünlü müydü, şenlendirici mi? Bana, bu ihtiyara, yapraklar gibi benim de kendimi hafifçe toprağa bırakmam gerektiğinin işareti miydi bu, gençlerin ve güçlülerin yerini belki de işgal ettiğimi söyleyen bir uyarı? Yoksa kayın yaprakları gibi sonuna kadar inatla ayakta kalmam, daha sonra, doğru anda vedalaşmak kolay ve keyifli olsun diye direnmem, dayanmam için bir çağrı mıydı? Hayır, her rüyet gibi, yüce ve ebedi olanın ifşası, örtüşen tezatların gerçeğin potasında eriyip birleşmesiydi sadece, bir anlam taşımıyor, bir uyarıda bulunmuyordu ama her şey anlamına geliyordu, varlığın sırrıydı ve güzeldi, görebilen için mutluluktu, anlamdı, armağan ve keşifti, Bach'la dolu bir kulağın, Cezanne'la dolu bir gözün olduğu gibi. Yaşadığım deneyimde bu isimler ve yorumlar yoktu, onlar ancak sonradan geldi, deneyimin kendisi ise sadece tezahür, mucize ve sırdı, hem güzel hem vakur hem hoş hem de acımasız.
Sayfa 21
Sınırlarımız kendimizle başkaları arasında ruhsal ve duygusal mesafe yaratır ve onlardan ayrı durmamızı sağlar. Bu da ihtiyaçlarımızın işitilmesini ve anlaşılmasını kolaylaştırır. Sınırları tam olarak anlamadığımızda, kendi ihtiyaçlarımızı başkalarının ihtiyaçlarından ayırmamız güçleşir.
en yakınımızdakiler, bize en sağır olanlar..
…..beni hep uzak bir tanıdığın hikayesini dinliyormuş gibi dinledi.