TRT'de yayınlanan Seksenler, Doksanlar gibi diziler size neleri anımsatıp neleri hissettiriyorsa bu kitap da size o duyguları hissettirecektir. Evet, belki anlatılan dönemler daha çok 70li ve 80li yıllar ama okurken anlıyorum ki bizim çocukluğumuzda yaşananlar ve şartlar pek de farklı değilmiş. Çocukluğumu 2000'in aşağısında yukarısında yaşamış birisi olarak, sanki benim çocukluğum anlatılıyor gibi okudum.
Kitap belirli bölümlerden oluşuyor ve her bölüm farklı farklı konular üzerinden anlatılıyor. Mesela giriş bölümü olan "Neden, Nasıl?" kısmında Ayfer Tunç, bu kitabı yazma fikrinin nereden geldiğini ve yazma amacını açıklıyor. Daha sonraki bölümler ile birlikte asıl içerik işlenmeye başlıyor. Farklı ayrıntılar anlatılıyor olsa da bölümler kronolojik olarak ilerliyor. İlk bölümlerde çocukluk oyunlarımız, maddi zorluklar ve imkansızlıklar ile birlikte çocukların kısıtlı oyun unsurlarından nasıl yaratıcı bir şekilde yararlandığı, ailelerin çocuk eğitme tarzları, çocukluktan gelen o sıkıntıların ilerleyen dönemlerde o kuşak çocuklarına nasıl tutumluluk aşıladığı gibi konular çok güzel bir şekilde işlenmiş.
Bir sonraki bölümde artık okul yıllarına giriş yapılıyor. Ağırlıklı olarak "disiplin" kavramı o okul yıllarının temel kavramını oluşturuyor. Devletin ve onun bir unsuru olan öğretmenlerin "tek tip insan" yaratma çabaları anlatılıyor. Kıyafetler, çantalar, kalem vs. gibi araç gereçler insanlarda genelde aynı ürünler oluyordu. "Farklılık" ve "Özgünlük" gibi kavramların pek lafı edilen ve uygulanan kavramlar olmadığını da görüyoruz.
Daha sonra radyo ve televizyonun hayatımıza nasıl girdiği ve hayat şartlarımızı nasıl değiştirdiği çok ayrıntılı ve ince şekilde anlatılmış. İnsanların artık evde bir aile üyesi gibi kabul ettikleri ve bir zarar gelmesin diye çok dikkatli