Kahire'nin İnsanları 1. Kitap
7/10
·527 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Sizlerle romancı Necip Mahfuz'un Kahire Üçlemesi serisinin ilk kitabı Saray Gezesi'ni paylaşacağım. Yoruma geçmeden evvel yazarın hayatından söz etmek istiyorum. Mısır Edebiyatının Dostoyevski'si olarak kabul edilen Mahfuz, 1988 yılında Nobel edebiyat ödülüne layık görüldüğü halde kendine özgü çizgisi nedeniyle ödülü almayınca döneminde "Nobel Necip Mahfuz'u kazandı" diye haber dahi yapılmış. Bu kadar ses getiren bir kaleme sahip olsada kendi ülkesinde hem olumlu hem de olumsuz manada eleştirilmiş. Bunun birçok sebebi var tabi. Zannımca en önemlilerinden biri; kurgularında lafı eğip bükmeden inançlarına aykırı yaşayarak kendini kandıran insanların yaptıklarını tüm açıklığıyla yazması. Zaten serinin ilk eseri hakkındaki yorumumu okuyunca anlayacaksınız. Saray Gezisi'nde; 1917'den sonraki İngiliz işgali altındaki Kahire'sinde beş çocuğu ve eşi Emine ile fazlasıyla tutucu bir yaşam süren elli yaşlarındaki Ahmet Abdülcevat Bey'in yaşamına şahitlik ediyoruz. Ailesinin dahi bilmediği, meşk aleminde ayrı bir hayatı olan Ahmet Bey evinde adeta terör estirmektedir. Karısını dini gerekçelerle dışarı dahi göndermezken asıl endişesi gizli hayatının öğrenilmesidir. Çünkü ev içerisindeki düzeni sarsılması her şeye son noktayı koyacaktır. Birinci evliliğinden olan büyük oğlu Yasin babasının gizli yaşamını merak etsede üzerine düşmez. Çünkü aklı fikri kadınlardadır. Oğlunun bu zaafını bilen Ahmet Bey kurtuluşu onu evlendirmekte yani evine gelin almakta bulur ki eve gelen gelin birlikte her şey daha kötü bir hal alır. Öyle ki çirkinliğinden dolayı evlenmeyen büyük kızı Hatice ile güzelliğinden dolayı talebi çok olan Ayşe ise bambaşka bir sorun teşkil etmektedir. Ortanca oğlu Fehmi okumaya hevesli bir gençtir lakin dönemin çalkantılı siyaseti onu kendi ağına çekmek için fırsat
Saray GezisiNecib Mahfuz · Hitkitap Yayıncılık · 2008389 okunma
Yetersiz ve zorlama bir final..
2/10
·536 syf.··
2026 1. kitabı
Selam, 1000Kitap’ı pek kullanmıyorum ama birileriyle fikirlerimi paylaşmak istedim. Belki de Ben mi yanlış düşünüyorum? falan gibisinden. Eğer haksız olduğumu düşünüyorsanız lütfen belirtin. Kitabı yeni bitirdim ve açıkça söyleyebilirim ki çoğu yerde çok kolaya kaçılmıştı. Tamam da ne alaka ya dedim sürekli. Kitap 530 sayfa ve 400 sayfa boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor ben bir savaş kitabı okuyacağız sanıyordum ama 400 sayfa boyunca ağırlıklı olarak aşk ve ilişki dinamikleri var. Dinamik de hep aynı zaten= (koruyucu + sahiplenici + itaatkâr erkek) ve (cesur + inatçı + güçlü kadın) pfff Yani o kadar şehirler, krallıklar düşüyo abi 15 ay önce Saige dangalağı küçücük kızın ölümüne yol açıp kendi de esir düşüyor ki bunun öncesi de var, yani en az iki seneye yakın diyarda savaş var VE bunlar oturmuş hâlâ düğün dernek yapıyorlar! DAHA YENİ tüm krallıkları çağırıp bir plan yapmaya çalışıyorlar, o da hiçbir fayda sağlamıyor. Sağlıyorsa da kitap bunu bize anlatma gereği duymuyor bir daha adı geçmiyor hiçbirinin onun yerine yok Drystan, yok Irithel, küvet veya aşk sahneleri biz çok iyi yönetiyoz dimi aşkım? Evet aşkım... Nah iyi yönetiyonuz btw Üst üste düğün kutlama yapanlar mı ararsın, milletin krallığı yanarken sözde imparatorluğun aşk meşk derdinde olması mı. Valla Reika haklıydı; bunların alıklıkları kadının canına ne kadar tak ettiyse artık. Zaten bence 4 kitap boyunca yazılmış en iyi metin Reika’nın itirafıydı: 24 tane sorumsuz ebeveynin planladığı 2. sınıf bir Hunger Games; evlilik dışı doğmuş ve masum bir kızın bile boynunu kırabilecek (öyle varsayıyordu) kadar ileri giden eğitimsiz bir tavernaciyi imparatoriçe yapamaz, YAPMAMALI! Karakter gelişimleri zaten çok komik. Zaiden lavuğu kitapta bir yerde diyor ki: "General / komutan ordusu ile birlikte olmalı, onurlu
1000Kitap
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202666 okunma
Reklam
Çerezliktir yenir
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Normalde böyle aşk meşk, dram işlerine çok düşmem ama bu kitap beni bir yerden fena yakaladı yalan yok. İsmi zaten direkt biri seni bitiriyor, diğeri hayatta tutuyor hesabı. Tam benlik bir tezatlık. Karakterlerin birbirinin hayatını altüst edişini, o melankoliyi okurken harbi iyi yazmış dedim. Wattpadden okumuştum ilk versiyonunu bir de veletken. Hem hafiften içiniz burkuluyor hem de o karanlık çökerken garip bir şekilde sarıyor. ​Ben kolay kolay kitap övmem, listeme de öyle her şeyi eklemem ama bu harbiden favorilerimden biridir. Romantizmin cılkını çıkarmadan, o gri ve ağır havayı güzel vermiş. Şans verilir, benden söylemesi.
1000Kitap
Morfin ile VitaminZeynep Yılmaz · Epsilon Yayınevi · 2020197 okunma
3/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 14:15
Bitti!ama nasıl bitti. Ya çok yorucu gerçekten. Ben okurken katlanamıyorum adam tüm bu cümleleri düşünerek yazıyor ya. Bazı cümleleri o kadar yapboz şeklindeki tekrar okuma ihtiyacında bulunuyorum. Bir de ben hızlı okuyan birisiyim. Bu kadar yoğun duygular yaşayıp bir de böyle cümleler kursam kusarım heralde. Okurken acayip kasvet çöktü. Hep bir fakirlik,hep bir kavuşamamak, hep olumsuzluk... ayy yeter be dedim sonlara doğru. Asla içimi aydınlatan bir kitap olmadı. Özlü sözler havada uçuşuyor onu geçtim rüyama bile girdi. Aradaki bazı hikayeler senaryolaştırılabilir nitelikte. Bir tek balon satan amcada çok duygulandım. Baya baya etkiledi beni. Ama geri kalan aşk meşk fasa fiso. Bu kadar yoğun sevenler sevmeyin bi zahmet yaa. İnsanı bayıyor. Romantiklikten ölenlere tavsiyemdir. Gerisi zaten sıkılacağı için okumayın daha iyi. Kahraman Tazeoğlu
İnsan ve Duygular
BambaşkaKahraman Tazeoğlu · Yediveren Yayınları · 20214,763 okunma
Zweig'ın en sevdiğim kitabı
10/10
·68 syf.··
2018 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2018 00:00
Sadece aşklı meşkli bir şeyler olmayan Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu öyküsü. İş Bankası Kültür Yayınları baskısında, Ahmet Cemal’in yazdığı bir son söz var. Orada şöyle diyor: “Zweig, bu metninde aşkın psikolojik çözümlemesini yalnızca tek kişinin iç dünyasından yola çıkarak yapmıştır. Dikkat edilirse, bu cümleyi kurarken ‘taraflardan yalnız birinin iç dünyasından yola çıkarak’ demedim; çünkü bu aşk öyküsünde taraflar değil, sadece bir taraf var.” Kitabın genel özeti budur fakat bu psikolojik çözümlemenin ne kadar vurucu olduğunu anlatmak için biraz spoiler gerekiyor: Kitap boyunca sadece mektubun yazarı olarak tanıdığımız kadın karakterin yaşadığı platonik durum değil; her tanınmayışında kendini hatırlatmaması, çünkü bunun karşı tarafa bir yükümlülük getireceğini düşünmesi ya da aynı sebepten çocuğunu saklaması ve hatta bunca çabanın ardından Johann tarafından bir anda hatırlanması, okurken inanılmaz rahatsız ediyor. Daha da ötesinde, kadının her defasında “Seni bunun için suçlamıyorum.” diye devam edişi ve kabulleniş psikolojisi, insanın böğrüne öküz oturtuyor. Sonuç olarak bu öykü, içinde aşk meşk geçen devasa bir psikolojik çözümlemedir arkadaşlar. Stefan Zweig
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
5/10
·496 syf.··
2026 11. kitabı
Selam millet bugün size çerezlik okuyabileceğiniz bir kitap tavsiyesiyle karşınızdayım. Öncelikle kitap +18 yaş ve üzeri o yüzden bunu göz önünde bulundurarak okumanızı öneririm. Şimdi gelelim asıl mevzuya bu kitapta kafa karıştıran bir çok krallık var ve bu krallıkların arasındaki diplomatik hareketlerin sonuçlarını görüyoruz. On beş yıl savaşlarında Silas kızlarından birini Ithicana veliahtı Aren'e verme karşılığında, istediği herhangi bir ticari ürünü kendi ülkesine getirebilme hakkına sahip olacaktır. Biraz bu durumu 100 yıl savaşlarına benzettim. Maridrina çölde kalmış bir ülke olduğu için halkıda kıtlıktan kırılıyor, bu sebepten ötürü Silas denilen adam, kızlarını beş yaşından itibaren bir suikastçı olarak on beş yıl dört duvar arasında dışardan bir haber yetiştirmekte. Sorun şu ki asıl amacı bu değil! Halkının kıtlıktan kırılması sadece bir strateji, savaş stratejisi. Tabii Aren kızını devralınca bunu sürdüreceğini düşünüyordu. Ne var ki o hem beni hem de diğerlerini büyük bir ters köşe yaptı. Zoraki bir evliliğe rağmen Lara'ya çok iyi davrandı. Onu sözde bad boylar gibi esir hayatı yaşatmadı. Ve benim gözümde çocukluğun saf duygusunu içinde taşıyan genç bir adam. Ayrıca sadece bu da değil Köprü Krallığı'nı biraz ipek yoluna da benzetmedim değil. Aradaki tek fark biri karada diğeriyse denizde ticaret sürmesi. Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere, açıkçası Lara seni hiç sevmedim. Ne kadar Aren'i hak etmediğini düşünsem de benim sevmememin asıl nedeni bu kadar şımarık olman. Entrikanın baş yapıtı olan baban da ayrı bir sorun zaten. Daha ilk bölümde "noluyor olum noluyor" falan oldum yok böyle bir şey. Yine de öyle bir adama göre iyisin. Hayal kırıklığımın asıl sebebi şu ki, suikastçı olarak ismen değil de cismen görmek isterdim ya da olaylar çok hızlı
Fantastik
Köprü KrallığıDanielle L. Jensen · Martı Yayınları · 20221,355 okunma
Reklam
Reklam