Ehlullaha göre bülûğ, erkeklik çağına varmak değil, hevâ ve hevesten kurtulmak ve hakiki erkek olmaktır. Çocukluk gafletinden kurtulmak ise, Allah’ta mest ü fânî olmaktan ibarettir. Öyle olmayanlar, oyunla vakit geçiren çocuklar gibidir.
Yüzyıllar öncesinden gelen bir Doğu söylencesine göre, "Tanrı kilden insanı yarattığında ruhtan onun içine girmesini ister; ruh ise hapishaneye girme isteğini reddeder. Ardından Tanrı, meleklere şarkı söylemelerini buyurur ve melekler şarkı söyleyince ruh da mest olmuş olarak içeri girer...Derler ki, ruh meleklerin şarkısını işitip bedene girdi ancak gerçekte olan şu ki ruh şarkının ta kendisiydi..."
Gül diye adlandırırım.
O kadına ki benim aklımı bulandırır.
Eğer kelime șeyi resmetmeye borçlu ise
O kadının bu dilber ismi almaya hakkı vardır,
Bir gül gibi.
Bir gül gibi
Beni kendisine doğru çektiğinden beri
Yüreğim hiç durmayarak vuruyor.
Onu koklamaktan yanıyorum.
Bir gül gibi!
Bir gül gibi!
Düşünmeksizin mest eder;
Sebep olduğu santiman (duygu)
O santimanlardan değildir ki geçtiği görülür
Bir gül gibi.
Öyle şirin ve yüksek manzaraları gösterdi ki, ehl-i fikri mest ve hayran eder. "Fesübhanallah!" dedim; ne kadar az bir masrafla ne kadar çok ve büyük ve garib ve acib, âlî ve gâlî işler görülüyor.
Böylesi ölümler rahat olurdu; insan mutlu bir düş içinde kendinden geçer, mest bir cennetin içine düşerdi. Soğuk ve yağmur bir taraftan uyuşturup, uyuturdu. Donmak ölümdü, Sarıkamış'tan biliyordu. Böyle soğuklarda insanlar dayanamazlar, uyku onları kapar götürürdü. Çoğu, öleceğini bile bile beş dakikalığına uyur ama bir daha kendine gelemezdi.