Puan vermedi·172 syf.··
2026 4. kitabı
Charles Bukowski’nin son tamamlanmış romanı Pulp, yazarın 1994’teki ölümünden kısa süre önce yayımlandı. Bukowski’nin tipik otobiyografik tarzından (Henry Chinaski karakteri) biraz uzaklaşıp klasik “hard-boiled” dedektif romanı. Bolca içki, şiddet, cinsellik, yalnızlık, saçmalık ve kara mizah var. Diyaloglar keskin, betimlemeler çıplak ve acımasızdır. Klasik Bukowski hayranları bu tanıdık havayı sever, absürt, kara mizahlı ve meta bir eser.
PulpCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20191,222 okunma
John Steinbeck /Fareler ve insanlar
Puan vermedi·116 syf.··
2026 28. kitabı
John Steinbeck /Fareler ve insanlar Kitap 1937 yılında yazılmıştır O yıllar 1929 yılında başlayan ve dünyayı etkisi altına alan büyük burhan dönemine denk düşmektedir , Hollywood’un Amerikan rüyasının yaşandığı yıllar Steinbeck kitabı ilk başta tiyatro kitabı şeklinde tasarlamış daha sonra romana çevirmiştir bu yüzden de kitabın dili roman gibidir karakterlerin analizini çok fazla inmesin ve bu yüzden de kitap okurken bazı soru işaretleri ile karşılaşabilirsiniz Toplumsal gerçeklik tarzında yazılmış bir kitaptır İşçilerin ve insanların yokluk ve yoksulluk içinde yaşadıkları krizleri el arıyor Romanı vermek istediği bir diğer mesajda, burjuva sınıf haricinde ötekileri arasında birlikteliği yok olması, kendi içlerinde birbirlerini ötekileştirmeleri, ve çoğunun hayali büyük üyesi bir üst sınıfa çıkmaktır, Amerikan rüyası. kitapta Kaliforniya’da çiftlikten çiftliğe dolaşarak karın tokluğuna çalışan, müziğin engelli birbiriyle zeki ve kurnaz olan iki göçmen içinin hayatını anlatır Kitaptaki belli başlı karakterlere ve özelliklerini baktığımızda George Milton: Hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyan rasyonel taraftır. Lennie olmadan çok daha rahat bir hayat sürebilecekken, lennie nin teyzesinin ölümünden sonra ona verdiği söz ve içindeki derin dostluk bağından dolayı Lennie’yi asla bırakmaz. Aslında ikisi bir birini tamamlar , biri akıldır diğer güçtür Lennie Small: Devasa bir fiziksel güce sahip olmasına rağmen çocuksu bir masumiyete ve zihinsel engelle sahip olan karakter. Yumuşak şeylere dokunma tutkusu, trajik sonunu hazırlar Curley( çiftlik sahibinin oğlu) çiftlik sahibinin oğlu olduğu için ayrıcalıklıdır ancak fiziksel olarak ufak tefek biridir. Bu durum onda ciddi bir aşağılık kompleksine yol açar. Kendisini kanıtlamak için sürekli uzun boylu ve güçlü
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 2024211,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·779 syf.··
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:28
Budala, okuyucuya yalnızca "budala" bir adamın öyküsünü sunmakla kalmaz; özüne inildiğinde 19. yüzyıl insanına batılılaşma ve modernleşme üzerinden çarpıcı mesajlar verir. Bu dönemde Rusya, Batı Avrupa etkisinde kalmış, toplum yapısı hızla değişmiş; modernleşme, sanayileşme ve kentleşme gibi sorunlarla toplumsal düzen sarsılmıştır. Romanda bu dönüşümün etkileri açıkça görülmektedir. Karakterlerin çoğu toplumdaki konumlarını yükseltme, maddi kazanç elde etme veya sosyal statülerini koruma çabası içerisindedir. Dostoyevski, bu durumun insan ilişkilerini samimiyetten uzaklaştırdığını ve bireyleri çıkar odaklı bir yaşam anlayışına sürüklediğini gösterir. Modernleşmeyle birlikte insanların manevi değerlerden uzaklaşması, romandaki birçok trajedinin de temel nedenlerinden biri olarak sunulur. Romanın başkarakteri Prens Mışkin ise bu dünyanın karşısında duran bir simge konumundadır. O, insanları maddi durumlarına göre değerlendirmez; her zaman sevgisi, saygısı, affediciliği ve merhametiyle ön plandadır. Böylesi bir dünyada herkesten farklı özelliklere sahip olmak, çevresi tarafından anlaşılamamasına ve bir "budala" olarak görülmesine neden olur. Bu durum, modern toplumun ahlaki değerlerden ne kadar uzaklaştığını açıkça yansıtmaktadır. Kapitalizm Kıskacında İnsan İlişkileri ve Metalaşma Kapitalizmin temel özelliklerinden biri, ekonomik çıkarın toplumsal ilişkiler üzerinde belirleyici hale gelmesidir. Budala romanında da birçok karakterin davranışı ekonomik kaygılarla şekillenmektedir. Özellikle Gavrila Ardalionoviç İvolgin (Ganya) karakteri bu durumun en belirgin örneğidir. Ganya, Nastasya Filippovna ile evlenmek istemektedir; ancak bu isteğin temelinde sevgi değil, ekonomik kazanç ve sosyal yükselme arzusu yatar. Bu durum, evlilik kurumunun bile ekonomik hesapların bir
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 79. kitabı
Fosforlu Cevriye Suat Derviş ile bu kadar geç tanışmanın pişmanlığını yaşadım kitabı bitirdiğim an. Farklı lisanlardaki kelimeleri, sokak jargonunu bu kadar ustalıkla kullanıp, müthiş bir armoni oluşturmak hiç kolay olmasa gerek. Bu kelimeleri bir arada kullanırken konu daha da güzel bir hale geliyor. İsmail Güzelsoy’un mükemmel sunuş yazısı da kitabı daha da güzel bir hale getirmiş. Sunuşu okumadan kitaba başlayan çok şey kaybedecektir diye düşünüyorum, sunuşu yaparken spoiler vermemek için de büyük bir özen göstermiş. Gelelim Fosforlu Cevriye’ye; İstanbul’da feleğin çemberinden gelen ve hayatını seks işçiliği yaparak kazanan Cevriye’nin hikayesini aktarıyor bize Suat Derviş. Toplumun farklı kesimlerindeki insanların hayatlarına da yer veriyor. Erkekler için sadece bir meta olarak görülen Cevriyenin meşhur biriyle karşılaştıktan sonra hayatındaki değişimi de görüyoruz. Cevriye’nin“Hayatımda ilk defa biri bana siz diye hitap etti, ilk defa bayan olduğumu anladım” cümlesi o meçhul kişiyle karşılaştığı ana kadar nasıl bir hayat sürdüğünün en büyük göstergesidir. Yine aynı kitapta geçen, “Allah’a inanmayan bir insan nasıl olur da bu kadar iyi olabilir” cümlesi de, o dönemde insanların inancı olmayan insanlara toplumun bir kısmının bakış açısını da göstermektedir. Sözün özü, Suat Derviş bir seks işçisinin gözleriyle toplumdaki bir çok kesimini de mercek altına alıyor. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,640 okunma
Modern insan hâlleri
Puan vermedi·400 syf.··
2026 31. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 21:33
Modern belirli bir grup tarafından belirli bir zaman ve mekânda kullanılan veya kabul edilen egemen giyim tarzıdır.farklıliklari ve özgürlüğü insanlara zenginlik sayan bu sistem nasıl da egemen sınıfını oluştururup tekciligi dayatıyor.modernite köleliğin elleri ve ayakları zincire vurulmuş klâsik köleliğin ortada kaldırmasiyla köleliğin ortada kaldırdığını inandırmaya çalışsa da sadece şekil ve biçimsel olarak köleliğin değiştiği farklı bir yöntem ve tarzlarla devam ettiğini biliyoruz ve görüyoruz.modernitenin öncülüğü TVler,reklamlar ve kapilast sistemin tezgahiyla insanlara kendi düşünce sisteminin pazarlıyor yada ikna ve algı yöntemleriyle inandırmaya yada istediği forma göre şekil vermeye yönlendiriyor.modernitenin dini Avmler olmuştur birey bu sistemde var olduğunu hissetmek için tüketmek zorundadır çünkü AVMler tüketim toplumunun kültürünü bir din ritüel merkezdir.Midernite kadını bir meta aracı olarak kullanılmakta pazerlamakata yada farklı figürlerle kendinsini ve emeğini yada bedenini sömürmektedir.bireysel tercih adı altında kadın bedenini algı ve sömürü aracı olarak kullanılmaktadır tercihler görünüş itibarıyla bireysel olabilir ama sonucu toplumsaldir,ahlakidir,hukukidir.bundan dolayı bu benim bedenim bu benim tercihim diyerek kimse bana karışamaz demek hakkına sahip değildir çünkü beden bize verilen bir emanettir.bugun modern eşcinsel,LGBT ve sapkın düşüncelere sahip kesimlerin ve eylemlerini özgürlük bireysel tercihe saygı,hakşinaslik savunan modernite,aynı şey çeşitli sebeblerle mağdur edilen milyonlara görmezden ve hatta birçok durumda bu mağduriyetlerin bizzat faili veya faillerinin yandaşı olurken üstünü de ustalıkla örttüğü bir gerçeği gözler önüne seriyor.o da din ve ilahi olan kavgasıdır başörtüsü nedeniyle onlarca yıllık emekleri gasp edilen
Modern ÇöküşCelaleddin Vatandaş · Açılım Kitap · 2015492 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 23:41
OKUDUM. BİTTİ. Kitap Adı : GÖSTERİ TOPLUMU Yazar Adı: GUY DEBORD Sayfa Sayısı: 240 Kitap Puanım: 10 / 7.8 Kitap İncelemem: Gösteri Toplumu / Guy Debord 7.8 / 10 Şunu söyleyeyim: bu kitabı okurken birkaç kez durup telefona baktım. Sonra güldüm kendime. Çünkü tam da Debord'un anlattığı buydu. 1967'de yazılmış bir kitap. Ama şu an elinize alıp okusanız, sanki dün gece sosyal medyayı izleyip sabaha karşı yazmış biri gibi. Kapitalist iktisadın ve meta dolaşımının bir uzantısı olarak tanımladığı gösteri egemenliğinin yalnızca Batı'ya özgü olmadığını, bürokratik iktidarların da bu hâkimiyet altına gireceğini söylemişti Debord. Ve haklıydı. Üstelik korkunç derecede haklıydı. Debord'a göre gösteri, yalnızca bir medya manzarası değil; gerçekliğin yerine geçmiş olan yeni bir toplumsal ilişkidir. Yani ekranda gördüğünüz dünya, yaşadığınız dünyanın yansıması değil — aksine yaşadığınız dünya, gördüğünüzün gölgesi haline gelmiş. Bunu okuyunca içim bir tuhaf oldu, yalan söylemeyeyim. Zor bir kitap. Fransız bir filozofun geleneğini bozmayan Debord; içinde kaybolup başınızı ağrıtan, defalarca yeniden okuyacağınız cümleler ve sayfalarla dolu bir metin sunmuş. Bazı bölümlerini iki kez okudum. Bazılarını üç. Yine de tam oturduğunu söyleyemem — ama bu onun eksiği değil, bizim alışkanlıklarımızın. 70'lerde yayımlandığında "aşırı" tezleri nedeniyle şok yaratmış, 80'lerde ise hayatın doğruladığı bir metin olarak kabul görmüştür. Bugün okuyunca insanın aklına şu geliyor: ya şimdi görseydi Debord sosyal medyayı, influencer ekonomisini, "özgün içerik" yarışını? Muhtemelen kitabını güncellemezdi. Çünkü tek kelimeyi bile değiştirme gereği duymadan yıllar sonra kaleme aldığı yorumlar kitabında aynı tezleri sürdürebildi. En çok içime işleyen şey şuydu: kurtuluş vaatleri de gösterinin
1000Kitap
Gösteri ToplumuGuy Debord · Ayrıntı Yayınları · 20211,184 okunma
Reklam
Reklam