Para fetişi bilmecesi,görünürlük kazanmış,göz kamaştıran meta fetişi bilmecesinden başka bir şey değildir.
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Alıntı
Türk kültür yapısının özünde kadınları cinsel bir meta olarak görme, ikinci sınıf vatandaş konumuna getirme, kadını zorunlu örtünmeye itme, kadını düşman gibi görme gibi olgulara ve çokeşliliğe rastlanmamaktadır
Sayfa 25 - Giriş-Prof. Dr. Ahmet Taşağıl·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Marx içini döküyor
Toprak sahibi mülkünün soylu şeceresini, feodal anıları, hatırlayış şiirini, romantik mizacını ve politik önemini vurgular; iktisattan söz ettiğinde, yalnız tarımın üretici olduğunu söyler. Aynı zamanda düşmanını kurnaz, eli sıkı, düzenbaz, açgözlü, tüccar, dikbaşlı, yüreksiz ve ruhsuz bir rezil gösterir. Kapitalist zorbadır, aşağılıktır, uşaktır, tatlı dilli, dalkavuktur, ağına düşürdüğünü soyup soğana çeviren şerefsiz, ilke tanımayan, şiir, güzellik bilmeyen bir namussuzdur. Topluluğa yabancılaşmış ve toplumu satan, rekabeti yaratan, besleyen, seven ve rekabetin yanı sıra sefaleti, suçu, bütün toplumsal bağların çözülmesini getiren bir kişidir.
Sayfa 96·Kitabı okuyor
“Çehre”, hiçbir gizemi olmayan ve pornografik bir çıplaklıkla kendini bir meta olarak sergileyen ve tam bir görünürlük ve tüketime teslim eden face’in, yüz’ün tam karşıtıdır.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Küreselleşen dünya karşısındaki küçüklüğüne ve demodeliğine vurgu
Felsefenin, âdet olduğu üzere Bütün'ü sığdırmaya çalıştığı kavramsal kafesler... basit meta üretimi ekonomisinin geç dönem sanayi kapitalizmi içindeki kalıntılarına dönüşmüştür.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Felsefe
Ama gelin görün ki, bize insan doğası üzerine, akıl almaz nutuklar atıyorlar. Her gün, gerçekliği altüst ederek, karanlık yayarak, “insan doğası”nın ne kadar insandışı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. İşte bu nedenle, modern kapitalist dünyanın işini düzgünce yapmaya çalışan psikologları beni affetsin, bu psikologlar, insanı, bir insan toplumunun içinde ele alamıyor, onu her şeyden bağımsız, tek başına, öncesiz ve sonrasız, tarihsiz ve mekânsız bir varlık olarak ele alıyorlar. Bilime karşı tutumdur bu. Tüm burada, insan denilen varlıktan eser kalıyor mu? İnsan doğası, acaba, insana ait olan, insani dediğimiz hiçbir şeyi içermiyor mu? Yoksa meta toplumu, tüketim toplumu, insana ait ne varsa, insan doğasından söküp aldı ve yerine, metaya ait ne varsa, onları mı koydu, doldurdu?
Sayfa 18·Kitabı okuyor