Metaverse "gerçek dünyadan kaçarken, sanal hapishaneye gönüllü mahkûmiyetimizin" siber manifestosudur.
Sayfa 78·Kitabı okuyor
Meta ve Google’ın veri bankalarında bütün insanlığı kapsayan inanılması zor bir bilgi birikimi vardır. Bu bilgi birikimi kötü niyetle kullanılırsa ve Metaverse projesi gerçekleşirse en kötü karabasanlarımızda bile göremeyeceğimiz bir sanal dünyaya adım atar ve oradan belki bir daha çıkamayız.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Like like like
Günümüzde medyadaki ... resimler bize dokunabilecek, bizi yaralayabilecek hiçbir şeye sahip değildir. Olsa olsa like / beğendim nesnesi olabilirler.
Sayfa 43 - Metis Yayınları 10.Basım 2025
Alıntı
Byung-Chul Han
Dijitalleşme zamanın körelmesini yoğunlaştırır. Gerçeklik, sadece kısa bir süre için geçerli olan enformasyon halinde parçalanıp dağılır. Enformasyon sürprizin cazibesiyle yaşar. Böylece zamanı parçalar. Dikkatimiz de parçalanır. Enformasyon oyalanmaya izin vermez. Hızlandırılmış enformasyon alışverişinde, enformasyon parçaları hızla birbirinin yerini alır. Snapchat (şipşak muhabbet) anlık dijital iletişimin vücut bulmuş hâlidir. Bu uygulama dijital zamansallığın en saf ifadesidir. Yalnızca an önemlidir. Enstantaneler (snaps) "anlık gerçeklikler" ile eşanlamlıdır, dolayısıyla kısa bir süre sonra yok olurlar. Gerçeklik enstantaneler halinde parçalanır. Bu da bizi sabitleyen zamansal çapaları ortadan kaldırır. Instagram veya Facebook gibi dijital platformlardaki "hikayeler" gerçekler değildir. Anlatısal süreleri yoktur. Aksine, bize hiçbir şey anlatmayan anlık izlenimlerden oluşan sekanslardır. Aslında hızla yok olan görsel enformasyon zerrelerinden ibarettirler. Hiçbir şey kalıcı değildir. Bir Instagram reklamı şöyle diyor: "Günlük hayatınızdan anları Hikayelerinizde yayınlayın. Bu hikayeler eğlenceli, gündelik şeylerdir ve sadece 24 saat sürerler." Bu zamansal sınırlama tuhaf bir psikolojik etki yaratır. Geçicilik hissi uyandırarak daha da fazla iletişim kurmaya iten kurnazca bir dürtüye yol açar.
Felsefe
Byung-Chul Han
Vilém Flusser şöyle öngörülerde bulunuyordu: Dijital cihazlarıyla insan, daha şimdiden yarı-maddi olmayan hayatını yaşıyor. Bu yeni yaşamın en karakteristik özelliği "ellerin atrofisi"dir. Dijital cihazlar elleri köreltiyor. Ama bu aynı zamanda maddenin yükünden bir kurtuluş anlamına da geliyor. Gelecekteki insan artık ellere ihtiyaç duymayacak. Artık hiçbir şeyi düzenlemek ve işlemek zorunda kalmayacak, çünkü maddi şeylerle değil, maddi-olmayan enformasyonlarla ilgilenecek. Ellerin yerini parmaklar alacak. Yeni insan, eyleme geçmek yerine sadece parmaklarını oynatacak. Yalnızca oynamak ve tadını çıkarmak isteyecek. Çalışma değil, aksine boş-vakit (Müße — dingin boş zaman) onun hayatını karakterize edecek. Maddi-olmayan geleceğin insanı, bir işçi, Homo faber değil, aksine bir oyuncu, Homo ludens olacak. Geleceğin "parmağıyla kurcalayan, elsiz insanı", Homo digitalis, eyleme geçmiyor. "Ellerindeki atrofi", onun eylem becerisini elinden alıyor. Hem düzenlemek hem de işlemek bir direnci şart koşar. Eylem aynı zamanda bir direncin üstesinden gelmelidir. Ötekini, yeniyi, hâkim olanın karşısına koyar. Doğasında bir olumsuzlama barındırır. Onun için olan aynı zamanda bir karşıttır. Ama günümüzün pozitif toplumu her türlü direnç biçiminden uzaklaşıyor. Bu şekilde eylemlerin önüne geçiyor. İçinde sadece aynılığın farklı halleri hüküm sürüyor.
Felsefe
Bugün kontrol arpa, buğday yahut canlı hayvan hesabının tutulmasının çok ötesinde anlamlara sahip. Kontrol etmek demek denetlemek, yönetmek, yönlendirmek, hükmetmek, işletmek, yürütmek, şekillendirmek, belirlemek, etkilemek, düzenlemek, düzen altına almak anlamlarının tamamına sahip. Modern tekno-medeniyet bu kontrol sistemi olmadan ayakta duramaz. Bu yüzden her şeyin kontrol altına alınması gerekir. Kontrol edilmeye direnen her şey -insan, akıl, kalp, tabiat, evren, varlık...- sisteme meydan okuyan bir tehdittir ve mutlaka bertaraf edilmelidir. Burada kontrol rasyonel manada denetlemek ve açık seçik olmak demek değil, manipüle etmektir. Tekno-medeniyette kontrol, manipülasyon demektir. Sanal, güçlendirilmiş ve melez-gerçeklik sistemlerinde –dünyanın en büyük şirketlerinden biri artık “metaverse” adını taşıyor– hiçbir şey pasif bir şekilde kontrol edilmez. Kontrollü sistemler kurmanın amacı manipüle etmek yani yönlendirmek, belirlemek ve şekillendirmektir. Yani işin özünde determinizm vardır: insanların tercihlerini, beğenilerini, algılarını, duygularını, düşüncelerini, ne yiyip ne içeceklerini, nerede ve ne şekilde yaşamak istediklerini belirleyerek onlara hükmetmek. Geleneğe karşı özgürlük vaadiyle ortaya çıkan modern teknolojik medeniyetin bizi getirdiği yer, mutlak bir belirlemecilik-kadercilik (determinizm), kontrol ve manipülasyon sistemidir. Dinleri kaderci olmakla suçlayan modern sistemler en sofistike, gizli ve görünmez yöntemlerle herkesi ve her şeyi kuşatan bir kaderciliği her gün yeni verilerle kodluyorlar. Matrix, en büyük kadercidir. Oradan özgürlük ancak makinelerin önümüze koyduğu şeyler arasında tercih yapmaktan ibarettir. Standardizasyon yani şeylerin, süreçlerin ve insanların standart, tek düze ve tek tip hâle getirilmesi de kontrol ve manipülasyon