Erkekler, sürekli, feministlerin ne istediğini bilmiyoruz, diyorlar bana. Onlara inanıyorum.
Değişebileceklerine ve olgunlaşabileceklerine de inanıyorum. Üstelik feminizm hakkında ne kadar çok şey öğrenirlerse o kadar korkmazlar feminizmden; çünkü feminist hareket, erkekler için de ataerkinin köleliğinden kurtuluş umudunu barındırır.
Ah! Bizi bu hislerin sonuçları arasına gömüp başka hiçbir şey görmeyecek hale getiren, sadece bu delice tapınılan nesneyle var olmamıza neden olan bu sarhoşluk ne büyük aptallıktır! Bu mudur yaşamak? Yaşamın bütün güzelliklerinden kendi isteğimizle vazgeçmek değil midir bu?
İnsan nedir ve insanla bitkiler arasındaki, insanla hayvanlar arasındaki fark nedir? Elbette hiç fark yoktur. Onlar gibi rastlantı sonucu dünyaya yerleştirilmiş, onlar gibi doğmuş, üremiş, çoğalmış ve azalmış, onlar gibi yaşlanmış ve Doğa'nın organik yapıları nedeniyle her hayvan türüne uygun gördüğü yaşam süresinin sonunda hiçlikte kaybolmuştur.
Dünyadaki hiçbir şey gerçek değildir, övmeyi ya da kınamayı hak eden hiçbir şey, ödüllendirilmeyi ya da cezalandırılmayı hak eden hiçbir şey, burada yasaya aykırı ve beş yüz fersah ötede tamamen yasal olan hiçbir şey; bir başka deyişle, değişmeyen evrensel doğruluk diye bir şey yoktur.