Gogol, kitabın ön sözünde "Beni, bu kitapla ilgili düşüncelerinizden yoksun bırakmayın." diyor. Bunu dikkate almak gerek. Kitabın 1. cildi bittiğinde Gogol'ün "manik depresif psikoz" (bipolar) hastası olduğunu öğrendim. Gogol, geçirdiği çileli günleri mektuplarında şöyle anlatıyor: "Alışılmış hastalığımın tutsağıyım yine. 2-3 hafta boyunca odamda kımıltısız kalıyorum. Kafam odunlaşıyor. Dünyayla bütün bağlarım kopuyor." Geçirdiği krizler Gogol'ü yıldırmıştı. Kendisine doğru bir tanı konulmamıştı. Dönemin tedavi yöntemleri hastalığına derman olamıyordu. "Ölmem gerek. Hazırım da buna." diyordu. Bu krizler sonucunda Rus yazar, kendini günlerce aç bırakarak hayata gözlerini yumuyor. Bu hastalığın verdiği acılı buhranlar, kitabın 2. cildinin yanmasına yol açmıştır. Gogol, eserin 2. cildini geçirdiği bir kriz sonucu ateşe atmıştır. Cildin yarısı kurtarılmış fakat çoğu yazılar okunmaz haldeymiş. Rus editörler bu durumu düzeltmeye çalışmışlar. Dolayısıyla kitap yarım kalıyor. Keşke sonu böyle bitmeseydi diyeceğim ama siz de anlayacaksınız ki kitabın sonu maalesef yok...
Gelelim konuya: Pavel İvanoviç Çiçikov, Rusya’yı gezerek son nüfus sayımında ölenlerin (ölü canların) ölüm belgelerini satın alır. Kahramanımız bir kasabaya uğrar, oyununu burada uygulamaya karar verir. Kasabanın ekonomik durumu, toprak sahiplerinin kimlik bilgileri, devlet memurlarının özellikleri ve ölü canların sayısını öğrenir. Halk, onu önemli ve zengin bir kişi zanneder. Sevimliliği ile zenginlerin de kısa sürede güvenini kazanır...
Bu eser, özetlemek için biraz fazla kalın. O yüzden olayların devamını sizin okuyup görmeniz daha iyi ve mantıklı olacaktır. Keşke hayat, Gogol gibi harika yazarlarımızı böyle hastalıklarla sınamasaydı. Gerçekten çok zor bir durum. Kitap beni hiç sıkmadı. Dönemin Rus insanı