Yaşamın amacı saflaşmaktır. Altın alırken, bal alırken saf mı diye kontrol etmek ne kadar doğaya uygun davranmaksa insan için de saf olmak varoluşun hedefidir. Mevlânà "Gönül aynan saf olmadıkça çirkini güzelden ayıramazsın," diye hatırlatırken saflaşmadan söz eder.
İlk örnek müslüman nesilden bazı âlimler şöyle demişlerdir: “Basit bir iş bile olsa her fiil için iki sicil açılır: Bu sicilde “Niçin?” ve “Nasıl?”ın kayıtları tutulur.
Yani “niçin yaptın?” ve “nasıl yaptın?”
“Niçin yaptın?”, davranışın ortaya çıkış sebebini ve arkasındaki itici gücü sormaktadır. O, insanlar tarafından övülme veya onlardan gelebilecek tehlikelerden korunma amacından mı kaynaklanmaktadır? Ya da hoşa giden bir şeyi elde etme veya hoşa gitmeyen bir şeyi kendinden savma isteğinden mi ileri gelmektedir? Yahut davranışın sebebi, Rabb’e kullukta bulunmak, O’na yakın olmak ve O’nun rızasına çare ve yol aramak mıdır?
Soruyu şöyle sormak gerek: Sen bu davranışı, Mevlân için mi yoksa arzularının tatmini için mi ortaya koydun?
... Küçük de olsa bile her iş ve fiilden dolayı hesap için kulun önüne üç divan kurulacaktır. Bunların ilkinde, "niçin yaptın?” İkincisinde, “nasıl yaptın?” üçüncüsünde, “kim için yaptın?” sorgulaması yapılacaktır. Bu, kulun kul olarak Rabbinin huzurunda imtihan edilme yeridir.
Yani kula: “Bunu Mevlân için mi yaptın yoksa nefsinin keyfi için yaptın? diye sorulur. Bu divanda, emredildiği şeklide amel etmiş olarak imtihanı başarıyla geçerse, ikinci divana gider.
Kendisine: “Bunu nasıl yaptın?” diye sorulur. Burası, ilim sorma yeridir. Bu ikinci imtihan olup: “Bunu yapman gerekliydi ve yaptın. Ama, onu bilerek mi yaptın yoksa bilmeden mi yaptın? diye sorulur. Çünkü Allah Teala, usûlüne uygun olarak yapılmayan hiçbir ameli kabul etmez. Usûlüne uygun yapılması da, bilerek yapılmasıyla mümkündür.
Bundan selametle çıkarsa, üçüncü divana getirilir ve kendisine: “Bunu kim için yaptın?” diye sorulur. Burada, ihlasla amel edilip, edilmediğinin sorgulaması yapılır. Bu da üçüncü imtihan olup, bunu ancak Allah’ın himaye ettiği kulları başarır.
Sayfa 329 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Şurası da bir gerçek ki eğer Allah’ın başarı nasib etmesi ve zafere ulaştırması olmazsa kulun savaşa hazırlıklı olması veya sayının çokluğu herhangi bir şey ifade etmez. Sen silah kullanmayı öğrendikten sonra Rabbinle ilişkilerini düzeltmelisin. Mevlan ile olan bağlantını kuvvetlendirmelisin, O'na yalvarmak ve O’na tevekkül etmelisin.Ve yalnızca O’ndan yardım dilemelisin.
Yaradanı bırakıp yaradılana bağlı kalma. Bu sebepleri bırak ve bu Rableri çıkar at üstünden. Gâyene ulaştığın zaman dünyayı nefsine, âhireti kalbine ve Mevlâ'yı da sırrına bırakıverirsin.