Uğur Mumcu'nun "Sakıncalı Piyade" kitabı, Türk edebiyatında ve gazeteciliğinde efsaneleşmiş, otobiyografik nitelikte en bilinen eserlerinden biridir. Mizahla karışık trajikomik bir anlatımla, 12 Mart 1971 Muhtırası dönemindeki baskı ve hukuksuzlukları ele alır.
İlk baskı 1977 de, 47 kez basılmış ve 184.000 adet satılmış (o dönem için çok yüksek rakam). "Sakıncalı Piyade" ifadesi, devlet gücünü kötüye kullananlara karşı duranlar için bir unvan haline gelmiştir.
Kitap iki ana bölüme ayrılır:
12 Mart dönemi hukuksuzlukları ve tutukluluk süreci
Mumcu, Yeni Ortam gazetesinde yazdığı bir yazıda kullandığı "Ordu uyanık olmalı" ifadesi nedeniyle "orduya hakaret" ve "sosyal bir sınıfın diğer sınıflar üzerinde tahakküm kurması" suçlamasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde yaklaşık bir yıl kaldı (Prof. Uğur Alacakaptan'la aynı koğuşta). 7 yıl hapis cezası aldı ama Yargıtay kararı bozdu ve serbest bırakıldı.
Askerlik anıları
Yedek subay olması gerekirken "sakıncalı piyade eri" sıfatıyla er olarak Ağrı-Patnos'ta 1972-1974 arası askerlik yaptı. En ağır işlerde çalıştırıldı, ülseri nedeniyle mide kanaması geçirdi. Kitabın en eğlenceli ve acımasız mizahlı kısmı burası: Kışla absürtlükleri, komutanların tutumları, "sakıncalı" muamelesi, dönemin siyasi baskısı trajikomik bir dille anlatılıyor.
Kitap genel olarak:
Mizah ağırlıklı ama altında derin bir eleştiri var.
Absürt durumlar üzerinden 12 Mart'ın aydınlara yönelik baskısını, yargı bağımsızlığı eksikliğini, asker-sivil ilişkilerini ifşa ediyor.
Okurken hem gülüyorsun hem öfkeleniyorsun; "acı gülme" hissi çok güçlü.
Temalar: Siyasi baskı, hukuksuzluk, aydınların yalnızlığı, devletin "sakıncalı" gördüğü bireylere muamelesi, mizahla direniş.
Üslup: Sade, akıcı, gazeteci diliyle yazılmış. Kısa cümleler, diyaloglar bol.