8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:26
genç bir doktorun anıları, yalnızca tıp alanına ilgi duyanların değil, insan psikolojisini ve mesleklerin görünmeyen yönlerini merak eden herkesin okuyabileceği etkileyici bir kitap. kitapta bir doktorun meslek hayatı boyunca karşılaştığı zorluklar, yaşadığı çaresizlikler ve aldığı ağır sorumluluklar oldukça gerçekçi bir şekilde aktarılmış. özellikle doktorun kendi içinde yaşadığı vicdani sorgulamalar ve akıl çatışmaları beni çok etkiledi. hastalarla ilgili verdiği kararların yükünü hissetmek, hata yapma korkusunu görmek ve tüm bunların bir insan üzerindeki etkisini okumak kitabı benim için daha da anlamlı hale getirdi. kitap boyunca tıp dünyasının sadece bilgi ve başarıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda büyük bir psikolojik dayanıklılık gerektirdiğini gördüm. hem sürükleyici hem de düşündürücü bir eserdi. okurken zaman zaman üzüldüm, zaman zaman hayran kaldım. bu nedenle kitabı çok beğendim ve özellikle sağlık alanına ilgi duyanlara tavsiye ederim.
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2022 98. kitabı
Maksim Gorki’nin “Çocukluğum”u (Детство / Detstvo, 1913-1914) bir otobiyografik üçlemenin (Çocukluğum – Ekmeğimi Kazanırken – Benim Üniversitelerim) ilk kitabıdır ve yazarın başyapıtlarından biri kabul edilir. Gorki (asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov), bu eserde kendi çocukluk yıllarını (yaklaşık 1870’ler) anlatır. Kitap, gerçekçi bir üslupla Rus toplumunun alt tabakalarını, yoksulluğu, şiddeti ve insan ilişkilerini derinlemesine inceler. Kitap, küçük Aleksey’in (Gorki’nin kendisi) babasının kolera nedeniyle ölümüyle başlar. Annesi Varvara ile dedesinin Nizhny Novgorod’daki boyahanesine (ev-cum-işyeri) taşınırlar. Hikâye, Aleksey’in dedesinin evindeki zorlu yıllarını, annesinin ölümüyle son bulur. 11-12 yaşlarında “dünyaya” atılır. Anlatım, çocuğun gözünden ilerler ama yetişkin Gorki’nin olgun yorumlarıyla zenginleşir. Önemli Karakterler Aleksey (Alyoşa): Meraklı, gözlemci, dayak yiyen ama ruhen dirençli çocuk. Hikâyenin merkezinde. Babaanne (Akulina): Kitabın en sevilen karakteri. Okuması yazması olmayan ama masal anlatan, sevgi dolu, iyimser, “melek” gibi bir kadın. Aleksey’e en büyük desteği verir. Dede (Vasili Kashirin): Eski bir serf, sert, cimri, dindar ama zalim. Aileyi demir yumrukla yönetir, torununu sık sık döver. Yine de karmaşık bir karakterdir; geçmişte daha iyi biri olduğu ima edilir. Anne (Varvara): Güzel ama mutsuz, sık sık hastalanır ve yok gibidir. Ailedeki miras kavgaları onu ezer. Diğerleri: Amcalar (Mihail ve Yakov), kuzenler, hizmetçiler ve evdeki çeşitli “garip” tipler. Her biri Rus alt sınıfının farklı yüzlerini temsil eder. Ana Temalar Yoksulluk ve Şiddet: Evde sürekli kavga, dayak, miras kavgaları, alkolizm hâkim. Gorki, 19. yüzyıl sonu Rusyası’nın “dar, boğucu çevresini” gerçekçi bir biçimde resmeder. Acı ve sefalet “normal” hâle
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 20:23
Bulgakov’un bu sıradışı eserinin, yakından tanıdığımız diğer Rus yazarların eserlerinden çok daha farklı olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Sovyet Rusya dönemine dair sert eleştiriler içeren kitap, masalsı, olağanüstü karakter ve olayların yanında, bildiğimiz hayata dair de kısımlar içeriyor. Hem dönemin yönetimini hem insanların zaaf ve kusurlarını, sert ve alaycı bir üslupla eleştirmiş Bulgakov. Kitapta; biri yazıldığı dönemde geçen, diğeri Hz İsa’nın son dönemleri diyebileceğimiz dönemde geçen iki ayrı hikaye, ustalıkla iç içe geçmiş bir halde anlatılıyor. Her ikisinde de insan karakterinin çürümüş kısımları, şeytanın çok basit oyunlarıyla açığa çıkıyor. Woland kılığındaki şeytan, doğaüstü davranışları olan kedisi ve yardımcıları, insanların bencillik ve karakter zayıflıklarıyla dalga geçerek, insanın gerçek yüzünü öyle güzel tasvir etmiş ki. Tüm okurlar gibi bana da Faust havası veren ama burada şeytana ruhunu ‘satan’ tek bir insan değil, bir toplum belki de insanlığın hepsini görüyoruz. Anladığım kadarıyla bile, yönetime ve halka fazlasıyla sert bir şekilde bir eleştiri hatta dalga geçme söz konusu. Uzun yıllar yönetim tarafında sansüre uğramış olma nedeni de bu cesur üslubu olsa gerek. Bunun yanında anlaşılmayan çok fazla simge olduğunu da tahmin ediyorum. Siyasi bir eleştiri, toplumsal bir eleştiri, dürüstlük, arkadaşlık ve aşk içeren çok zengin bir eser. Bazı kısımlar belki anlaşılamadığından sıkıcı gelse de genel anlamda beğendiğim ve okuma hazineme bambaşka bir tat bırakan bir eser oldu. Tavsiye ediyorum.
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Ah Anılar!
7/10
·158 syf.··
2026 13. kitabı
İlgimi çeken çok meslek var ama doktorluk hiçbir zaman bunlardan biri olmamıştı. Kitabı okurken öyle bir sürüklendim ki mesleği yaşamış gibi oldum. Doktorun her endişesini,merakını,acısını,cahil birinin iyiliği için savaşırken ki çaresizliğini,her hasta gibi yaşanan her anınında maziye karıştığında aklımızdan sessizce uçtuğunun hissiyatını iliklerimde yaşadım. Neden sevdim bu kitabı bu kadar bilmiyorum. Sebebini bulamadğımdan ve çok yüksek bir seviyeye koyamayacağımdan 7 puan veriyorum. Meslek seçme aşamasında kafası deli kararsız biri olarak onca birbiriyle çakışan istediğil alan varken aklıma yeni bir seçenek soktuğun için teşekkürler Mihail. Kim bilir belki bir gün gerçekten doktor olurum ve o gün gelince bu kitabı hatırlarım. Usta ve Margarita'yı da mutlaka okuyun.
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Hekim ve yazar
10/10
·158 syf.··
2026 30. kitabı
Mihail Bulgakov’un Bir Genç Doktorun Anıları kitabını elime aldığımda, kendi psikolojik gerilim romanım Soğuk Sarı’nın yazım sürecini çoktan tamamlamış ve zorlu kurgu mesaisinin ağırlığını omuzlarımdan yeni atmıştım. Eseri okumak, tıp fakültesi koridorlarında ve yorucu nöbetlerde geçen yılların ardından hem bir intörn doktor hem de taze bir yazar olarak benim için tuhaf, zamanın ötesinde bir yüzleşme oldu. Bulgakov, 1917 devrimi arifesindeki Rusya'nın karlı ve ücra bir kasabasına atanan yeni mezun bir doktorun, doğanın acımasızlığı ve kendi mesleki tecrübesizliğiyle verdiği zorlu mücadeleyi anlatıyor. Sayfaları çevirirken o genç hekimin bir hastayla ilk kez tek başınayken hissettiği çaresizliği, döktüğü soğuk terleri ve hissettiği klinik izolasyonu o kadar içselleştirdim ki... Çünkü hekimlik, tıp kitaplarından öğrenilen kusursuz teorinin, gerçek insan eti, kanı ve ızdırabıyla buluştuğu ilk sarsıcı anın ta kendisidir. Fakat bu kitabı benim için asıl çarpıcı kılan, onu Soğuk Sarı’yı yazdıktan hemen sonra okumuş olmamdı. Kendi romanımı kurgularken, insanın zihinsel karanlığına ve karmaşık doğasının labirentlerine inmiş; hastaların gözündeki korkuyu, saklamaya çalıştıkları travmaları ve psikolojik derinlikleri tıbbın bana kattığı gözlem gücüyle metne dökmeye çalışmıştım. Bulgakov’u okurken çok net bir aydınlanma yaşadım: Ben Soğuk Sarı’da kelimelerle insanların zihinsel düğümlerini çözmeye, psikolojik bir atmosfer yaratmaya çalışırken; Bulgakov’un genç hekimi dondurucu kar fırtınaları arasında, elinde neşteriyle doğrudan bedensel ıstırapla boğuşuyordu. Farklı yüzyıllarda, farklı savaşlar veriyorduk ama odak noktamız aynıydı: İnsanın en savunmasız, en kırılgan hali. Benim tıp eğitiminin ve hastane temposunun ortasında, yazabilmek için kendi içimde oluşturduğum zihinsel
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 11:27
Hikâye, yoksul bir kunduracı olan Simon’un yolda üşüyen gizemli bir adamı eve götürmesiyle başlar. Bu adam aslında dünyaya gönderilmiş bir melektir: Mihail. İnsanların hayatını, sevgiyi, ölümü ve merhameti öğrenmesi gerekir. Tolstoy burada büyük felsefi soruları çok sade bir dille anlatır. Kitabın merkezindeki soru şudur: İnsan gerçekten ekmekle mi, parayla mı, güçle mi yaşar; yoksa sevgiyle mi? Tolstoy’un cevabı nettir: İnsan sevgisiz yaşayamaz. Bu kitap bağırmadan derinleşen eserlerden biri. Büyük olaylar anlatmıyor ama insanın içine sessizce dokunuyor. Okuduktan sonra insana şu hissi bırakıyor: “Belki de insanı hayatta tutan şey gerçekten anlaşılmak, sevilmek ve başkasına iyi davranabilmek.”
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024233,9bin okunma