Kalbi.mihman

Kalbi.mihman
@mihmann
9 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
8/10
·248 syf.·
2018 11. kitabı
Tarık abi yazmışsın yine. Yazdıklarınmı desem yaşadıklarınmı bilmiyorum. Yaşamak desek az kalır iyi bilirim. Var, birşeyler var. Her kitap her göze, gönle ayrı gelir. Bunu iyi yazanda iyi okuyanda bilir. Yazmışsın. Gördüm, okudum. Şimdi birşeyler anlatmak istemiş desem ayıp olur. Sen anlatmak için yazmıyorsun üstad. Var birşeyler. Nasıl şeyler olduğunu dedim ya, gönül bilir. Ortak ise birşeyler uzak mesafeler arasında, işte bilir onlar. Sadece bir şey var, sadece bir şey... Onun peşinde koşulmuyor mu sabit halde ve semada? Cahit hocanın aradığını, yazdığını hangimiz anladıkki? Anlatmadı o. Anlatmak için yazmadı. Bir şey vardı. Bir his peşinde kelimeler dizildi gitti. Ne çok acı var derken neydi derdi? Dert edinen niye edindi derdi? Dert edinmekten başka derdi olmaz mı bu yazanın? Tarık Tufan yazmış, okunur beyler, hanımlar. Ne anladığınızı kendinize saklayın. Bir kerede ne anladı bu yaşamaktan ki bunları yazdı deyin, bi zahmet. Belki okunup giden bir öykü değilde, koca bir hayat öğrenirsiniz. İmrenilen bir emek değilde, yaşanan uzakları görürsünüz.
Edebiyat
Beni Onlara VermeTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20176bin okunma
Reklam
7/10
·144 syf.·
2018 10. kitabı
Kitap 4 bölümden oluşuyor: 1- İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: Istırap ve Can sıkıntısı  2- Okumak ve Kitaplar üzerine  3- Yazarlık ve Üslup üzerine 4- Düşünmek üzerine Alıntı: “bayağı insan her türlü izlenime sürekli olarak açıktır ve çevresinde olup biten her türlü küçük önemsiz şeyleri anında algılar: en hafif fısıltı, en önemsiz bir durum onun dikkatini uyandırmak için yeterlidir; o tıpkı bir hayvan gibidir.” Arthur Schopenhauer’in zihinsel körlük yahut kötülüğün temelinde yatan şey, ruh boşluğu, (bönlüğü) olarak tanımladığı hedonizm günümüzde düşünceden, ideoloji, felsefe, sanat ve siyasi estetikten yoksun bir ortamda insan hayatını tüketim kuşatması altına alan en temel hastalıklardan biridir. Hazcılığın yaygınlaşması ve topyekûn hayatı kuşatmasının en temel sebeplerinden biri de hiç şüphesiz modernleşmeyle gelen tüketim ve buna dayalı yeni hayat standartlarını kabullenişimizden kaynaklanmaktadır. Modernizm, tüketim toplumu ve Hedonizm ilişkisi, bir yaşam kuramı olarak en belirgin şekilde özellikle sanayi devrimi sonrası kendini göstermiştir. Batı toplumu da sanayi devrimi sonrası tüketime endekslenmiş, düşünce algısına ve bu yeni yaşam standartlarına kapital müdahaleler yaparak satın alma algısının tanımını; ‘elde edilmek istenen ürünün yararlılığından ya da ihtiyaç olup olmamasından ziyade haz alma (tatmin) ya da sosyal statü kazanma eksenine’ kaydırmıştır. Modern toplum olma biçimini adeta varoluş ilkelerini kaybetmek ve tüketim nesnesi konumuna indirgenmek alarak kabullenen insanlık; “Toplum, aile ve birey için iyi olan, ihtiyaç olan nedir?” sorusunu, “Sistem için ve siteme adapte olmak için iyi olan nedir?” olarak değiştirmeye zorlanmıştır. Bilinçlenme erdemini yitirmiş, kirli hayat olarak tanımlayabileceğimiz bu durum ahlak ve vicdan sorumluluğunu da
Felsefe
Okumak, Yazmak ve Yaşamak ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20134,828 okunma
10/10
·164 syf.·
2018 9. kitabı
Sabahattin Ali’nin Raif Efendisi girdi bir gün hayatıma. Bana önce yalnızlığını anlattı. Bütün ömrünü tek başına, kimseye içini açmadan geçirmişmiş bu Raif Efendi. Kendisinin bir ruha sahip olduğundan bile haberi olmadığını söyledi bana. Sonra bir gün karşısına çıkan bir resimle bütün hayatı değişivermiş ve yıllardır artık kendisine ait bir parça gibi gördüğü yalnızlığını bitirecek bir kadınla karşılaşmış: Maria Puder. Raif Efendi’nin iki tür yalnızlığı var: ilki, kendine kurduğu tek kişilik dünyada, hiç şikâyet etmeden, başka türlü bir hayatın mümkün olabileceğine ihtimal vermeden yaşadığı yalnızlık. İkincisi, Kürk Mantolu Madonna’yı tanıdıktan, dünyasını ona açtıktan sonra onun gidisiyle yaşadığı yalnızlık. İlk başta dayanılır olan yalnızlığı, Maria Puder’den sonra çekilmez oluveriyor, çünkü “bir ihtimal daha var” artık. Ah Raif Efendi ah, sen anlatınca yalnızlığını, senle beraber ben de yalnız kaldım sanki, hem de Maria’yı hiç görmeden. Paylaşılır bir şey olsaydı, aşkının olmasa da yalnızlığının birazını alırdım omuzlarından. Gerçi kimse kimsenin yerine yanmazmış, kimsenin yangını da kimseye uymazmış, o da ayrı hikâye.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376bin okunma
10/10
·272 syf.·
2018 8. kitabı
Şairler sadece şiir düşünüp şiir mi söyler! Bu soruya hem evet hem de hayır olarak cevap verilebildiği gibi ikisi arasında da bir cevap verilebilir. Yani hem evet hem de hayır. Bu da kişiye göre değişen - yani kişinin düşüncesine göre değişkenlik gösterir- bir yargıdır. Kimileri şairin işi sadece şiir söyleyip, şiir düşünür demişseler de kimileri de bir şairin düşünsel bir duruşu, fikri mülahazaları olması gerektiğinden bahsetmiştir. Şair sadece şiir düşünüp şiir mi söyler! Biz bu soruya verilen hayır yanıtı üzerinde durup bu yargı üzerinden şekillendireceğiz yazımızı. Bize göre bir şair sadece şiir düşünüp, şiir söylememelidir. Şiir yazmak onun asıl işidir fakat şiirine konu olan fikri yani düşünsel tavrını da ortaya koyacak eserler vermelidir ki yazdığı şiirlerin açıklanmasına yol olsun. Şair şiirini açıklayıcı yazılar yazmalı mıdır! Sorusu da bununla birlikte ortaya çıkar ki bu da farklı bir konu olarak tartılabilir. Şair düşünsel tavrını, fikirsel serüvenini oluşturan konularda yazılar yazması onun bu konudaki birikiminin ve tavrının belirginleşmesini sağlar. Bu şairlere örnek olarak Sezai Karakoç, İsmet Özel verilebilir. Bunlara ek olarak da zarif şair Cahit Zarifoğlu’da ”Zengin Hayaller Peşinde” eseri ile dahil edilebilir. Hayallerin zenginliği peşinde ”Zengin Hayaller Peşinde” Cahit Zarifoğlu’nun aslında pek bilinmeyen bir tarafını ortaya çıkardığı için önemli bir eserdir. Eser Zarifoğlu’nun düşünce ve sanat yazılarının derlendiği ve şairin edebiyatın teorik yönü üzerine kaleme aldığı yazılarını içeriyor. Kitaptan öğrenebildiğimiz kadarıyla yazarın bu gibi yazıları dergi ve gazete sayfalarında kalmış yüzlerce yazısından bahsedilmektedir. Yazılan yazıları şair belirli dönemlerde müstear isimlerle (Ahmet Sağlam, Vedat Can, Abdurrahman Cem) yazmıştır. Bir şairin
Şiir
Zengin Hayaller PeşindeCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 2019876 okunma
10/10
·84 syf.·
2018 7. kitabı
Kitaplar adanabilir bir insana. Kitaplar yazılabilir de. Kitaplar söylenebilir de. Nuri Pakdil’in Bağlanma kitabı da işte bu sözlerin üzerine adanmış bir kitap olarak kendi kitapları arasında yerini ve duruşunu belli eden bir kitap olarak yıllar öncesinde okuyucuya sunulmuş. “Fethi Gemuhluoğlu’nun büyük anısına bitimsiz saygıyla” başlıyor. Bağlanma bir dosta dostane cümleler ile ithaf edilmiştir. Pakdil’in kaleminde yer edinmek için gönlünde yer edinmek lazım evvela. Kalemine düşmüşse eğer o zaman bu dostluk sade bir dostluktan ötedir. Arada gönül bağı, fikir alışverişi, muhabbet faslı geniş bir şekilde devam etmiştir. “Bir bir vurguluyordu: aşılması gereken dönemeçleri: dirençle. Tanrı inancı ile Önder bağlılığından kaynaklanan evrensel ısıydı, dostluk coşkusuydu sunduğu. İnsanın elinden tutuyor, âdeta çağa çıkartarak yürüyüşe alıştırıyordu. İnsan; arttığını, çoğaldığını duyumsuyordu O”nun yanında…” Fethi Gemuhluoğlu’na yazılan bu kitap Nuri Pakdil’in iç dünyasında onun hakkında düşündüklerini, ondan aldığı sesleri, fikirleri, düşünceleri, hisleri topladığı bir eser. Eserin bir diğer niteliği bu büyük dostluğa sadakat örneği olarak karşımıza çıkar. Gemuhluoğlu’nu daha iyi tanımak ve fikirlerinin, söylediklerinin bir insan üzerinde nasıl etkili olduğunu büyük usta Pakdil üzerinden görmek mümkündür. Kitap bir sadakat risalesi, unutulmayan dostluk adına yazılmış hatıralarla dolu olduğu için bir nevi hatıra kitabı olarak da değerlendirmek mümkün. Kitap Pakdil’in Gemluoğlu’yla tanışmasıyla bu dostluğun nasıl pekiştiğini, geliştiğini, ondan neler aldığı üzerine parçalar içererek devam ediyor. “Önder’e bağlanmadan yürünmez” derdi “Aşılmaz hiçbir engel” derdi, “Önder le algılanabilir yeryüzü” derdi. insan gündemde syf 17 Büyük bir yalnızlık içindedir çağdaş insan = (çünkü
Edebiyat
BağlanmaNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 20122,237 okunma
Reklam