Annelik... anne olmak... bunları anlamayacak kadar küçük yaştayım ya da öyle olduğumu sanıyordum. Ben kitapla birlikte anneliği tattım sanki, sanki iki günlüğüne anne oldum. Sanki fedakarlık ettim oğlum için. Sanki yavrumu kaybettim. Velhasıl kitabı yaşadım. ◇
Mavi kelebeklerin hikayesini bilir misiniz? Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, “Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum,” diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gündoğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi zannederken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.
Mutluluğu ve huzuru hiçbir yerde ve hiç kimsede bulamayan kimseye güvenmeyen genç bir kadın Nilsu.
Terk edilmekten korktuğu için hep kendini terk ediyor. Annesine olan hayranlığı ve bağlılığı kendi yaşamını kurmasına engel olan, duygusal ve ütopik çevreci Teoman.
Annesinin gizemli intiharıyla yaşamı altüst oluyor. İki Yeşil Susamuru romanıda çağdaş bir kadının portresi etrafında çok katmanlı olarak insan durumlarını sorguluyor. Yazar mizah dolu, çarpıcı ve gerçekçi üslubuyla 80 li yılların toplumsal ve siyasal ortamını ustaca anlatırken romanın kahramanları kimi zaman modernizmin altında ezilerek yaşamla ölüm arasında gelgitler yaşıyorlar.