Walking, eating, breathing, talking, and working are all opportunities to practice creating happiness inside you and around you. Mindful living is an art, and each of us has to train to be an artist.
Michael’ın sevdiği başka bir kadın daha olmuştu hayatında. Her ilişki bizi bir sonraki ilişkiye hazırlıyordu. O kadın Michael’ı ona hazırlamıştı. Sonra o kadını kıskanan parçasına göz kırptı. İyi ki o çocuğu doğurmamış diye düşünen bencilliğine sarıldı. Boulder’a geldiğinden beri yaptığı Mindful çalışmaların bugüne olan etkisini görebiliyordu. Bir iç yolculuk olmadan, anlamlandırma da olmuyordu. Bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlamakla mümkündür diyen Sokrates’in ne demek istediğini şimdi anlıyordu. Hazırdı kalkmaya ve günün sunacaklarıyla karşılaşmaya
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir an durup şu anda yaşadığıniz gerçekliği üç ayrı varlık olarak düşünün: beyniniz, zihniniz ve siz. Beyin, kafatasınızın içinde bulunan organik bir yapıdan oluşur. Diğer organlar gibi, karmaşık kimyasal ve elektriksel etkileşimler yoluyla çeşitli işlevler gerçekleştirir. Beynin ana görevlerinden biri, düşünceler, duygular ve fiziksel duyumlar dâhil olmak üzere verileri düzenlemektir. Beyin bu verileri, bir bilgisayarın sıfır ve birleri işlemcisine sunması gibi sunar. Zihin, o işlemcidir. Verileri alır ve onlarla bir şeyler yapar. Onları süzer, öne çıkarır, reddeder, anlam yükler ve renklendirir. Siz ise sadece sizsiniz. Zihnin aldığı verilerle ne yaptığını izleyen kişisiniz. Bil-gisayar ekranına yansıyanları izleyen gözlemcisiniz. Bu fikri içinize çekin, sin-dirin. Çünkü bu kavrayış, OKB üzerinde ustalık kazanmak için çok önemlidir: Düşüncelerinizin farkında olan kişi sizsiniz. Bu, düşüncelerin içeriğiyle kendinizi özdeşleştirmekten tamamen farklı bir gerçeklik çerçevesidir. Çoğumuz, kendimizi zihnimizden ayırmakta zorlanırız. Zihnimiz bir düşüncenin anlamını analiz ediyorsa, sanki o analizin sorumluluğu bize aitmiş gibi hissederiz. Oysa farkındalık, zihninizin ne yaptığını gözlemleyebileceğiniz ve bu sürece ne kadar dâhil olmak istediğinize sizin karar verebileceğiniz düşüncesine dayanır. Daniel Siegel, The Mindful Brain (Bilinçli Beyin) adlı kitabında zihni "enerji ve bilgi akışını düzenleyen bir süreç" olarak tanımlar (2007, s.5).
“Anda olmak ya da mindfulness çocukken doğal hâlimizdi. Çocuk beyni sünger gibidir; her uyaranı, kokuyu, sesi fark eder. Onun için her şey yenidir, ilginçtir. Eğer yetişkinlikte o çocukluktaki merak ve ilgiyi biraz bile taşıyorsak mindful kalabiliyoruz demektir. Demek ki bu hâl aslında öğrenilecek değil, hatırlanacak bir şeydir. Bizde bu beceri doğuştan vardır ama büyüdükçe bunu unuturuz. Bu yüzden bu konudaki bazı ifadeler bana doğru gelmiyor: ‘Mindfulness öğreniyorum,’ deniyor mesela. Bu, öğretilmez. Hatırlanır ve hatırlatılır.”
Sayfa 49 - Kronik Kitap, Şubat 2026·Kitabı okuyor
Değiştiremeyceğimiz Şeyler
Olmuşa hayıflanmak, şu an yaptığımız bir şey ve şimdiyi ele geçiriyor, şimdiyi yönetebilmemizi engelliyor. Bu şekilde boşa harcandığını düşündüğümüz vakitleri aklımızdan çıkarmayı öğrenmemiz, olmuş olana karşı kendimize yaklaşımımızı olumlu ve şefkatli bir yönde değiştirmemiz gerek. Olmuş olanı suçluluk duymadan, öz-şefkatle kabul edebildiğimiz ölçüde irademizle harekete geçmemiz de kolaylaşacak.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Mindfulness bir araçtır, amaç değil. Asıl belirleyici olan onu nasıl kullandığınızdır. “ Anda kalmak” güzeldir ama bu her şeyi boş verip pasifleşmek değildir. Ortada bir sorun varsa çözüm için plan yapmak gerekir. Ortada bir sorun varsa önce mindful olmak değil, müdahale gerekir.