Peki ya hayat gidene mi zordu yoksa geride kalana mı? Giden sırtına aldığı özlemin yükü ile karışırdı ufka. Ama kalan, her köşede yankılanan bir nefesin her suskunlukta kanayan bir hatıranın esiri olurdu. Çünkü gitmek cesaret isterdi fakat geride kalan olmak; parçalanmış bir zamanı, eksilmiş bir kalbi göğsünde taşımak demekti. Aslında en büyük acı gitmekte değil; kalıp da yaşarken yavaş yavaş ölmekte saklıydı.