Beyler de yerlerinden kalktılar. Hanımlara karıştılar. Her biri belki bin tanesine aşkından, ondan başka kimseyi sevmek olasılığı olmadığından, yolunda ölmeyi canına minnet bileceğinden, kısaca dünyada ne kadar soğuk yalan var ise hepsinden söz açmaya başladılar.
-"Ölümlülere yardım etmenin Zeus'u neden bu kadar kızdırdığını hiç anlayamadım."
-"Söylesene "dedi, " sence sefil haldeki biri mi, yoksa mutlu biri mi daha iyi adaklar adar? "
-"Mutlu biri elbette."
-"Yanlış," dedi. "Mutlu biri kendi hayatıyla meşguldür. Kimseye minnet borcu olmadığını düşünür. Ama onu soğuktan titret, karısını öldür, çocuğunu sakat bırak, o zaman dualarını duyarsın. Sana kar beyazı bir süt danası alabilmek için ailesini bir ay aç bırakır. Parası yeterse yüz tane alır."
-"İyi ama," dedim, "eninde sonunda onu ödüllendirmen gerekmez mi? Yoksa adak sunmayı bırakır."
-"Ah, ne kadar uzun süre devam edeceğini bilsen şaşırırsın. Ama evet, sonunda rn iyisi ona bir şey vermektir. O zaman yeniden mutlu olur. Sen de baştan başlayabilirsin."