Kalbi kırarak, ama estetik bir hazla.
9/10
·240 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar sizi bir hikâyeyle, bazıları bir atmosferle yakalar. Günlerin Köpüğü ikincisinden: daha ilk sayfalarda Vian'ın kurduğu o tuhaf, parlak, müzikle dolu dünyaya adım atıyorsunuz ve kitap bittiğinde o dünyanın yavaş yavaş üstünüze çöktüğünü fark ediyorsunuz. Vian önsözünde her şeyin önemsiz olduğunu, gerçekten önemli olan iki şeyin "her şekliyle aşk ve Duke Ellington'ın müziği" olduğunu söyler. Roman da tam olarak bunun üzerine kurulu. Varlıklı, kaygısız ve nazik bir genç olan Colin'in dünyasıyla tanışıyoruz önce: bir tuşuna basınca kokteyl hazırlayan piyanosu (pianocktail), her yemeği bir şölene çeviren aşçısı Nicolas, dostu Chick ile felsefe üzerine sohbetleri. Burada her şey ışıltılı, oyuncaklı, neredeyse çocuksu bir mutlulukla parlıyor. Sonra Colin, Chloé'ye âşık oluyor ve hayat bir süreliğine kusursuz bir melodiye dönüşüyor. Ama Vian'ın asıl ustalığı, bu mutluluğu sadece anlatmakla kalmayıp dünyayı duygulara göre fiziksel olarak değiştirmesinde. Bu kitabın en çarpıcı yanı bu sanırım. Colin ve Chloé mutluyken odalar genişliyor, güneş içeri doluyor, eşyalar canlanıyor. Chloé hastalanınca —ciğerinde bir nilüfer büyümeye başlıyor, evet, tam anlamıyla bir su çiçeği— evin duvarları büzülmeye, tavan alçalmaya, renkler solmaya başlıyor. Sürrealizm burada bir süs değil, doğrudan anlatının kalbi: iç dünya dışarıya sızıyor, keder mimariye, ışığa, nesnelere işliyor. Hastalık ilerledikçe Colin'in serveti de eriyor. Chloé'yi iyileştirmek için her gün etrafını çiçeklerle donatmak zorunda (çünkü nilüfer ancak çiçeklerden korkar), ve para bitince Colin ilk kez çalışmak zorunda kalıyor. Vian'ın işe, emeğe, bürokrasiye dair acı alaycılığı tam burada devreye giriyor. Çalışmak insanı tüketen, anlamsız, bedeni ezen bir şey olarak resmediliyor. Mutluluğun ve aşkın bir ekonomisi
Edebiyat
Günlerin KöpüğüBoris Vian · E Yayınları · 20242,225 okunma
8/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:20
Bir toplumda çocuklara anlatılan hikâye ve masalların, sade olması gerektiği, hiçbir evlat kusursuz değil fakat anne baba olurken iyi düşünmesi gerektiğini, soylara, bağlara, büyüklere ve doğaya sahip çıkılıp sayılması gerektiğini, insanlar arasında ki saygıyı da korumak gerektiğini, kimse kimseden üstün olmadığını ve hayallerin peşinde olacak gibi her zaman hareket edilmemesi gerektiğini bir kez daha beyaz gemide gördüm. Cengiz Aytmatov her zaman yerinde ve doğru yazmış. Minnetle kendisini anıyorum. Herkese keyifli okumalar.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202187,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·216 syf.··
2026 34. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:13
Bitti… “Çocuklar vatandır”diyerek çıktığı yolda istismar mağduru çocuklarımıza ışık saçan biri ile geldim sizlere. 2020’den beri mücadelesini hayranlıkla takip ettiğim ve kendi çapımda da destek olduğum Ucim’in efsanevi kurucu canımız Saadet Öğretmen’imizin biyografisini içeriyor kitap. İlk Yücel Başkan’ımızın kitabını okudum,şimdi de bunu. Hikayesini hep parça parça dinlemiştim. Artık her şeyi eksiksiz biliyor ve haddim olmayarak onunla gurur duyuyorum. Onu sevgiyle büyüten ailesine,dimdik yanında duran oğluna ve eşine sonsuz minnetle…
Saadet ÖğretmenSaadet Özkan · Destek Yayınları · 202617 okunma
Spoiler
9/10
·80 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:17
Kitap tam anlamıyla beni içine çekti. Duygu ve düşüncelerin bu kadar güzel betimlenmesi ve detaylandırılması, olayları zihnimde canlandırmamda çok etkili oldu. Sayfaları büyük bir sabırsızlıkla ve "Acaba ne olacak?" merakıyla okudum. Yazarın anlatımı o kadar güçlüydü ki, gerçekten kadının zihnine girmiş gibi hissettim ve onu çok derinden anladım. Hikayenin mutlu bir vedayla biteceğini düşünüyordum. Özellikle tren kısmına geldiğimizde, o treni kaçırdığındaki üzüntüsü içime öyle bir işledi ki... Duygular olağanüstü bir gerçekçilikle aktarılmıştı. Ancak ardından adamı tekrar kumarhanede gördüğünde yaşadığı o büyük hayal kırıklığı resmen benim de canımı yaktı; duygular o kadar gerçek yansıtılmıştı ki hislerini birebir yaşadım. Bağımlılığın bir insanı nasıl ele geçirebildiğini ve minnetle bakan o aynı gözlerin nasıl bir anda öfkeyle bakabildiğini görmüş olduk. Kumarhanede kadını küçük düşürmesi beni onun adına çok üzdü. Ve tabii ki o kaçınılmaz son... Kendini vurduğunu öğrendiğimiz an, aynen kitaptaki kadın gibi ben de hiç üzülmedim. Çünkü bazı insanlar için ne yaparsanız yapın kurtarılmak istemezler ve sonları az çok tahmin edilebilirdir. Kitap bitti ama hâlâ o yoğun ve üzücü duyguların etkisi altındayım. Sanki bir yerlerde gerçekten öyle biri yaşamış da şu an onun adına üzülüyor gibiyim.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151,2bin okunma
10/10
·1000 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
110 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:17
Esselamualeykum … Incelemeden cok kitabin bende biraktiklari…bu kiymetli eserin kolay kolay anlatilabilecegini dusunmuyorum… Raflarımda duran kitaplar arasında Mektûbât-ı Ma’sûmiyye’nin yeri bambaşka. Rahmetli Bayram Ali Öztürk Hocamızın Mektûbât-ı Rabbânî derslerinde bu isimleri duyduğumda içime düşen o niyet, bugün kütüphanemin en kıymetli incisi oldu. 'Nur üstüne nur'diyorlar ya, bu kitabı okurken tam olarak bunu hissettim. İnsan bazen kelimelerle anlatamadığı, sadece kalbinde bir düğüm gibi taşıdığı duygular yaşar; işte bu mektuplar o düğümü çözen, ruhu ferahlatan cinsten. İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin kıymetli oğlu Muhammed Ma’sûm Fârûkî Hazretleri'ne rahmet ve minnetle... Sanki o, yüzyıllar öncesinden bugün bizim dünyamıza, tam ihtiyacımız olan o şefkatli dokunuşu yapıyor. Bu eseri dilimize kazandıran Süleyman Kuku hocamızdan, bu kıymetli eseri titizlikle basan Çeşme Kitabevi'nden Allah razı olsun. 'Okudum ve bitti' diyemeyeceğim bir eser bu. Anlamakta zorlansamda , sadece o iklimde bulunmak, satırlardaki o Ehl-i Sünnet kokusunu içime çekmek için tekrar tekrar açacağım. Eserden gönlüme düşen şu satırlar aslında her şeyi özetliyor: “Azîz kardeşim! Kıyâmetin yaklaştığı zamandayız. Zulmetler, karanlıklar gittikçe artıyor. Dünya bu zulmetlerin girdabına gömülmüş gidiyor. Bir kahraman lâzımdır ki, böyle bir zamanda sünneti ihyâ, bid'ati imha etsin. Resûlullah'ın sünnetinin nûr ve ışıkları olmadan doğru yolu bulmak muhâldir. Resûlullah'a tâbi olmadan kurtuluş aramak kuru hayaldir.” Eğer gönlünüzde tasavvufa dair bir yer, hakikat arayışına dair bir niyet varsa, bu eseri sadece okumayın, onu bir dost gibi yanınızda taşıyın. Rabbim şefaatlerine nail eylesin… Bu eserin bereketine hürmetle... İlk inceleme benden, daha sonra okuyacak olanlara
Mektûbât-ı Ma'sûmiyye (2 Cilt Takım)Muhammed Ma'sûm Fârûkî · Alioğlu Yayınevi · 20192 okunma
İslamın Dirilişi
10/10
·69 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
Türk Düşünce Tarihinin önemli isimlerinden Sezai KARAKOÇ' un 1966-1967 yıllarında Diriliş Dergisinde yayımlanan başyazılarının derlenmesiyle oluşturulan kitabıdır. Eserde İslam kültürü ve dünyasının gerileyişinden bahsederek, içinde bulunduğu bu durumdan çıkabilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda önemli bilgi ve tavsiyeler yer alır. Bu diriliş aşamalarını; Düşüncede diriliş, İnançta diriliş, Edebiyat- Sanatta diriliş ve Aksiyonda diriliş başlıklarıyla açıklayarak anlatmış. Devamında ise Batı eleştirisi yapıp, Doğunun mevcut durumunu gözler önüne serip, diriliş hareketinde İslam coğrafyasının sorumluluklarını anlatarak, dili dini ne olursa olsun tüm insanlığa çağrı yaparak kitabı tamamlamıştır. Ufuk açıcı ve okunmasını tavsiye ettiğim kitaplardan. Bu vesileyle: Üstadı Saygı ve Minnetle Anıyorum...
İslâmın DirilişiSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,7bin okunma