Mira Özsezikli

Tarih boyunca Aryan, siyahi, Asyalı, Arap, Slav ya da hangi ten renginden olursa olsun - ister soylu sınıflara imtiyaz sağlamayı ister dini ister askeri darbeyi ya da başka bir ideolojiyi savunsun - bütün diktatörlerin, tiranların ve baskıcı liderlerin hepsinin de ortak özelliği şuydu: Daima bir hışımla kitapların peşine düşmüş, bunların son derece sakıncalı olduklarını düşünmüşlerdir.
Sayfa 14 - Pegasus·Kitabı yarım bıraktı
Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Binbir Gece Masalları
Git kurtar kendini dostum! Kurtar canını tüm bağların zulmünden! Ve bırak evleri, onları yapanlara mezar olsunlar.! Git! Seninkinden başka toprak bul! Kendi ülkenden başka ülkeler! Ama asla kendi canından başka bir can bulamazsın! Düşün! Tanrının toprakları sonsuz genişlikteyken, seni alçaltan bir ülkede yaşamanın ne kadar anlamsız, ne kadar şaşırtıcı olduğunu!
Sayfa 5 - Kırmızı Kedi·Kitabı okuyacak
Ülkelerin güçlü veya zayıf, halkların gelişmiş veya geri kalmış olmasının altında yatan tek neden yöneticinin adil veya yetersiz olması değildir. Yönetici nasıl biri olursa olsun iyi veya kötü, kahraman veya zalim her zaman kendi halkının canından bir candır, onun bir parçası, ruhunun yansımasıdır. Halk nasılsa, onu yönetenler de öyledir. Bu yüzden de her halkın hak ettiği iktidarlara ve yöneticilere sahip olduğu eskiden beri söylenegelmektedir
Düşünce
"Ve eğer Rambrat, Beethoven, Dante veya Napolyon gibi adamlar hakkında en küçük bir fikrin yoksa, kendini büyük bir adam olarak görmek ilginç bir şekilde kolay değil mi? ********* Sadece tek bir fikre saplantılı kalmış her türden saplantılı kişiler hep ilgimi çekmişti; çünkü birisi kendini ne kadar kısıtlarsa, kendisine değil, tam tersine, sonsuza yakın olur; gerçeklerden aleni bir şekilde uzak bu tipler, kendilerine dünyanın küçük ölçekli tek ve olağanüstü versiyonunu inşa etmek için kendi malzemelerini kullanan akkarıncalara benzer. "
Sayfa 19·Kitabı okudu
1000Kitap
“Heyecan yüklü mektup bu yansız açıklamadan sonra son derece dokunaklı yeminlere ve antlara geçiyordu, ona gücenmemeliydim ve bu ani vazgeçiş beni üzmemeliydi, onu bana geri dönmemesi için zorlamamalı veya kendime zarar verecek bir aptallık yapmamalıydım. Giderek hararetlenen satırlar birbirini izliyordu: Daha iyi birinde teselli bulacağımı umuyor ve bu mektubu nasıl karşılayacağım konusunda endişeli olduğundan ona hemen yazmamı istiyordu. Ayrıca mektubun sonuna ek olarak kurşun kalemle alelacele şunlar yazılmıştı:” Bir budalalık yapma, beni anla ve bağışla!” Bu mektubu daha önce aldığım haberden duyduğum şaşkınlıkla okudum, sonra sayfaları biraz karıştırıp ikinci kez biraz utanarak okudum ve bilince vardıkça içimi bir korku kapladı. Çünkü içimde, sevgilimin anlaşılır biçimde öngördüğü bütün o güçlü ve doğal duyguların hiçbirinin belirtisi dahi uyanmamıştı. Yaptığı açıklama bana acı vermemişti, ona gücenmemiştim, hele kendime veya ona şiddet uygulamayı bir an olsun aklımdan geçirmemiştim; içimdeki bu duygusal soğuma o kadar tuhaftı ki, beni korkutmamıştı bile.” Stefan Zweig- Olağan Üstü Bir Gece
Sayfa 19 - Kendi okuduğum yayını bulamadım. Bu çeviri ile farklılık olabilir.