• Sevgili dostum, aynı zamanda da mektup arkadaşım Meyrem Karadeniz’in ilk göz ağrısı olan bu güzel romanını bana ilk mektubuyla adıma imzalı olarak göndermişti. Mavi oldum olası ben de hep güzel hisler çağrıştırmıştır zaten, kitabı ilk elime aldığımda da yine aynı hissiyat oluştu. Ve bittikten sonra da yine aynı hissiyatla yüzümde ki tebessüme sebep oldu..
    Mavi Kadar aslında bir gençlik aşkı romanı, gençlik diyorum çünkü olay örgüsü kahramanların üniversite yıllarında geçiyor. Güzel bir tesadüfle birbirlerinin hayatlarına dahil olan iki genç yürek. Miranaz ve Deniz’in hikayesi kimi bölümlerde hayli heyecanlı ve duygusal seyretse de, kimi bölümlerde de hayli dramatikleşiyor. Okuyucuya bir çok duyguyu aynı anda yükleyebilen güzel bir aşk romanı. Okurken bol bol altını çizebileceğiniz nokta atışı diyebileceğim sözlerle karşılaşacaksınız, bu sebeptendir ki yanınızdan kaleminizi eksik etmemenizi öneririm..
    Hemen hemen hepimizin bir dönem başından geçmiş birbirini takip eden duygular silsilesini öyle ustaca harmanlamış ki sevgili dostum, hayranlıkla ve keyifle okudum satırlarını. Bu arada roman diyoruz ama 142 sayfadan oluşuyor kitabımız, yağmurlu bir akşam zihninizi rahatlatmak ya da ruhunuzu hafifletmek için, belki de unuttuğunuz dibe ittiğiniz o hisleri tekrardan anımsamak adına bir çırpıda okuyup bitirebileceğiniz, hafızanızda farklı bir hissiyat bırakacak güzel bir eser..
    Bu arada hikayenin büyük bir kısmı Ankara’da geçiyor, hazır kış aylarındayken Ankara’nın o keskin ayazından nasibini almış, evinde ya da bir kafe de sıcak bir çayın buğusunda kendinizden izler bulacağınız bu güzel kitabı okumayı ihmal etmeyin derim sevgili Ankara bebeleri 
    Açıkçası ben kitabı beğendim, yazarı dostunuz olunca daha da bir içinize işliyor satırlar. Peki torpil mi yapıyorsun arkadaşına hiç eleştirilecek yanı yok mu diyorsanız da; bu konuda babamın oğlu olsa tanımam diyor ve tek öz eleştirim olan ve çokça karşılaştığım editör kaynaklı yazım hatalarından başka beni rahatsız eden bir şey göremedim doğrusu. 
    Velhasıl tavsiye ederim efendim, tam mevsimindeyken şimdi, o kalın kalın kitaplarınıza bir mola vermek isterseniz şayet, size dinginlik verip zihninizi rahatlatacak bu minik romanı okuyunuz. Miranaz ve Deniz’in aşkı sizi kuşatsın ve bir akşam üstü unuttuklarınızı hatırlatsın derim..
  • Kaç gündür kargonun bir an önce gelmesini heyecanla beklediğim kitaptır. Neden mi. Pek kitap okuyanın bulunmadığı, kitap evlerinin iflas edip kapandığı Rize gibi bir şehirden bir Rizeli yazarımız Meyrem KARADENİZ kitap çıkarmış. Ben gururlanmayayımda kim gururlansın. Hemde adıma imzalı. Bu şehirden Başbakanlar hatta Cumhurbaşkanı çıkması bile bir yazar çıkması kadar sevindirmedi beni. Ve benim inadıma kargo kötü hava koşulları ve hafta sonunun araya girmesi nedeniyle geciktikçe gecikti.

    Ve nihayet mutlu sona ulaştım. kitabın kapağı öyle güzel ki beyaz bulutların arasında mavi kuşlar uçuyor. sanki evimin penceresinden gökyüzüne bakıyor gibiyim. Kitap tatlı dilli, narin bir kızın çok uğraşarak kavuştuğu aşkını, mavi kadar sevmesini anlatıyor. Ana karakter o kadar etkileyici anlatılmış ki her yönüyle tanımış oldum. Meyrem hanım kitaptaki ben değilim desede bende onunda Miranaz kadar tatlı ve naif bir insan olduğunu biliyorum. İnsan öyle olmasa böyle güçlü bir karakter yazamaz. Kendinden kopya çekmiştir muhakkak.

    Miranaz'a not: Sen daha iyilerine layıksın güzelim uğraşma şu Denizle dedim ama aşk laftan anlamaz ki
  • Miranaz'ın üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırırken yaşadığı heyecan beni yıllar öncesine götürdü.Benimde yaşadığım heyecanı,sevinci tekrar hatırlattı. Miranaz ve Deniz'in inişleriyle,çıkışlarıyla devam eden ve mutlu biten güzel bir aşk hikayesini anlatan kitabın özellikle ismine ve kapağına bayıldım. 1000Kitap üyesi olan yazar Meyrem Karadeniz'in bundan sonraki çalışmalarında başarılar dilerim. Bu kitabı okuduktan sonra son söz olarak şunu söyleyebilirim; Mavi kadar sevin, mavi kadar sevilin.
  • Mavi Kadar! Değerli okurlar eserin ismi bile, bana huzuru çağrıştırmakta! Renklerde mavi ve yeşilin insan ruhunda açılan kapanması zor, derin yaraları iyileştirdiğini okumuştum. Ayrıca ismini anımsayamadığım bir kitapta, şehzade eğitmekle mükellef olan Lalanın, şehzadenin eğitim aşamasında, suyun ve yeşilliğin bol olduğu alanlarda tefekküre zorladığını hatırlıyorum. Yazar bu iki ortamın da, ruhu dinlendirdiğine dem vurmuştu.

    Eserde de mavi renk, sevginin derinliği ile özdeşleştirilmiş. Bir yanda kalbi, yabancısı olduğu duygularla dolup taşan Miranaz. Diğer tarafta kalbi kırık, karşı cinse karşı inancını kaybetmiş Deniz. İlerleyen satırlarda bu ikilinin yolları bir şekilde kesişiyor. Deniz güven sorunu yaşasın dursun, Miranaz derin sevgisi ve inancıyla Deniz'in yaralarını sarmaya devam etsin! Ne zamana kadar...Ta ki Deniz hem ruhsal, hem de fiziksel olgunluğa kavuşuncaya dek!

    Meyrem Karadeniz, site vasıtasıyla tanıma fırsatına nail olduğum bir yazar. Öncesinde ne yazarımızın, ne de eseri hakkında herhangi bir malumatım yoktu. Hal böyle olduğu halde, eseri okumamı sağlayan en büyük etken, okur arkadaşım olması ve yazar kimliğine karşı duyduğum sonsuz saygıdır.

    Meyrem Hanım'ın eserinde yaratmış olduğu dünyayı sevdim. Düşüncelerinin yansıması, okur nezdinde aydınlatıcı. Özellikle yazarımızın yaşama dair deneyimlerini içeren betimlemeleri, tek kelime ile özetleyecek olursak muhteşem! Keşke gerçek yaşamda Miranaz gibi, saf bir teslimiyetle bozuk ve çarpık düzeni de iyileştirebilsek! Ama iyi ve kötü mizaçlı insanların bir arada, var olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bazılarımız ideallerimizde toplumun menfaatine yönelik eğilimlerde bulunsak ta, bazılarımız da bir o kadar şahsi çıkar ve menfaat peşinde. " Ne kopardık kâr. " mantığı almış başını, gitmekte!

    " İnsan elinde ne illet var ki, dokunduğunu değiştiriyor, kendiliğinden iyi ve güzel olan şeyleri bozuyor. İyi olmak arzusu bazen öyle azgın bir tutku oluyor ki, iyi olalım derken kötü oluyoruz. Bazıları der ki, iyinin aşırısı olmaz, çünkü aşırı oldu mu zaten iyi değil demektir. Kelimelerle oynamak diyeceği geliyor insanın buna. " der, Montaigne.

    İşte böyle çelişkili sadakat arzuları içerisinde olan, okurların eseri okumalarını tavsiye ederim. " Mânâ sözün altında gizlidir. " derler. Hakikaten de, görünen bazen bir yanılsamadan ibaret olabilir. Ama görünenin altında yatan, işte odur bizi kurtuluşa ve refaha erdiren.

    Eser de sıklıkla yazarımızın bilinç akışının izlerine rastlayacaksınız. Hal böyle olunca da yazarın gizli kalmış dehlizlerindeki deneyimler, anlatım ve yazım dili eşliğinde gün yüzüne çıkarak okura bir nevi tecrübe kaynağı görevini üstlenmekte. Olay örgüsü üniversite, arkadaşlar ve aile arasında sınırlı kalmış olabilir.
    Ama yazarımızı tanımak ve anlamak adına, esere bir şans verin! İnanın ki, okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz ama eğer okursanız yazarımızın kurgu üzerinden okura yansıttığı deneyimlerinden feyz alabilirsiniz...
  • Bu kıymetli kitap yazarımızın ilk kitabı olduğundan uzun eleştiriler yapmayacağım. Genelde ilk kitapları ağır eleştiri yağmuruna tutmadığımdan da kaynaklı bir durum. Çünkü yazarların ilk kitapları diğer kitaplarının önsözü niteliğinde oluyor genellikle. Cümlem çok fazla anlaşılmış olmayabilir demek istediğim zaman içerisinde daha güzel eserler yazılabileceği kanısındayım.

    İlk esere bakarak bir yazarı bir yere getiremeyiz diğer yazılarla yazarın ilk kitabında yaptığı hatalar kaybolur. Sadece yazar hakkında genel olarak bir fikir oluşabilir.

    Ben Meyrem Hanım'ın kitabını beğendim. Üniversiteyi yeni kazanmış genç kızımız Miranaz'la Deniz'in aşkını türk filmi tadında tasvirleyerek okura leziz bir kitap sunmuş. Betimlemeleri oldukça sade, süslemelerden uzak, güzel bir mantık örgüsü içerisinde muazzam bir eser. Tavsiye ediyorum. Ayriyeten Sayın yazarım Meyrem Karadeniz kendi imzasıyla gönderdiği mükemmel kitabı için ayrıca teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

    1000kitap'ın değerli yazarlarından olması adına destekliyor ve tavsiye ediyorum.
  • Her yazarın ilk eserleri otobiyografik çizgiler taşır. Bence burada da benzer bir durum var. Romanın eksikleri elbette var, bu kesin. Hatta bunları en iyi bilen de bizatihi yazarın kendisidir. Ancak hepimizden parçalar taşıyan ve kendini okutabilen bir eser olmuş. Miranaz'ın ve romanın iyi adamı Özgür'ün aslen Samsunlu olmaları da güzel bir sürprizdi doğrusu. Meryem hanıma bundan sonrası için de başarılar diliyorum.