"Evliymiş gibi yapan ama aslında birbirini hiç tanımayan eşler; öğretmenmiş gibi yapan ama öğrencisinin ruhuna dokunmayan eğitimciler; dürüstmüş gibi yapan ama arkadan iş çeviren insanlar... 'Mış gibi' yaşamak, toplumsal bir çürümedir."
"Birey olmayı istemek çok büyük bir suç! Bunu unutma. Türkiye'deki ana babalar çocuklarına birey olmamayı çok erken yaşta öğretmek için büyük çaba harcarlar. İçimizdeki çocuk utanca boğulup kendi kendimize söz verip bir birey olmama yemini ettiğimiz zaman çevremizdeki herkes bizi çok sever. Sürünün yeni üyesi olarak sevilirsiniz."
"Aslında yatak büyülü bir mabetti insanlar için. Bir bireyin dünyaya gelmesinde yapılan çalışmalar genellikle burada olur. Doğumdan ölüm döşeğine, kutsal bir döngü... En bilinmez sırlar burada bırakılır birer birer, damla damla gözyaşlarıyla. Belki günlüktür yatak. Senin hikayeni tutan. Seni en çıplak, en savunmasız, en yaralı halinle gören. Belki de mükemmel bir psikologdur hiç bıkmadan dinleyen. Ve üzerine mis gibi bir uyku sunan."
Öğretmenin içindeki çocukla tanışması çok daha önemli. Öğretmenin mış gibi yetişkin olma lüksü yok; böyle bir durum, öğrenciler için ve toplumun geleceği için çok tehlikeli.
Yasakların, kısıtlamaların ve yalanların bombardımanı altında asıl yerinden sökülen canlı gerçeklik öylesine önemsiz bir hale gelir ki, görüntüler dikkat merkezimize yerleşirler. İnsan rolünü kendi hayatından daha iyi yaşar.