Yokuşlar bizi yenmemiz gereken bir savaş misali yüreklendi­rir, inişler ise cesaretimizi kırar ve bizi sessizleştirirdi...
Bazen bulanık, bazen berrak akan bir nehir misali hatıralar..
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Psikolojik yaraların çocuklar üzerindeki duygusal etkisi ve yetişkin hayatlarında nasıl ortaya çıktıkları. Düşünün, hayatta kalmak için güveneceğiniz ilk insan ölmüş olmanızı istiyor. Bu bir çocuk için ne kadar korkunç, ne kadar travmatik olsa gerek. Kendinize verdiğiniz değer yok olur; ve yerine kalan acı çok büyük, çekilemeyecek kadar büyüktür. Dolayısıyla yutarsınız, bastırırsınız, gömersiniz. Zaman içerisinde travmanızın asıl sebebiyle bağınız kopar, nedeninin köklerini unutursunuz. Ama bir gün bütün öfke ve acı, bir ejderhanın midesinden fışkıran alev misali tekrar ortaya çıkar ve elinize bir tüfek alırsınız. O öfkeyi artık ölmüş ve unutulmuş babanız üzerinden değil, kocanızdan, hayatınızda babanızın yerine geçmiş olan adamdan, sizi seven ve yatağınızı paylaşan adamdan çıkarırsınız. Onu başından beş kez vurursunuz; muhtemelen neden olduğunu bile bilmeden.
Sayfa 248 - Domingo yayınları
Tarih bir güneş gibi, önümüze kocaman birer dağ misali gelen/getirilen soru(n)ları çözme konusunda yolumuzu aydınlatıyor bugün. Her daim önümüze çıkan hakikate burada da rastlıyoruz: Gönül dünyamızla meşgul olmadan ve ahireti bir adım öne alarak dünya hayatında yapması gereken ne varsa hakkıyla yerine getirmiş büyüklerin yaşantılarını örnek almadan toplumu, milleti, devleti, dünyayı ihya edemeyiz. Medeniyet mefkûresi diye nitelendirilen hakikat bize tam olarak bunu söylüyor aslında. Elan karşı karşıya kaldığımız meselelerin altında yatan temel sebep biziz. Bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir medeniyet uğruna savaşmak için öncelikle büyük cihada odaklanmak zorundayız.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Din
Ardımda uzun bir geçmiş olmasının ne hoş bir şey olduğunu keşfettim. Geçmişimi kendime anlatacak zamanım yok ama çoğu zaman, beklenmedik bir anda, şimdiki zamanın derinliğinde berrak bir biçimde görüyorum onu; geçmiş, denizin parıltılarına vuran kayalar ya da kumlar misali şimdiki zamana rengini, ışığını veriyor. Eskiden kendimi tasarılarla, vaatlerle avuturdum; şimdiyse solmuş günlerin gölgesi heyecanlarımı, zevklerimi dinginleştiriyor.
Sayfa 19 - Everest Yayınları·Kitabı okuyor
ifadesiz bir maske misali bakıyordu bana. Okunamaz, asla içine girilemez bir maske.
Alıntı