Stephen King'in en iyi psikolojik gerilim romanı kesinlikle diye incelemeye başlamak istiyorum. Romanın orijinal adı misery. Bence Annie Wilkes'te olsa sırıtmazmış. Çünkü yazılmış en iyi kurgu karakterlerden. Yazar Annie'yi yaşamış. Kötü bir karakterin akılda kalmasını öyle bir sağlamış ki bundan seneler sonra bile Annie ismini başka bir yerde, filmde, romanda duysak aklımıza sadist kitabında ki Annie gelecektir eminim.
Uçsuz bucaksız bir Kasabada kaza yapan bir yazar, onu bulan bir numaralı hayranı Annie. Onu iyişltirme süreci ve sonrasında Annie'nin sapkın fanatikliği. Ve devamında yazara yaşattığı işkence dolu olaylar. Bir insan bir romanı ne kadar ciddiye alır? Bir insan sevdiği bir yazarın romanında ölen karakterin acısını ne kadar gerçek yaşar ve ölümünün intikamını yazardan almak ister mi? Yada yazar eline düşmüşsse o karakteri tekrar yaşatması için neler yapar? Neler yapmaz ki...
Kitapta psikolojik öğeler olağanüstü. Romandaki mekan Overlook oteline çok yakın. Oteli bilenler şimdiden sevindi bile. Çevre tasvirlerinden ziyade romanın geçtiği ev tasvirleri daha ön planda. Çünkü roman tek mekan romanı. 340 sayfa boyunca bir evde kapalı kalıyoruz. Klostrofobisi olanlar dikkat!
Takıntıları konu olan roman aslında bir çok göndermeye sahne alıyor. Hadi ama sizin de çevreniz de bir romanın sonunu söylediğinizde size kızan bazı sevdikleriniz vardır. Kurguya o kadar kapılmışlardır ki sizi de o kitabın bir karakteri olarak görmeye başlarlar. :-)
Ama asıl gönderme yazarın kendisine. Geçmişinde alkol ve uyuşturucu ile mücadele etmek zorunda kalmış King bu romanda Annie metasını kötü alışkanlar yerine o kadar güzel kullanmış ki. Romanı okuyan kimse bacağını kesmek için peşinden balta ile koşturan bir alkol şişesine bir daha dönüp bakmaz.