Fransız şair, matematikçi, dil teorisyeni, yazar #RaymondQueneau ‘dan #ZorluBirKış kitabı gerçekten zorlu bir okuma süreci yaşattı bana. Birkaç gördüğüm inceleme de aynı fikirde olduğundan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki çeviri çok zorlayıcıydı.
Roman bizi Birinci Dünya Savaşı’nın ortasına, 1916-1917 yılının o meşum kışına, Le Havre liman kentine götürüyor. Queneau burada savaşı cephedeki kurşunlarla değil, cephe arkasındaki insanların ruhlarındaki o boğucu bekleyişle anlatıyor. Kitabı okurken o liman kentinin rutubetini, soğuğunu ve her an bir şey olacakmış gibi hissettiren ama aslında hiçbir şeyin değişmediği o monotonluğu iliklerinizde hissediyorsunuz. Demokratik, mason ve Yahudileşmiş bir Fransa var. Lehameau’ya göre Fransa’yı çürümüşlükten ve düzensizlikten kurtarmak için gereken bir Alman Himayesi.
Bernard Lehameau, başkahramanımız, 33 yaşında, yaralı bir asker, ayağı kırıldığı için aksamaya başlamış ve yürümek için bastona ihtiyaç duyuyor, bu süreçte çevirmenlik yapıyor. Saygıdeğer bir insan, sivil yaşamda oldukça yükselmiş bir memur, askerlikteyse savaş yaralısı ve belki de kahraman. Ama oldukça kötümser ve yabani. Annesi, ilk yengesi (abisi daha sonra tekrar evleniyor) ve karısı bir yangında hayatlarını kaybediyor. 13 yıl boyunca dul kaldığı süreçte eline kadın eli değmiyor. Bir gün tramvayda iki çocuğa rastlıyor Annette 14 kardeşi Polo ise 6-7 yaşlarında, bir başlarına okula gidip geliyorlar. Bu çocuklar ile bir bağ kuruyor Lehameau ve ablaları ile Madeleine (hafifmeşref bir kadın profili var) ile de tanışıyor. Onları sinemaya götürüyor birlikte vakit geçiriyor. Bir de ordudan sarışın ingiliz Helena var. Ona aşık oluyor, birkaç kez buluşuyorlar ama kadın bakire, bu devirde onunla evlenmeyi göze alamıyor ve zaten kadının tayini çıkıyor. Birkaç ay
Zorlu Bir KışRaymond Queneau · Sel Yayıncılık · 200325 okunma
ÖLÜM DALGALARI
AGATHA CHRISTIE
Umutla yolculuk etmek, bazen gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir.
Orta yaşlı milyoner Gordon Cloade, genç ve güzel Rosaleen ile evlendikten kısa bir süre sonra bir bombardımanda hayatını kaybeder. İkinci kez dul kalan Rosaleen, beklenmedik bir şekilde Cloade ailesinin servetinin de sahibi olmuştur.
Artık çok zengin olan Rosaleen, hiç de memnun değildir bu durumdan. Zira ölen eşinin tüm akrabaları bu servette hak sahibi olduklarını düşünmektedir. Hatta bu akrabalar ilk eşinin ölmediğini ve mirası kendilerine bırakması gerektiğini ima ederler her fırsatta genç kadına.
Rosaleen ve abisi, bu asalak akrabalar ile mücadele ederken kasabaya gelen bir yabancı işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Enoch Arden isimli bu adam, Rosaleen'in ilk eşinin yaşadığını hatta arkadaşı olduğunu iddia eder ve şantaj yapmaya başlar. Bu iddia gerçekse Rosaleen mirastan pay alamayacak, her şey Cloade ailesine geri dönecektir. Fakat bu gizemli yabancının kaldığı pansiyon odasında ölü bulunması, durumu daha da karmaşıklaştırır ve devreye meşhur dedektifimiz Hercule Pioret girer.
I. Dünya Savaşı döneminde geçen bir hikâyeyi keyifle okuduk ve bu sefer katili bulmakta hiç zorlanmadım.
Oldukça akıcı bir hikâyeydi; aşk, intikam, gerilim ve yer yer gülümseten satırlar içeren bir Agatha eseri daha geride kaldı. Kitapta bahsi geçen "Atatürk Çiçeği" ayrıntısı çok hoşuma gitti özellikle. Her ne kadar uzun süre yaşatamasam da ara ara evimde olan bir çiçektir. Herkese keyifli okumalar diliyorum arkadaşlar.
Karakter asla aynı kalmaz. Ya kuvvetlenir ya da zayıflar. Bir insanın ne olduğunu ancak sınanırsa anlaşılır; bu, ayaklarınızın üstünde durmayı başardığınız ya da düştüğünüz andır.
Bu dünyada yaşamak giderek zorlaşıyor. Yalnızca güçlülerin dünyası
Ölüm DalgalarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2018926 okunma
Merhabalar, bu eserde Agatha Christie ile bir kez daha bir cinayetin nasıl çözüldüğüne şahit oluyoruz.
Sakin bir taşra kasabasında yaşayan ve ailesi de dahil olmak üzere pek seveni olmayan albay, kasaba rahibinin evinde ölü bulunur ve bir çok kişinin bu cinayeti işlemek için sağlam nedeni vardır.
Polisiye romanın büyük yazarlarından Agatha Christie nin bu eserini de genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Eserin dili gayet akıcı, konu ve işleyiş merak uyandırıcı, eseri tek seferde okumak da hayli mümkün.
Miss marple ile ilk kez karşılaştığımız Ölüm Çığlığı bana göre keyifli bir kitap. Romanda geçen olaylar ve cinayetin nasıl çözüldüğü pek dahiyane olmasa da ben eseri beğendim ve tavsiye edebilirim.
Ölüm ÇığlığıAgatha Christie · Altın Kitaplar Yayınevi · 19821,819 okunma
Elizabeth Cleghorn Gaskell (1810 -1865)
Victoria devri Ingiliz roman yazarı
Romanlarinda özellikle Manchester'daki endüstriye hayati ve toplumu yazdi.
Eser yayın tarihi; 1853
Elizabeth Gaskell, büyük dramatik sahneler yazmak yerine günlük hayatın akışını anlatmayı tercih eder. Bu yüzden Deborah’ın hastalığı veya ölüm döşeği uzun uzun anlatılmaz; bir bölümden diğerine geçerken onun öldüğünü öğreniriz
* Miss Matty Jenkyns: Romanın duygusal merkezidir. İyi kalpliliği ve kırılganlığıyla okuyucunun sevgisini kazanır.
* Miss Deborah Jenkyns: Matty’nin ablasıdır. Aile içinde otorite odur. Romanın başlarında önemli bir yere sahiptir.
* Peter Jenkyns: Kardeşler arasında genç yaşta evden ayrılmıştır. Geçmişte yaşananlar Matty’nin hayatını derinden etkilemiştir.
* Mary Smith: Bazen Cranford’da kalır, bazen başka yerde yaşar. Olayları bize onun gözünden öğreniriz.
* Miss Pole: Kasabadaki haberlerin ve dedikoduların merkezi gibidir ama kötü niyetli değildir.
* Mrs. Jamieson: Sosyal sınıf farklarına önem verir; Cranford kadınlarının ona karşı tutumu romandaki mizah kaynaklarından biridir.
* Captain Brown: Romanın başlarında görünen, kasabanın alışılmış düzenine biraz meydan okuyan karakterdir.
Captain Brown’ın iki kızı vardır:
* Miss Brown (büyük kızı)
* Jessie Brown (küçük kızı)
ÖLÜM DALGALARI
AGATHA CHRISTIE
280 SAYFA
#HERAYAGATHACHRISTIE
#Ortakokuma
#Okudukbitti
Umutla yolculuk etmek, bazen gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir.
Orta yaşlı milyoner Gordon Cloade, genç ve güzel Rosaleen ile evlendikten kısa bir süre sonra bir bombardımanda hayatını kaybeder. İkinci kez dul kalan Rosaleen, beklenmedik bir şekilde Cloade ailesinin servetinin de sahibi olmuştur.
Artık çok zengin olan Rosaleen hiçte memnun değildir bu durumdan. Zira ölen eşinin tüm akrabaları bu servette hak sahibi olduklarını düşünmektedir. Hatta bu akrabalar ilk eşinin ölmediğini ve mirası kendilerine bırakması gerektiğini ima ederler her fırsatta genç kadına.
Rosaleen ve abisi, bu asalak akrabalar ile mücadele ederken, kasabaya gelen bir yabancı işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Enoch Arden isimli bu adam, Rosaleen'in ilk eşinin yaşadığını hatta arkadaşı olduğunu iddia eder ve şantaj yapmaya başlar. Bu iddia gerçekse Rosaleen mirastan pay alamayacak, her şey Cloade ailesine geri dönecektir. Fakat bu gizemli yabancının, kaldığı pansiyon odasında ölü bulunması durumu daha da karmaşıklaştırır ve devreye meşhur dedektifimiz Hercule Pioret girer.
II. Dünya Savaşı döneminde geçen bir hikayeyi keyifle okuduk ve bu sefer katili bulmakta hiç zorlanmadım. Sevgili Fatma ve sevgili Sevilay eşlik ettiğiniz için teşekkür ediyorum Yaz tatili sonrası yeni macerada buluşmak dileğiyle. Oldukça akıcı bir hikayeydi; aşk, intikam, gerilim ve yer yer gülümseten satırlar içeren bir Agatha eseri daha geride kaldı. Kitapta bahsi geçen "Atatürk Çiçeği" ayrıntısı çok hoşuma gitti özellikle. Her ne kadar uzun süre yaşatamasam da, ara ara evimde olan bir çiçektir. Herkese keyifli okumalar diliyorum arkadaşlar.
Karakter asla aynı kalmaz. Ya kuvvetlenir ya da zayıflar. Bir insanın ne
Ölüm DalgalarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2018926 okunma
Bir tren yolculuğunda işlenen cinayet, Miss Marple’ın olaya dahil olmasıyla çözülmeye başlıyor. İlk başlarda biraz yavaş ilerlese de sonlara doğru tempo artıyor ve merak iyice yükseliyor. Sonunu tahmin etmek zor, bu da kitabı keyifli ve akıcı kılıyor.
16.50 TreniAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20185,8bin okunma