Süper gücümüz aslında sürekli kullandığımız ama süper
güç gibi görmediğimiz bir şey. Hatta çoğu insan onu zayıflık
olarak görüyor. Süper gücümüz -çalsın davullar!- varolmayan
şeyleri hayal etme ve her türden hayali hikâyeler anlatma becerimiz. Biz efsaneler, peri masalları ve mitler yaratıp onlara
inanabilen tek hayvan türüyüz.
İçsel dünyamızda kendimizi nasıl değerlendirdiğimiz ve insanın, sub specie aeternitatis olarak nasıl göründüğü yalnızca, mitler yoluyla ifade edilebilir. Mitler daha bireyseldir ve yaşamı bilime oranla daha kesin ifade ederler, çünkü bilim, bir bireyin yaşamının öznel çeşitliliğini doğru dürüst gösteremeyecek denli genel ölçüler kullanır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kutsal mekânlardaki ritüeller tanrıları taklit etmenin ve onların daha tam ve daha güçlü varoluş biçimine girmenin bir başka simgesel yoludur. Gökyüzündeki tanrıların evinin aynısı olarak görülebilen kutsal kent kültü için de çok önemlidir; bir tapınak belirli bir ilahın göksel sarayının kopyası olarak düşünülür. Göksel ilk örneğini mümkün olduğu kadar özenle taklit eden bir tapınak burada, yeryüzündeki tanrıyı da barındırabilirdi. Akılcı modernitenin soğuk ışığının altında bu tür mitler gülünç görünüyor. Ama bu fikirler önce geliştirilip sonra belirli bir "kutsal" yere uyarlanmadı. Bunlar bir deneyimi açıklama girişimiydi. Dinde, deneyim her zaman teolojik açıklamadan önce gelir. İnsanlar ilk başta kutsalı bir ağaçlıkta ya da bir dağın tepesinde kavradıklarını hissetmişti. Kimi zaman onları kendilerinden geçiren mimari, müzik ve litürjinin estetik araçlarıyla bunu yaşamışlardı. Sonra bu deneyimi mitolojinin şiirsel diliyle ya da kutsal coğrafyanın simgeleriyle açıklamaya çalıştılar.
"Mitler, ritüellerin kurgusundan açığa çıkmıştır.
Bu nedenle mitler, olayların olmasını sağlayan öykülerdir; bir başka deyişle mitler, ritüellerin öyküleridir..."
"Gerçek nedir?" Rüyada gördüklerimizin değil de, uyanık iken gördüklerimizin gerçek olduğunu nasıl iddia edebiliriz? Bu sorunu bir Çin şairi şöyle açıklamıştır: "Geçen gece rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Ama şimdi, bir kelebek olduğunu düşünen bir insan mı ya da insan olduğunu düşünen bir kelebek mi olduğumu kestiremiyorum."