Kadın, ve islam'da kadın İslâm, kadını saygıdeğer bir varlık olarak görür ve ailenin temel bir direği olduğunu kabul eder. Halbuki kadın, İslâm gelmeden önce değersiz sayılırdı. Hatta onun aşağı statüde bir varlık olduğu ve yaratılış gayesinin yalnızca erkeklere hizmet etmek olduğu kabul edilirdi.
"Kadın kahramanın yolculuğu: Kayıp parçaları aramaya çıkınca hikaye başlar, hadi birlikte bakalım
"Murdock’a göre “Kadın kahramanın yolculuğu, sürekli bir gelişim, büyüme ve öğrenme döngüsüdür.” Erkek kahramanın yolculuğu başarıya ulaştıktan sonra son bulurken, kadın kahraman yolculuğuna hayatı boyunca devam eder
. Bu noktada aslında kadın kahramanın karşısına çıkan engellerin sürekli olarak onu yeniden eril sistem içerisine dahil etmeye çalışan kısıtlayıcı kodlar ve kişiler olması dikkat çekicidir. Yolun sonunda içindeki eril ve dişil sesleri dengeye koyup başarıya ulaştığını düşünen kadın kahraman çıktığı diğer yolculukta yine aynı engellerle ve kısıtlayıcı unsurlarla karşılaşır."
"Kadın Kahramanın Yolculuğu, sadece kadınlara değil dişil tarafıyla barışmak isteyen erkeklere de hitap ediyor. Eril ve dişil dengesinin sağlanması gerektiğini anlattığı eseri tutkulu bir dille ele alan yazar, yolculuğun başlaması için dişil değerlerden arınmaya ihtiyaç olmadığını savunuyor..
Kadın kahramanın başarısının erkek kahraman üzerinden ölçülmesine karşı çıkarak anaerkil dünyanın yeniden hatırlanması gerektiğini vurguluyor. Mitler, masallar ve kadim semboller üzerinden dişil değerlere duyulan ihtiyacı anlatıyor.
Kendini yetersiz gören kadınlar için rehber niteliğinde hazırlanan kitap, kadınların tam potansiyellerini keşfetmesine ve kendi sesini bulmasına yardımcı oluyor."
O halde #Buyurun Kadın Kahramanın Yolculuğu
"Bu dünyaya yaşamak için geldiğimiz doğru değildir. Buraya uyumaya ve rüya görmeye geldik."
demiş bir Aztek şiirinde..
Bizde de bir Hadis'te peygamber efendimiz demiş ki;"Insanlar uykudadırlar ölünce uyanırlar"
Kitabımız mitolojinin piri Joseph Campbell 'den.
Daha önce onun birçok kitabını okumuştum.
Kalemi çok güçlü bir yazardır gerçekten.
Kitapta birçok konuya değiniyor yazarımız Joseph Campbell
Mitler, Rüyalar hatta Jung'un bazı söylemleri ve hastalarının çizdiği resimler,analizleri de var.
Ayrıca Tanrıçalar, kurbanlar, Buda ve Budizm .
Tarihte, kadının din adamları ve keşişler tarafından "şeytan" olarak nitelendirilmesi.
Ziguratlar, yani büyük kulelerin tefekkür etmek amacıyla ve tanrılar kolayca yeryüzüne insin diye dikildiğini anlattığı bölüm çok ilginçti bana göre.
Eh tabii eskiyi anlatırken Mayalar takvimi olmazsa olmaz. Burçlar ve onlarla ilintili yaşanan felaketler, güneş tanrısına yapılan kalp Adakları, ritüeller.
Yoga ,çakralar vs..de unutmayalım.
Ve tabii dişil Bilgelik "kadın"...
Kıssadan hisse:) oldukça bol konulu ve bol fotoğraflı bir kitaptı.
Farklı Tanrı ve Tanrıçaların heykellerinin fotoğrafları da çok iyiydi.Adeta müze gezisi gibi hissettiren şahane sayfalar vardı.
Şahsen ben ilgiyle okudum.Keyif aldım.
Mitoloji severlere tavsiye ederim.
Yazara Joseph Campbell selam olsun, ruhu şad olsun.
Keyifli okumalar dilerim..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İsrail terörü ile ilgili bu zamana kadar okuduğum en iyi kitap diyebilirim.. siyonizm i hakkında çok iyi bilgiler ve çok sağlam kaynaklar verilerek yazılmış bir kitap. Mutlaka okunmalıdır..
Kitabı Dante vesilesiyle tanıdım. Vergilius’u Dante’nin gözleriyle ve sözleriyle çok sevdim. Gerçekten dediği kadar varmış. Yabana atılamaz kesinlikle. Vergilius’un olay örgüsü günümüzdekileri aratmayacak kadar iyi. Bence kitap belli yerler hariç akıp gidiyor. Ben 6. ve 12. bölümleri asla unutmayacağımı sanıyorum. Özellikle son bölüm. Tırnaklarımı yedim. Olaylar Hristiyanlık daha gelmezden önce yaşanıyor. Bunu bilmek önemli. O dönemde tek tanrılı din olarak sadece Yahudilik var. Bir de Yunan tanrıları. Kahramanımız Çanakkale Dardanoslu. Aşil’in oyunuyla memleketinden olmuş bir biçare. Bu işin arkasında aslında zalim Tanrıça Juno var. Tanrıça Juno, Roma’nın kurulmasını istemiyor. Aeneas, memleketinin işgali sonrası çok güçsüz. İşgalciler ve halkının uğradığı yıkım bu kadar gerçekçi anlatılabilirdi Aeneas’ın gözünden. Tüm bildiklerinin ve sevdiklerinin ölümü, yanan evler, saldırgan insanların aman bilmez hırsı. Tanrıların oyunu. Belirsizlik ve buhran! Sanki o anda ordaymışsınız gibi. Yazar, insanların duyguları ve onları aktarma konusunda oldukça üstün yeteneklere sahip. Ve olay örgüleri öngörülemez şekilde karmaşık. Çok fazla isim geçiyor kitapta. Sanki orada can verenlere haklarını vermek istiyormuşçasına çok isim. İnsan bu sonuca varıyor okudukça.
Okudukça Yazgı ve Tanrılar ayrımını fark ediyorsunuz. Yazgı, sanki, Tanrılardan daha güçlü. Aeneas’a tebliğ edilen yazgı, Roma’yı İtalya’da kurulacağı. Juno bunu istemiyor ve türlü türlü oyunlar yapıyor İtalya’ya varmaması için. Aeneas bu yolda çok fazla kayıp veriyor. Eşi ve çok sevdiği babasını toprağa gömüyor. İtalya’ya varış tam 10 yılını alıyor. Arkasında Dardanosluları da sürüklüyor. Omzunda büyük sorumlulukları var. O kadar renkli ki bu destanda yaşam. O dönem insanlarının RACONları, değerleri, inanç usullerine
Sapiens, insanlığın tarihini anlatıyor gibi görünse de Harari, taş devrinden bugüne insanın gelişimini kendi yorumlarıyla aktarıyor. Eğlenceli dili ve her şeyi mantıklı açıklaması, gençler arasında çok sevilmesini ve okunmasını sağlıyor. Günümüzde gençler her şeyi akıl ve kanıtla sorguluyor; Sapiens onlara bunu sunuyor. Harari’nin açıklamaları ateist bakış açısıyla mantıklı görünebilir, ama inancımızla her yönüyle örtüşmüyor. Mantık ve kanıt aramak değerli, ama inanç bazen yürekle hissetmektir.Ama yine de insanı düşündüren, sorgulamaya yönelten bir eser olduğu için okunmaya değer buluyorum.
Müslüman bir okuyucu olarak bazı noktalara katılamadım;
Kitap, insanı evrimsel bir süreçle açıklıyor. Oysa biz biliyoruz ki insanın ilk atası Hz. Âdem’dir. Bu yönüyle İslam’ın yaratılış anlayışıyla uyuşmuyor. Ayrıca Harari, dinleri toplumu bir arada tutan mitler olarak gösteriyor. Fakat bizim için din, sadece toplumsal bir bağ değil; Allah’ın vahyi, hayatımıza yön veren hakikattir.
Bir başka eksik nokta da ahlak anlayışında. Harari ahlaki değerleri evrimsel süreçlerle açıklıyor. Oysa biz biliyoruz ki ahlak ölçüleri Allah tarafından belirlenmiş, insana sorumluluk yükleyen kutsal ilkelerden doğar.
Sonuç olarak, Sapiens her Müslüman’ın aynı fikirde olamayacağı düşünceler barındırıyor.
Konusabilen bir goril ve bir adamın bir şekilde denk gelişleri ve insanlık,dünya,doğa ,hayvanlar,bitkiler,tarim devrimi ,antropoloji,sosyoloji,dini mitler ve daha pek çok şey üzerinden sürdürdükleri derin ve çok düşündürücü sohpetlerine eşlik ettiğimiz müthiş bir roman.Roman demek çok doğru gelmiyor zira çok derin varoluşsal sancılara gark etti beni .
Son birkaç yıldır yaşanan doğa katliamları ve doğal afetler sonucu zihnimde beliren bir düşünce var;dünya insan türünü birşekilde üzerinden atacak ve dahi kusacak.Sonrasında,birkaçbin yıl kendini toparlayacak bizden arta kalan pisliği temizleyecek ve yeni yaşam formlarıyla yeniden başlayacak.çünkü biz istilacılarız ve beceremedik .çünkü biz doğa ile savaşmaya ve kazanacağına inanmaya meyilli şişkin egolu istilacılarız.
Bu düşüncelerimden ötürü İsmail adındaki bu gorilin yaptığı tüm tespit ve eleştirilere yüzde yüz katılıyorum.
Bayılarak okudum.Bazı sayfaları dönüp tekrar okudum.bazı sayfaları yüksek sesle okuyarak eşim bey’e ne düşündüğünü sordum .Dünyayı kurtarmak,açlığı bitirmek,çevreyi kirletmemek için gösterdiğimizi zannettiğimiz çabaların ne kadar boş olduğu ile yüzleştim .
Son derece ilginç son derece düşündürücü ,bittiğinde bir miktar hüzün ve umutsuzluk hissettirde de çok çok tavsiye ettiğim bir kitap.
İnsanoğlu kendini üstün ırk olarak görmeyi sürdürdükçe ve yeryüzündeki herşeyin,her yerin,her canlının ,salt “insan”olduğu için kendi hakkı olduğuna inanmayı sürdürdükçe sonumuz yakındır.Benim çıkardığım anafikir bu.
Tadına doyulmaz tasvirler ve tüme varım yöntemleri ile bezeli bir kitap.Tek bir satırında bile sıkılmadım .