Yazarın anlatım tarzı bazı kısımlarda "kendi fikri" düşüncesi oluştursa da, kitapta sarsıcı noktalara değiniliyor, işte bazıları;
Tarım öncesi dönemde çocuk büyütmenin kabile/klan tarafından üstlenildiğinden kadınların çok eşli olduğunu, (Bu konuda Ache toplumu örneği; ayrıca yaşlı ve bazı çocukların öldürülmesi )
Irk araştırmaları konusunda bilim insanlarının, siyasi sebeplerle dürüst davranmayabilecekleri,
Ticaret gibi ihtiyaçlar için toplum içinde ortak mitler yaratıldığı ( kültürün ilkel hali) ,
Tarım devriminin insanlığın en büyük aldatmacalarından biri olduğu, bunu buğdayın (?) veya evrimin yaptığı, ( Evrimin, iyi beslenen Avcı toplayıcı az nüfusa; birkaç tane gıda çeşidi ile kıt beslenen artmış nüfusu tercih ettiğini iddia ediyor)
Dünya üzerindeki eski ve güncel tüm düzenlerin yapay olduğu/mit olduğu,
İnsanların " kişisel tercih " bildiklerinin bile hayali düzen (hangi coğrafyaya ait olduğunuza bağlı) tarafından belirlendiği,
Hayali düzen: (devlet, millet, dinler, kültürler, kapitalizm, komünizm, liberalizm vs.) adaletin olduğunu söyler fakat adalet yoktur, tüm bu düzenler kırılgandır ve bu kırılganlığı sağlamlaştıracak beklentisi ile dinlerin " ilahi kuvvet" tarafından gönderildiğine inandırılmışızdır. Bu düzenler o kadar kırılgandır ki kolluk kuvvetleri, hapishaneler vb. bu düzen varmış gibi bir etki yapsın diye sürekli desteklemeye ihtiyaç duyar.
Tarım devrimi, hayvanları ruhları olan, doğaya ait varlıklar mertebesinden kopararak, ruhsuz olduğuna inanılan (ama acı çeken ve sosyal ihtiyaçları olan varlıklarken) makineye çevirdi, özellikle modern tavuk/sığır çiftlikleri,
Kitabı okurken bazen de yüzünüze bir gülümseme konmuyor değil; Astronot ve Kızılderili hikâyesi (sayfa: 288),
Emperyalist/köleci Batı'nın Aztek, İnka, Aborijin, Tazmanya, Afrika vb.