Utopia; aslında olmayan, tasarlanmış ideal toplum olarak tanımlanıyor. Köken olarak Yunanca “yok/olmayan” anlamındaki “ou”, “mükemmel olan” anlamındaki eu ve “yer/toprak/ülke” anlamındaki topos sözcüklerinden türetilmiş. Kelime Thomas More’un eserinden sonra yaygın olarak kullanılmaya başlanmış. Kısacası, olmayan ideal yer…
Kitabımız iki bölümden oluşuyor:
Utopia
Thomas More’un Yaşamı ve Utopia’nın İncelenmesi
Thomas More’un “Ütopya”sı, Güney yarım küresinde bir adadır. Hikâye, bu adada yaşamış, Amerigo Vespucci ile kader birliği yapmış, Portekiz’li bir gemici olan Raphael’in, ada halkının kurduğu düzenin mükemmelliğini Avrupa’ya tanıtması biçiminde sürer. Ütopya, idealize edilmiş kurgusal bir tasarımdır aslında ve Platon’un “Devlet” fikrine dayanır.
Aslında, More’un ütopyası bir ideal toplum arayışından çok İngiliz toplumu için bir taşlamadır.
1986 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Prof. Dr. İlter Turan Siyaset Bilimine Giriş dersimizde hiç unutmadığım bir içerik paylaşmıştı. Yeri gelmişken onu da buraya bırakıyorum:
“Tüm sistemler teoride mükemmel görünür. Ancak, hayata geçirildiğinde insan faktörü bu mükemmelliğe engeldir. Her sistem insan hatalarıyla bozulur ve kendinden sonrakini yaratır. İçinde bulunduğu koşullar ve zaman farklı olsa bile, monarşi oligarşiye, oligarşi demokrasiye, demokrasi, teokrasiye, teokrasi diktatörlüğe dönüşür. Bu siyasal döngü hep bu şekilde devam eder.”
Thomas More’un, ideal toplum yapısına ait düşüncelerini yansıttığı eseri “Ütopya ”nın, siyaset ve toplum felsefesi üzerinde önemli bir etkisi vardır. Rönesans’ın Sokrates’i olarak kabul edilen büyük düşünür, sosyalist toplumun ilk kurgulayıcısı olarak tarihe geçer. Ancak, yaşam öyküsü de fikirleri kadar etkileyici ve sıra dışıdır.
Kitabımız “Ütopya”