Beyin eğer az uyaran alıyorsa, daha az beyin bölgesini kullanır duruma geleceği için, az kullanılan bölgelerinde bulunan sinir hücrelerini ve onların kurduğu bağlantıları gereksiz gibi görebilecektir. Doğal çevresi ile mücadele içinde olan ve üretim etkinliğinde bulunan insanlar beyinlerini sürekli olarak çalıştırmak, farklı ve değişik uyaranları işlemek durumunda kaldıkları için, beyinlerinde atıl kalan bir bölge ortaya çıkmaz ve hücrelerde ya da bağlantı kuran uzantılarda bir azalmaya yol açacak biçimde yontma işlemi sürdürülmez. Ancak günümüzde insanlar hep benzer etkinlikleri otomatik biçimde tekrarlayan bir yaşam biçimine sürüklenmişlerdir. Monoton bir yaşam biçimi, üretkenlikten uzak kalmak, yaratıcılığı kullanmak zorunda kalmamak gibi etkenler , beyinde plastisiteyi yapım yönünde değil yıkım yönünde harekete geçirebilmektedir. Bu biçimde monoton yaşayan insanlarda uzun vadede hücre ve hücrelerarası bağlantı kaybı yaşanması olasılığı yükseltmektedir.
Kendini bu şekilde şiirselliğe kaptıran bir adam bizimki gibi monoton bir ilişkinin hazıyla yetinmesini bilemez…
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Epiktetos burunlarını çekmiyorlar ki
" Dilediği gibi yaşayan insan özgürdür. Hiçbir şeye mecbur değildir. Hiçbir şey onu engelleyemez ya da kısıtlayamaz. Yaptığı tercihlere kimse mani olamaz. İstediğini elde eder ve nefret ettiği şeylerin tuzağına düşmez. Kim tökezleyip durduğu, hatalar yaptığı, hiçbir disipline bağlı kalmadan, sürekli şikayet ederek monoton bir aldatmaca şeklinde geçen bir hayat yaşamak ister ki? "
Sayfa 80 - Pegasus yayınları·Kitabı okuyor
Düşünce
Zaten bir kurgu ve insan tasarımı olan Tanrı ölmüştür ve bu olumlu bir gelişmedir. Bundan sonra yapılması gereken şey, öte dünyacı, sıradan, rutin, monoton olmayan, tutkuyu da, aklı da dışlamayan, dünyevi ve yaratıcı bir yaşamın kurulmasıdır. Ancak bunu da sadece, sürü mantalitesinin dışında kalan özgür ruhlu insanlar yapabilirler.
Değişim Realitesi İnsanoğlunun bırakınız yılları, ayları, gün ve geceleri zamanın en küçük parçası olan “an" dediğimiz “lahza” dediğimiz en küçük parçası bile farklı olmalıdır. Hayatta her şey farklı... Çünkü hiçbir şey bir saniye öncesi gibi devam etmiyor; hayat akıp gidiyor. Bugün dünün devamı değildir. Bugün ayrı bir gündür. Bugünkü hayatta meydana gelen, atmosferde vâki olan olaylar ayrı şartlara tâbidir. Yani, hayatı böyle motamot, monoton bir saat gibi kurmuşsunuz; devam edip gidiyor, tarzında anlamak doğru değildir. Dünya her gün yeniden kuruluyor. İnsan vücudu sürekli değişiyor. Değişemeyen, gelişemeyen, zamana ayak uyduramayan bünyeler hasta olurlar. Tarihin dışında kalırlar. Her işte böyle... İş hayatında böyle, sanayide böyle, tarımda böyle... Eğer zamanın şartlarına ayak uyduramıyorsanız, hâla bir önceki zamanda yaşıyorsanız, mazide takılıp kalmışsınız demektir. Bu takdirde, siz şu anki zamanda yaşama hakkına sahip değilsiniz demektir. Bilgi de böyledir. Bilgilerinizi tazelemezseniz, dünkü bilgilerle bugün yaşamaya hakkınız yok demektir. Din anlayışı da böyledir. Nitekim Cenab-ı Resul: “İki günü eşit olan insan zarardadır" diyor."s.26
Sayfa 26 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor
“İnsan tək düşüncəsi ilə deyil, həm də hiss-həyəcanı ilə insandır. İnsan orqa- nizminin iki qütbü olmasını yetər ki hamı qəbul etsin. Beyin və ürəkdir bu qütblər. Tək beynin komandası ilə - ağılla insan yaşaya bilməz, belə olsaydı nə var idi ki. Heç kim səhv etməzdi, hər şey monoton axarında davam edərdi. İnsan çox zaman qəlbinin diktəsi ilə hərəkət edir, bax onda düşüncə, əql bir kənarda qalır, ürəyin verdiyi qərarlar isə bəzən yanlış ola bilir.”
Sayfa 3·Kitabı okudu