İskenderiye Dörtlüsü'nün üçüncü kitabı Mountolive'de, olayların merkezinde romana ismini veren diplomat David Mountolive bulunur.
Dörtlemenin en politik kitabıdır Mountolive.Bir yanda Filistin'de Yahudi devleti kurmaya çalışanları, diğer yanda Mısır'daki İngiliz hâkimiyetine son vermeye çalışanları görürüz.Mountolive ise İngiliz resmi politikasının temsilcisi olarak çıkar karşımıza.
Genç bir diplomat olan David Mountolive, Hosnani ailesinin çocukları Nessim ve Naruz ile dostluk kurarken anneleri Leyla ile de aşk yaşar.
Bence İskenderiye Dörtlüsü'ndeki en etkileyici, en güçlü kadın karakter Leyla.Mountolive üzerindeki etkisi de çok derin.Ayrıldıktan sonra da dostlukları uzun süre devam eder.
Mountolive görevi nedeniyle pek çok ülke gezer.Tekrar İskenderiye'ye geldiğinde, eski arkadaşları ile bir araya gelir.
İskenderiye, siyasi komplo planları ile kaynarken, kişilerin ve dostlukların içyüzü ortaya çıkar.
Memlik Paşa karakteri, Durrell'in oryantalist ve ırkçı bakış açısının sembolü olarak çıkar karşımıza.
Hakkaniyetli bir yönetici olan Sıdkı Paşa'nın, yozlaşmış Memlik Paşa'ya dönüştürülmesi buna karşın demir yumruk lakaplı Sir Miles Lampson'ın yüceltilmesi Durrell'in çarpıtması olarak görülmüş kimi araştırmacılar tarafından.
Daha önceki ciltlerden farklı olarak olaylar kronolojik olarak aktarılır Mountolive'de ve kalan boşluklar tamamlanır.
Âdeta toparlanır hikâye.
Bu cildin anlatıcısının kim olduğu hakkında tartışmalar olsa da yaygın görüş anlatıcının Darley olduğudur.
Benim de en çok sevdiğim cilt oldu Mountolive.