Nefsine mâlik olan biri, nefsine ait olmayan biridir Onun için özgürlüğün tarifi nefsin istediklerini yapmak değil, yapmamaktır. Zira o kul, nefsine mâlik olduğu, ona boyun eğdirdiği onu tutsak ettiği kadar özgür olduğunu bilir. Böyle biri dünyanın hiçbir servetiyle satın alınamaz. Allah'ın satın aldıkları kulların satın alamadıklarıdır. Kullara satılanlar kullara kul olanlardır. Kula kul olanların kulluğunu Allah kabul etmemektedir Böyleleri isterlerse dünyanın kralı olsunlar, aslında köledirler. Onlar dünyayı yönettiklerini sanırlar. Fakat onları güdüleri ve egoları yönetmektedir. Tıpkı böyle bir hükümdar ile bir âlim arasında geçen şu diyalogda olduğu gibi:
—Dile benden ne dilersen.
—Benim kölelerimi kendisine efendi eden kişiden ben ne dileyebilirim ki?
—Senin kölelerin benimse efendim olduğunu iddia ettiklerin kimdir?
—Hırs ve nefstir. Ben hırsı ve nefsi kendime köle ettim. Bakıyorum ki benim köle ettiklerim senin efendilerin olmuş. Ben, kölelerimin kölesi olan birinden ne isteyeyim ki?
Sokrates'le ilgili bir olay anlatılır: Pazar yerinde mallarla dolu bir tezgahın önünde öylece durmuş ve sonunda bağırmış: "İhtiyacım olmayan ne kadar çok şey var burada!"
Rasûlullah ölüm döşeğinde ve Hz.Âişe ra. rivayeti ile:
“Rasûlullah (sav.) son nefesinde ölüm baygınlığı geçirirken şöyle diyordu:
“Namazı ihmâl etmeyin! Namazı boşa vermeyin!
Doğrusu sizler,topluca ve cemâat halinde birlik içerisinde namaz kıldığınız sürece,birlik ve gücünüz sürekli olur. Namazı ihmal etmeyin!
Rasûlullah (sav.) son nefesini verinceye dek,
“Namazı ihmal etmeyin!”diyerek ruhunu teslim etti.”
Taberânî