söylenecek hiçbir şey yok, objektif bir dille yazılmış dönemi en iyi anlatan kitaplardan biri, yakın geçmişimizin en karanlık dönemini anlatıyor, empati yapabilmek için gayet hatırda kalıcı bir eser....
Tebrizli şems i anlatan bu eser bir ilahiyatçının eline o kadar yakışmış ki, inançlı yaşam hassasiyetlerimizin arttığı bugünlerde ilahiyatçıları ekranlardan indirmememiz gerekiyor. Yazım dili mükemmel ve akıcı, konuya ise söyleyecek söz yok, okuyalı çok oldu ama yazıya dökülen beşeri ilişkiler gözlerimi sulandıracak kadar iyiydi,,,,
elif hanım a şafak yerine shafak yazdığından dolayı kırgınlığım sürmektedir ama bu kitabını okumadan edemedim. Gönlüm gönlüne değdi; hak ile batıl, doğu ile batı, kitap ile mesel, kalp ile gönül ne desem az gelir rumi ye, elif hanım da girdiği bu yüce yolun hakkını vermiş, sevgiler...
Sabahattin Ali'nin okuduğum tek kitabı(hatırladığım), o dönemin yazarlarına ait beni en çok şaşırtan kitaplardan biri diyebilirim, yazım dili açısından enfes kurgu açısından emsalsiz bir eser, her cumhuriyet insanı okumalı...
Sevgili osman hamdi beyin bitografisi niteliğindeki bu kitap kaplumbağa terbiyecisinin tek başına aslında hiçbir şey olmadığını, arkasındaki muazzam bir entellektüel kişiliği, bir gencin ailesine ve sisteme kafa tutuşunu ve en önemlisi de müze kelimesinin türkiyedeki tarihini açıklıyor. Osman Hamdi benimde hayatımda önemli bir yer olan eskihisar köyünü ve savaşın yıkamadağı bir adamı anlatıyor, okunmalı diyorum....