Aşk ve sır... Kütüphaneci için bu ikisini yan yana getirmek boşa gitmezdi. Zaten aşk ile gizliliğin yan yana bulunması dikkat çekmezdi. "Çünkü gerçek aşk, gizli olandır!" dedi içinden. Bunları düşündüğü için de kendine "Aferin" demeyi ihmal etmedi.
Hayat herhalde bir katakulli değildi. Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü doldurun hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makûl değil miydi?