DİKKAT, kitapla ilgili İPUCU içerir!
Bir insan evladının başına gelebilecek kötü şeylerin hemen hemen hepsini deneyimlemiş bir roman kahramanı var elimizde. Sevdiklerinin acısıyla sınanmış, dünyada bir başına kalmış, işlemediği bir suçun cezasını çok ağır bir şekilde çekmiş, dost bildiği biri tarafından sırtından bıçaklanmış, delicesine sevdiği kadına kavuşamamış. Taş olsa çatlar sanırım bu şartlar altında ki karakterimiz de kendini bu insani duyguları bir daha yaşayarak acı çekmeyi önleyebilmek için beynindeki duygu sinyallerini kapatarak savunmuş. Livaneli yine şaşırtmadı ve çok iyi kurguladığı bu romanında da beni düşünmeye sevk etti. Zamanla duygularımızın bizi esir aldığı anlar yaşıyoruz. Hiçbir şey hissetmeden yaşamak benim nazarımda imkânsız fakat ara sıra kendimizi duygularımızın prangalarından kurtarıp dışarıdan bir göz gibi yaşadıklarımızı görmemizi sağlarsak daha az kırılgan olmayı ya da daha objektif olabilmeyi başarırız diye düşünüyorum.