merve

10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 18:10
Tedavisi olmayan ümitsizlik hastalığına yakalanmış filozof Nietzsche ve onu tedavi ederken kendini de tedavi eden ünlü Doktor Breuer arasında geçen konuşmalardan oluşan kitaptır ve Freud'a sık sık yer verilmiştir. Nietzsche ile Doktor Breuer arasıda geçen diyaloglar oldukça etkileyicidir. İkisinin farklı konularda yaşadığı çaresizlikler, yaşamın bazı anlarına sıkışıp kurtulamamaları, kendilerine uzatılacak bir yardım eli beklemeleri ve çıkış yolunu birbirlerinde bulmaları... Nietzsche'yi anlamak kolay değildir. Zira kendisi bir doktora içini dökerken değil, kırbaçlanan bir ata sarılırken ağladı 19. yüzyılda. Biz bugün bir avuç insan, faytonları tartışmaya ancak başlayabildik. Varoluş, psikoterapi, edebiyat ve felsefenin bir arada olduğu; okudukça insanı afallatan ve içten içe değişmeye, bir şeyleri anlamaya ve sorgulamaya iten nadir kitaplardan. İnsanın kendini tanıması ve sorgulaması adına çok faydalı bir kitap olduğu naçizane fikrimdir.. Not: Kitapta geçen olaylar gerçek değildir. Yazarın hayran bırakan hayal gücü ve aynı zamanda yaşamış bu insanları böyle güzel birbirine bağlaması da ustalığının göstergesidir bence.
Psikoloji
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Reklam
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2020 23:06
Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın kaleme aldığı ve Türk Edebiyatının ilk postmodern romanıdır. Arkadaşı Selim Işık’ın intihar ettiğini öğrenen Turgut Özben’in, bu intiharın altında yatan nedenleri araştırmasını konu alan bir kitaptır. Turgut, Selim’i tanıyan insanlarla görüşür ve bir nevi onun iç dünyasına girip onu anlamaya çalışır. Her insana farklı bir yönünü gösteren Selim, Turgut’un bu insanlarla konuşması üzerine hem Turgut’un hem de okuyucunun gözünde netlik kazanır. Turgut; hayatın akışına uyum sağlamış, toplumda örnek gösterilebilecek birini temsil ederken Selim; düşünen ve sorgulayan insanı temsil eder. Hatta bu yüzden ‘tutunamamıştır’. O tutunamamıştır, kimse de tutmamıştır onu. Çünkü tutunanlar genelde anlamaz tutunamayanları. Tutunamayanların bu dünyadaki yeri, kimsesiz mezar taşlarına çamurla yazılan yazı gibidir. Çoğu zaman silinir gider... Okuduktan sonra “etkisinden çıkmam zaman aldı” demenin olanaksız olduğu bir kitaptı. Çünkü etkisi herhangi bir kitap gibi soyut olmayan, yürekte derin bir yara bırakan; hatta yürekte hiç geçmeyecek bir yara bırakan bir kitaptı. “Bir kitap okudum ve dünyam değişti.” derler ya, onu bu kitap için söylemişler..
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Babalar alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2018 15:20
Hasan Ali Toptaş'ın en çok okunan ve benim de yıllar önce okuyup şimdi tekrar okuduğum kitabı. Kitapta Ankara-Denizli arasında salınıp giden destansı bir baba-oğul hikayesi anlatılıyor. Roman Türk kültüründen o kadar çok şey barındırıyor ki; akrabalık ilişkileri, rızık mücadeleleri, duygusal çöküntüler, batıl inançlar, yolculuk boyunca dinlenen türküler hatta hastanelerin bitmez tükenmez evrak işleri bile anlatılmış kitapta. Aslında biraz da ne kadar dertli bir ülke olduğumuzu hatırlattı kitap bana. Bu ülkede insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor. En çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz. Konuşacak o kadar çok şeyimiz var ki bazen sadece susarak bile anlatamadığımız şeyi gözlerimize bakarak anladığımız bir kültürdür Türk kültürü. İşte tam da burda yazar devreye giriyor ve her gün karşılaştığımız sıradan insanlardan birinin hikayesini anlatarak her insanın bir kitap olduğu gerçeğini vuruyor yüzümüze. Hasan Ali ne yazsa gözüm kapalı okur, tavsiye ederim herkese. "Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü.”
Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Puan vermedi·195 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2020 15:28
Sabahattin Ali'nin kaleminden ne okusak severiz ama bu kitap, kendi duygularının birebir yansıması olduğu için daha yakın geldi bana. Eşi ve kızına yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap. "Sen bu karanlık ömrümün içine bir sevinç ışığı gibi, kurumaya yüz tutan ekinlere can veren bir nisan yağmuru gibi birdenbire geldin." sözleriyle ifade ediyor eşine olan sevgisini. Gerçek aşkın hala bir yerlerde olduğu umudunu koyuyor 21. yy insanlarının yüreğine. Kitapta Filiz'e yazdıkları da yüzümde küçük bir tebessümle okumama vesile oldu. Okumanızı tavsiye ederim...
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2020 6. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2020 15:12
Kitapta inanılmaz derecede alegorik bir kurgu vardır. Her hayvan gerçek hayattan bir kişiliği temsil eder. Örneğin koyunlar en başta "Dört ayak iyi, iki ayak kötü" sloganları atarken sonrasında "Dört ayak iyi, iki ayak daha da iyi" sloganları atmaya başlar. Koyunlar özellikle seçilmiştir. Ne denilirse, ne istenilirse hemen kabul eder hayvanlar. Kitap günümüz siyasetinin en iyi örneklerinden birini yansıtıyor. Herkesin kendinden birşeyler bulabileceğine eminim. Okumanızı tavsiye ederim.
Siyaset
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma