9/10
·256 syf.··
2026 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:05
Susmasını bilmeyen dil beyhude konuşur Şemseddin Sivasî...İyiki tanımışım seni üstadım. Herkesle konuşmak yerine içindekileri yazmak, boş konuşmaktan ziyade sadece kelimeleri kağıda dökmesini en sevdiği meşgale olarak tanıdım, kitabın başlarında bu güzel insanı. Konuşamadığın zaman insanlar seni sağır sanıyorlar, ne garip. İlla bir isim seçeceksem kendime dilsiz değil de Lâl demelerini tercih ederim. Bir eksiklik değil de bir isim gibi, noksanlıktan ziyade bir hususiyet gibi. Hatta şiir gibi; Lâl. Syf 33 Fatih Duman beyefendiye de dua ettim içimden. Bu güzel insanları herkes okusun diye kağıda döktüğü için. Okurken faydalanmaktan ziyade, okuyucaya hissettiriyor kalemi. Yazarla ilk tanışmam olduğu halde samimi ve içten anlatımı etkiledi beni. Yazar önsözünde diyor ki: "Kim Bir Müslümanın hayatını yazarsa ona yeniden hayat vermiş gibi olur" diye okumuştum. Ve Hep de öyle inandım. Onun için belki de vazgeçmedim bunları yazmaktan. Unutulmasın, hatırlansınlar diye bir dert düştü nasibime o günden. Burası beni etkiledi ve bütün kitaplarını yavaş yavaş okumaya karar verdim. • Kitabı okurken biraz da araştırmalar yaptım tabi: (1520 - 1597) 16. yüzyılda yaşamış büyük bir Türk-İslam âlimi, mutasavvıfı, müderrisi ve şairi. Hem dini ilimlerde (tefsir, hadis) hem de edebiyatta derin izler bırakmış. Hem Türkçe hem Farsça şiirler yazmış. Divan'ının yanı sıra Mevlid, Mir'âtü'l-Ahlâk ve Süleymannâme gibi 20'den fazla eseri bulunmakta. Şiirlerinde ilahi aşkı ve ahlaki öğütleri samimi bir dille işlemiş. Çokta güzel ünlü bir beyiti varmış eklemeden olmaz: • Sür çıkar gayrı gönülden tâ tecelli kıla Hakk • Padişah girmez saraya hâne ma'mûr olmadan ​(__Gönlünden Allah'tan gayrı ne varsa sür çıkar ki, Hak oraya tecelli etsin. Çünkü saray temizlenip düzenlenmeden
Duygu ve Düşünce
LâlFatih Duman · Nesil Yayinevi · 20211,476 okunma
10/10
·283 syf.·
2026 14. kitabı
Oğuz Atay’la tanışmamın tam da onun doğduğu topraklarda, İnebolu sokaklarında olması bu kitabın bendeki yerini hep çok özel kılacak. "Bir Bilim Adamının Romanı", sadece bu ülkenin yetiştirdiği en kıymetli zihinlerden Prof. Dr. Mustafa İnan’ın biyografisi değil; bilimi bir statü ya da unvan aracı değil, bir "ahlak" ve yaşam biçimi olarak gören idealist bir ruhun hikayesi. Adana'nın yoksunluklarından ETH Zürih'e, oradan da parlak ve bol kazançlı bir Avrupa kariyerini elinin tersiyle itip büyük bir vefayla tekrar ülkesinin laboratuvarlarına ve öğrencilerine dönen bir adamın onurlu "inat" öyküsü bu. Her genç mühendisin okuması gereken eşsiz bir vizyon. Mustafa İnan’ın mekaniğe ve matematiğe sadece bir araç olarak değil, "evrenin dilini çözme" sanatı olarak bakması, dil ve edebiyat üzerine derin düşünceleri onu sadece donanımlı bir bilim insanı değil, gerçek bir düşünür (ve bir ekol) yapıyor. Kitabın bir diğer çarpıcı yanı ise şüphesiz Oğuz Atay'ın anlatımı. Bir öğrencinin (İTÜ İnşaat mezunu Oğuz Atay'ın) hocasına duyduğu derin saygıyı her satırda hissederken, Atay'ın dönemin akademi dünyasına, koltuk sevdalısı aydınlarına ve bürokrasisine yönelttiği zekice eleştirileri de okuyorsunuz. İşin en sarsıcı kısmı ise, 1975'te yazılan bu sitemlerin 50 yıl sonra bile hala ne kadar güncel olduğunu fark etmek... Bilime, üretmeye ve kendi değerlerinden ödün vermeden, saf bir merakla "iyi bir insan" kalmaya dair inancınızı tazelemek istiyorsanız, bu başyapıtı kesinlikle okumalısınız. Benim gibi okurken sık sık "Keşke her akademisyenin böyle bir romanı, böyle bir vizyonu olsa" diyeceğinize eminim. "Türk mühendislik âlemi, zaman geçtikçe efsane haline gelecek aziz bir varlığını kaybetti."
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·184 syf.··
2026 4. kitabı
José Mauro de Vasconcelos’un 1968 yılında yayımlanan Şeker Portakalı (O Meu Pé de Laranja Lima), yazarın kendi çocukluğundan derin izler taşıyan, dünya edebiyatının en dokunaklı ve sarsıcı büyüme hikayelerinden biridir. Roman, Brezilya’nın fakir bir mahallesinde yaşayan; hayal gücü sınır tanımayan, erken yaşta okumayı sökmüş fakat yaramazlıkları nedeniyle ailesinden ağır şiddet gören beş yaşındaki Zezé’nin iç dünyasını konu alır. Zezé, uğradığı sevgisizliğe karşı sığınacak bir liman olarak bahçelerindeki küçük bir şeker portakalı fidanını (Minguinho) seçer ve onunla dost olur. Ancak küçük çocuğun hayatı, kendisine dünyadaki en saf şefkati ve gerçek babalığı aşılayacak olan Manuel Valadares (Portuga) ile tanışınca tamamen değişir. Eser, yoksulluğun doğurduğu aile içi şiddeti ve çocuk istismarını sansürsüzce gözler önüne sererken, bir çocuğun hayata tutunması için sevginin ne denli iyileştirici bir güce sahip olduğunu savunur. Vasconcelos’un sadece 12 günde yazdığı ancak yüreğinde 20 yıl taşıdığını belirttiği bu romanda, yaşanan trajediler Zezé’nin çocukluk saflığını elinden alır ve ona acıyı erken yaşta keşfettirir. Özetle Şeker Portakalı, hüznü ve umudu çocuksu bir dille harmanlayan, insanın kalbine dokunan ve büyürken kaybedilen saflığı sembolize eden zamansız bir başyapıttır.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,3bin okunma
2/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 23:51
Daha kitaba yeni başladım önsöz dikkatimi çekti patrick diye bir adam var yazarı anlatmış güzelde bir yazı okuduk 10 sayfa tamam .3 yıldızlı bir kısıma geldik kitap başlıyor sanırsınız değil mi hayır arkadaşlar bu adam 23 sayfa boyunca konuşuyor kaynakçasıyla 26 .Kitap zaten 140 sayfa ahdhdhdh Ben neden 26 sayfa boyunca patrick diye bir adamın cümlelerini okuyorum bunu bana söyleyecek olan var mı?"yazar" mış gibi davranıp rol çalmak mı öyk yani .Kitap 2 puan geride başladı şimdiden söyleyebilirim 8 puan üzerinden değerlendireceğim -Final yorumum- Normalde hak ettiği puan 4’tü ama bahsettiğim sebeplerden dolayı 2 vereceğim. Ben bu kitaba içindeki hikâye için para ödüyorum, birilerinin önsözü için değil. Bir tane adam var, zaman yolculuğu yapıyor. Gelecekte Morlocklar ve adını unuttuğum başka bir ırk var. Bunların hiyerarşisine ayak uydurmak zorunda kalıyor çünkü orada mahsur kalıyor. Verdiği mesajlar güzeldi, o yüzden puan verdim. Ama olay örgüsü kötüydü. Çok fazla ucu açık yer vardı. Çok boşlukluydu. Market filesi gibi bir kitaptı; işlevi var ama çok boşluklu, içine ne koysan dökülür. Sözde var ama işlevde yok diyebiliriz. (Spoiler) Weena neden orada kaldı mesela? Varsayım üzerine ormanda öldüğünü kabul etti. Zaman makinesi için o cüce insanları suçladı, o da varsayım üzerineydi. Akıllanmamış gibi tekrar makineyi kullandı; muhtemelen başı derde girdi ve öldü. Yani bu olay örgüsüne ne denebilir ki? Ben bilimkurgu canavarı değilim ama bana bir olay lazım ki yorum yapabileyim. Sadece mesajı güzeldi.Kitapta en sevdiğim şey ise zamanın geçiciliğini hissettirmesiydi. Bundan 100 sene sonra hiçbirimiz yokuz artık. Yengeçler mi olur, akrepler mi olur bilmiyorum. Dedem bundan 5 ay önce buradaydı; nefes alıyordu, yemek yiyordu. Bir gün önce de sohbet
Zaman MakinesiH. G. Wells · İthaki Yayınları · 202337,1bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 182. kitabı
"Şeker Portakalı" (Meu Pé de Laranja Lima) José Mauro de Vasconcelos'un 1968'de yayımlanan romanı. Brezilya edebiyatının en sevilen eserlerinden. Türkiye'de de özellikle genç okurlar arasında çok popüler. *Konu:* 5 yaşındaki yoksul ve hayal gücü çok geniş bir çocuk olan Zezé'nin hikayesi. Babası işsiz, evde şiddet var, Zezé yaramazlığı yüzünden sürekli dayak yiyor. Tek sığınağı arka bahçedeki küçük şeker portakalı fidanı. Onunla konuşuyor, dertleşiyor, hayaller kuruyor. Bir gün “Portuga” dediği Manuel Valadares ile tanışıyor ve hayatında ilk kez gerçek sevgiyi tadıyor. *Temalar:* - *Çocukluk ve Masumiyet*: Zezé'nin hayal dünyası, yetişkinlerin sert gerçekliğiyle çarpışıyor. - *Yoksulluk ve Şiddet*: Aile içi şiddet ve ekonomik zorlukların çocuk üzerindeki etkisi çok çarpıcı işleniyor. - *Sevgi ve Kayıp*: Şeker portakalı fidanı ve Portuga, Zezé için sevginin sembolü. Kaybetmek zorunda kalınca büyüyor. - *Hayal Gücü*: Zor bir hayatla baş etmenin tek yolu olarak hayal kurmak. *Önemli Noktalar:* - Roman otobiyografik öğeler taşıyor, Vasconcelos'un kendi çocukluğundan izler var. - Dili çok sade ama duygusu çok yoğun. O yüzden çocuk kitabı gibi başlıyor, ama yetişkinleri ağlatıyor. - "Acı çekmek, ölmekten beterdir" gibi unutulmaz cümleleri var. *Etkisi:* Türkiye'de 1983'te çevrildi ve milyonlar sattı. Pek çok kişi için "ilk kez bir kitapta ağladım" dedirten eser oldu. Zezé'nin "neden büyükler çocukları anlamaz?" sorusu hala geçerli.
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,3bin okunma
Puan vermedi·283 syf.··
2026 5. kitabı
Oğuz Atay'ın kendine özgü tarzıyla hocası Mustafa İnan'ı anlattığı biyoğrafik romanı. Aslen Malatyalı olup,Adana da doğan(1911),posta memuru Hüseyin Avni beyin oğlu Mustafa İnan.O zamanlar Anadolu da doğan çocukların hastalıklar, kazalar sebebiyle yaşaması mucize.Mustafa bu mucize çocuklardan biri. Küçük Mustafa kolay büyümez,nasibini alır dönemden.Dört yaşında Adana sıcağında damda yatarken düşer.Zor bir iyileşme süreci geçirir,ölümden döner.O günden sonra da tam sağlıklı bir çocuk olmaz. Babası her fırsatta "Bu çocuktan adam olmaz "der. Babanın bu yanlış önsezisine rağmen, iyi olsun çabasıyla evde çayına istedigi kadar şeker atan tek çocuktur Mustafa.Henüz 3 yaşında iken 1. Dünya savaşı, kıtlık ve ağır yoksulluk yıllarında bu çok önemli bir ayrıcalıktır. Bahçe de koştuğu dahi görülmeyen,durgun ağırbaşlı, akıllı uslu bir çocuk Mustafa. Sadece koşmak mı?Ders çalıştığı da görülmezdi.Zaten bir defteri vardı kitabı da yoktu. Ailesine yük olmamak için erkenden kalkar, parasız yatılı ögrencileri kahvaltı yaparken onların kitaplarından ders çalışırdı.Ders çalışmadığını düşünen babası sürekli tekrarlıyordu: "Bu çocuktan adam olmaz" Öyle ki belki biraz adam olur diye farklı işlere çıraklığa verildi. Bu çocuk öyle bir çocuktu ki her şeye merakı vardı. Kısa zamanda kavrıyor, en ince detayı dahi öğreniyordu.Bu özelliği sayesinde kimsenin anlayamadığı dersleri kavrıyor,arkadaşlarına da anlatıyordu.Okulun aranan ismi oldu Mustafa İnan. Öğretmek onun için bir tutkuydu artık. Bu azimli çocuk büyüdü ve çok önemli bir adam oldu. Ama babası göremedi. Bugün ki İTÜ'nin kuruluşuna katkı sağladı. Yurtdışında ilk doktora yapan bilim insanımız oldu. İlk fizik ve kimya labaratuvar çalışmalarını yaptı. Dekanlık,rektörlük yaptı. Tübitak'ın kurucularından biri oldu. Fotoelastisite alanında
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma