Allah Teâlâ kulunun kalbinin kendi sevgisinden, korkusundan ve ümidinden boş olmasını ve kalbinde başkasının olmasını kıskanır. Çünkü Rabbimiz mümin kulunu kendi için yaratmıştır. Yarattıkları arasından seçmiş ve mükerrem kılmıştır.
Şayet bir ihtimal düşersem cennete, Tanrının kapısında ağlayarak öldüreceğim kendimi. Ben zaten beni yakardım oysa. Gök kuşum yandı mı yoksa? Sahi, bu gece ne dokunaklı böyle… Gök kuşum yanarak uçuyor sanki dağlarda, Uluyor sesi hâlâ kulaklarımda…
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Zararlı hiçbir şeyi, bana bir zararı olmasa da, bağışlamak zorunda değilim. Yeryüzünde yalnız değilim. Bugün ben kendime yapılanları bağışlarsam, aşağılanmama belki yalnızca gülersem, bu beni yaralamazsa... gücünü benim üzerimde deneyen canavar yarın gider bir başkasının derisini yüzer. Dolayısıyla, her insana ayrı gözle bakmam, yüreğimi kararlı tutmam gerekir. İnsanları, 'Bu bizden... bu bizden değil...' diye ayırmalısınız. Hakça, çok doğru bir yol bu, ama insana yetmiyor."
Sayfa 122 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken, ihtiyarsız dalalet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor.
Bir okurum yorgun anne sendromunu nasıl atlattığını şöyle anlattı
1. “Çocuk da yaparım kariyer de demedim, ayağıma gelen kariyer tekliflerini reddedip, işimi çocuğuma daha çok vakit ayıracak seviyede tuttum.” 2. “Ev işlerini, yemeği takıntı haline getirmedim. Tabii ki çocuk düzenli ve temiz bir ortamda sağlıklı olur ama ben sürekli temizlik ve yemek yapan ve bu nedenle çocuğuna vakit ayıramayan gergin anne olmak istemedim. Ev işleri için yardım aldım; eşimle bazı sorumlulukları paylaştık.” 3. Mükemmel anne olma takıntımı geride bıraktım ve oğluma da mükemmel olmadığımı, ama onu çok sevdiğimi, onu istemeden üzersem duygularını ifade etmesi gerektiğini anlattım.” 4. Annemden öğrendiğim gereksiz hijyen takıntısını bıraktım; çamurla da oynadık, yerlere de yattık, bol bol doğaya çıktık. Okuldan üzeri kirli geldiğinde onu, ‘Bugün oldukça eğlenmişe benziyorsun,’ diye karşıladım.” 5. Tüm arkadaşlarım, ‘Birinci sınıf korkunç yorucu ve gergin geçiyor, her gün evde ödev kavgası ediyoruz,’ deyince (maalesef eğitim sistemimiz içler acısı) ev almaktan vazgeçip özel okula yazdırdım.” 6. Evde onun annesiyim, öğretmeni değil. Ders konusunda onunla tartışmadım; ödevlerin onun sorumluluğu olduğunu anlattım.” 7. Onu, benim istediğim değil, kendi istediği faaliyetlere yönlendirdim; bir müzik aleti ve bir spor dalı ile ilgilenmek onu daha özgüvenli yaptı.” 8. Oynadık, oynadık, oynadık; karanlık korkusunu aşmak için ona oyuncak bir gece görüş gözlüğü aldım ve tüm ışıkları kapatıp hazine avına çıktık. 9. Program takıntısını bıraktım; şu saatte şunu yemeli, şu aya kadar dışarı çıkmamalı vb. ‘Çocukla seyahate çıkılmaz,’ tabusunu bıraktım; beş günlükten itibaren dağ bayır gezdik. Onun benim devamım değil, ayrı bir kişi olduğunu kabul ettim. Bir gün, ‘Ben üşüdüm, sen de yelek giy,’ deyince, ‘Anne, ben sen değilim,’ dedi. O gün kafama dank etti.” 10. “En
"Böcekleri ve bitkileri dahi önemseyip onlara bütün kâinatı hizmetkar kılan Rabbimiz ,insan gibi Mükerrem bir varlığın dertleriyle ilgilenmemesi ,onun için dertlerden kurtuluş fırsatları hazırlamaması düşünülemez."